Zelal Ceyhan

8/10
·284 syf.··
Beğendi
·
2021 57. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 20 Ekim 2021 10:30
Leyla'nın Evi, birbirini daha önce hiç tanımamış üç kişiyi biraraya getirerek İstanbul Boğazı'nın öyküsünü anlatır bize. Bu kitapta göçmenlik, yurtsuzluk ve trajik hikayeler bunun getirdiği ötekilik, toplumsal değişimler ve bu süreçte yaşanan sancıları sade ve akıcı bir dilde anlatıyor Leyla hanım görkemli yalı da himetliler hocalar nedimler le yaşadıgı günlerden tek başına çaresizlik içinde bir apartman dairesine sıganmaktan duydugu üzuntüyü birlikte yasiyoruz. ve ailesine ait anıları hatıralra nasıl sahip çıktını zülfi livaneli'nin diger kitapları gibi mutllaka okunmalı.
Edebiyat
Leyla'nın EviZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 201735,3bin okunma
Reklam
10/10
·272 syf.··
Beğendi
·
2021 56. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 16 Ekim 2021 00:38
Adını ilk olarak Livaneli kitabı serenadta duymuştum. Hikayesi çok uzun olmamış olsa da beni fazlasıyla etkilemişti. Hikayenin hele ki gerçek olan struma gemisinde yaşanılan hikaye beni çok derinden etkileyip üzdü. O kadar üzücü bir olay ki söylenecek bişey bulamıyor insan. Kesinlikle okunması gereken bir eser olarak düşünüyorum resmen yaşadım olayı.
1000Kitap
StrumaAaron Nommaz · Destek Yayınları · 2019844 okunma
8/10
·256 syf.··
2021 55. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 12 Ekim 2021 17:06
bir roman düşünün ki hem döneminin toplumuna, ruhuna ışık tutsun hem de insan denen girift mahlukun ruh dehlizlerinde sizi gezdirsin. “içimizdeki şeytan” söyledikleri, düşündürdükleri ve ihsas ettirdikleriyle çok katmanlı bir roman. son derece karamsar, bedbin ve bir yanıyla da kötücül. hepimiz kötü müyüz? değiliz, diyenler sadece uygun zaman ve zeminde sınanmamanın verdiği emniyet ve fütursuzlukla mı bu cevabı veriyorlar acaba? garazsız ivazsız iyilik var mıdır? korkaklıklarımız, beceriksizliklerimiz ve pek çok alandaki yetersizliklerimiz/acziyetimiz yüzünden her an sapmaya teşne varlıklar mıyız? kitap tüm bu sorulara ve daha fazlasına olumsuz cevaplar veriyor neredeyse ve çok az ümit ve teselli bırakıyor geride. roman, başından sonuna kadar bir sıkışmışlığı, bunalmışlığı; bozulmayı ve kokuşmuşluğu anlatıyor. içine doğduğumuz hayat denilen yeknesak iklimin insanda meydana getirdiği manasızlık ve anlam arayışı fakat bulamaması ya da bulduğu an aslında bulduğunun aradığı olmadığı hissini iliklerinizde hissediyorsunuz. daha açılıştaki vapur sahnesiyle üstünüze yapışan bu his, şiddetini arttırıp tüm eser boyunca yoğunlaşarak ve ağırlaşarak size eşlik ediyor. ömer bu dağdağa içinde macide’ye sarılıyor âdeta. macide kendi boşluğu içinde öyle hiç de eni konu düşünmeden kendini ömer’e bırakıyor. onlara karanlık, rutubetli, basık bir fon olarak istanbul ve bir ev dekor oluşturuyor. işte bu noktada romanın baş kişisi olan ömer’e ve onun dünyasına bakmak gerekiyor. düşünceden ziyade duygunun; akıldan çok hissin galip olduğu biri ömer. önünü ardını düşünerek değil, anlık duygu ve düşüncelerle hareket ediyor çoğunlukla. maymun iştahlı bir tarafıyla. o yüzden her şeyden çabuk sıkılıyor. serbestiye alışık, bağlanmaya hazır değil. buna arzu duymuyor değil fakat doğası başka telden
Edebiyat
İçimizdeki ŞeytanSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2019208,9bin okunma
7/10
·147 syf.··
2021 54. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 01 Ekim 2021 18:56
Alın kellesini demek ne kadarda kolay..! Padişahta olsan, dünyanın hükümdarıda olsan; hikayen, hayatın, yaşadığın saray hatta annen bile dışarıdan görenlerin, sadece şöyle bir bakanların düşündüğü, tahmin ettiği, hayal ettiği hatta imrendiği keşke benim olsa dediği şaşalı, ihtişamlı, her türlü zenginlikle dolu hayat olmayabiliyor. Osmanlıyı anlatırken hepimiz genellikle başarılarını, üç kıtaya yayılan sınırlarını, özgürce yaşam hakkı verilen farklı dinlerden, milletten insanların yaşadığını, zaferleri, diğer ülkelerin krallarına verilen zekice cevapları, hamleleri konuşur anlatırız. Ama o taht için kardeşlerini öldürmelerinden, kendi evlatlarına kıymalarından, kadınlara mallarıymış gibi davranmalarından, iki kelime ile “alın kellesini” can almayı sıradan bir eylem halinde, rahatsız olmadan, düşen kelleri izlemelerinden bahsederken sanki aynı Osmanlı değilmiş gibi gelir en azından bana. Harika bir kitap bitmesin istedim daha çok anlatsın, daha çok anlayayım istedim hiç bir şeyin göründüğü gibi olmayabileceğini.
Edebiyat
Engereğin GözüZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 201924,8bin okunma
10/10
·495 syf.··
2021 53. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 19 Eylül 2021 23:02
okurken defalarca bölüp, netten bahsi geçen tabloları incelediğim, fransız tarihine de değinmiş, kültür açısından zengin bir eser. karışık bir kurguya sahip olmakla birlikte inanılmaz sürükleyici, heyecanlı bir kitap. kitaptan uyarlanan sinema filmi için aynı şeyi söylemek pek mümkün değil. sağlam oyunculara rağmen kitabın dolu dolu yaşattığı heyecanı bende uyandırmadı. ”Dan Brown, ülkedeki birkaç usta yazardan biri. Da Vinci Şifresi üstün bir zeka tarafından kurgulanmış harika bir gerilim romanı. Nelson DeMille, yazar ”Entrika ve tehlikenin iç içe geçtiği okuduğum en iyi gerilim romanı. Kelime oyunları, gizemler ve bulmacalarla örülmüş akıllara durgunluk veren bir öykü.” Clive Cussler, yazar ”Dan Brown’ı yeni keşfettim. Da Vinci Şifresi düşündürücü olduğu kadar aynı zamanda büyüleyici. Tarih meraklılarına komplo çılgınlarına, bulmaca meraklılarına ve gerilim öyküsü severlerin bir solukta okuyacakları olağanüstü roman. Ben bu kitaba bayıldım. Harlan Coben, yazar ”Böylesine bir gerilim romanı yazılabileceğini hayal dahi etmezdim. Ama size bir şey söyleyeyim mi? Bu kitabı elimden bırakamadım. Da Vinci Şifresinde Dan Brown büyüleyici ayrıntılarla zenginleştirdiği inanılmaz bir dünya kurmuş. Okumaya doyamadım. Bay Brown size hayranım.” Robert Crais, yazar ”Da Vinci Şifresi okuru esir alıp, bambaşka bir dünyaya götürüyor. Her sayfası soluk kesici. Kitabı elinizden bırakamayacaksınız. Tün dünyadaki gerilim romanları okurları pek yakında Dan Brown’ın usta bir yazar olduğun7 anlayacaklar.” Vince Flynn, yazar
Edebiyat
Da Vinci ŞifresiDan Brown · Altın Kitaplar · 200352,8bin okunma
Reklam