Çocukları görmek istediğimiz gibi değil oldukları gibi görmeliyiz ve onları eğitirken gelişimin doğal yollarını izlemeli, ölü yönergelerden kaçınmalıyız.
s.44
Sadece gençler için değil aynı zamanda yetişkinler için de devam okulları olmalı. Şu an insanları sadece bir yaşam kazanıp evlenebilecekleri noktaya kadar eğitiyoruz; sonra sanki tam bir zihinsel donanım kazanılmış gibi eğitim tamamen duruyor. Yaşamın geriye kalan tüm karmaşık problemlerinin çözümü bireyin sağduyusu -ve cehaletine- bırakılıyor. Düşüncesiz ve mutsuz sayısız evlilik, sayısız profesyonel hayal kırıklığı tamamen bu yetişkin eğitimi eksikliğinden kaynaklanıyor. Bu yüzden çok sayıda erkek ve kadın tüm yaşamlarını en önemli şeylerden tam anlamıyla cahil kalarak harcıyorlar.
s.69
Kendini eğitmenin kaçınılmaz temeli kendini tanımaktır. Kendini tanıma yetisini, kısmen kendi hareketlerimizi ciddi şekilde gözden geçirerek ve yargılayarak, kısmen de diğerlerinin eleştirileriyle kazanıyoruz.
s.70-71
Eski bir simyacı, “Ars totum requirit hominem” [Sanat, bütün bir insan gerektirir] der. Anlayış ve bilgi orada olmalı ama kendilerini kalbin üstünde tutmamalılar ki kalp de kendini duyguya bırakmasın.
s.125
Kişiliğimiz, yaşamımız boyunca ayırt etmesi zor ya da imkansız olan tohumlardan gelişir, kim olduğumuzu ise sadece eylemlerimiz ortaya çıkarır. Bizler, dünyanın yaşamını besleyen ve tüm değişik, mükemmel ve kötü şeyleri meydana getiren güneş gibiyiz; rahimlerinde sayısız mutluluk ve acıya katlanan anneler gibiyiz. Başta içimizde neyin sevap neyin günah, neyin kader, neyin iyi neyin kötü olduğunu bilmeyiz, İlkbaharın neler getireceğini sadece sonbahar gösterebilir, sabah neyin başlayacağı sadece akşamdan görülebilir.
s.196