Mert Sabancıoğlu

Mert Sabancıoğlu
@zodiseus
“Görüyor musun?” dedi, “Bilme tutkusu insanları nasıl bir sona sürüklüyor. Görmek, duymak, bilmek ve öğrenmek isteyen şu zavallı cerraha gösterilen saygı, sadece karanlığı, soğuğu ve sessizliği algılayan ve hiçliği bilen bir cesede gösteriliyor. Onu katleden bu insanlar evlerine döndüklerinde belki de çocuklarına Kubelik’in acı sonunu ibretle anlatacaklar ve bilginin tehlikelerini birer birer sayacaklar”.
Sayfa 163 - İletişim Yayınları, 67. Baskı·Kitabı okudu
Edebiyat
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Ey kör! Aç gözünü de düşlerden uyan. Simurg'u göremesen de bari küçük bir serçeyi gör. Kaf Dağına varamasan bile hiç olmazsa evinden çıkıp kırlara açıl; böcekleri, kuşları, çiçekleri ve tepeleri seyret. Bırak dünyanın haritasını yapmayı! Daha hayattayken bir taşı bir taşın üstüne koy. Gülleri ve bülbülleri göremeyip gün boyu evinde oturan adam Dünyanın kendisini hiç görebilir mi?
Sayfa 21 - İletişim Yayınları, 67. Baskı·Kitabı okudu
Edebiyat
İşte bu doğru. Burada, Türkiye’de insan hiçbir şeye aklıyla inanamaz.” Ömer gene işçi barakalarını işaret etti. “ Ya onlar gibi Allah’a inanırsın, ya da hiçbir şeye. Çünkü her şey sahte burada. Her şey taklit! Her şey yalan, iki yüzlülük, kandırmaca dolu.
Sayfa 345 - İletişim Yayınları 27.BASKI·Kitabı okudu
Birçoklarının sandığı gibi eskiyi yeniye dönüştürülmeyecek bir şey değildi: İnsan gelip geçici heyecanlara kapılmayacak kadar sakin ruhlu ve becerikli olursa, eskiyi biraz bükerek yeniden çevirebilir, birçoklarının baştan yapmaya kalkıştığı şeyi, küçük ama, zeki uzlaşmalarla zamana uydurulan eskini içinden çıkarabilirdi.
Sayfa 232 - İletişim Yayınları 27.BASKI·Kitabı okudu
Salonda kadınlar ve genç kızlar bir yanda, delikanlılar ve yaşlı erkekler de başka bir yanda oturuyorlardı. Herhalde kimse ayrı ayrı oturmaları gerektiğini düşünmemiş, daha doğru ve uygar olanın birlikte olduğunu çoğu aklından geçirmiş ama, hiçbiri kuralı bozmaya cesaret edememişti.
Sayfa 197 - İletişim Yayınları 27.BASKI·Kitabı okudu