İnsanca Yaşamak
Gıybetçilerden uzakta, fitneden ırak, İşim düşünmek, eğitmek, ilmi taşımak; Ey gönül! Sen kötüleri ardında bırak, Yolum, yönüm, yöntemim insanca yaşamak... Hoppa kadınlarla züppe erkekler azar, Sanırsın Kıyamet Günü'ne kalmış ramak; Tarih şımaranı "ibretlik" diye yazar, Davam, dostum, değerim insanca yaşamak... Yılan dilliler her gün zehirler saçarken, Sen asil kalbinle hep temiz kal her dem pak; Torpilliler kendini "Vasıflı" sanarken, Aklım, fikrim, rehberim insanca yaşamak... Doktor MBC
Şair Filozof Doktor MBC ile Şiir Dolu Günler
#İstanbul ( yine yeniden hep )
İstanbul çekiyor canım. Biraz şairler parkı biraz çarpmak istiklalde hiç tanımadığım insanlara. Bir köşede oturup züppe bir sokak kedisiyle küfür etmek selam vermeden geçen insanlara. Selam vermedikleri için değil insan oldukları için diye dürtüyor kedi beni. Ve hiç bilmediğim bir yatakta uyanmak kahve kokusuyla.
Reklam
NİÇİN TÜRK ROMANI YOKTUR?
Ahmet Hamdi Tanpınar’a göre bir Türk romanının olmayışının sebebi, “Türk romancısının cemiyetimizle, hayatımızla alâkadar olmayışı” değildir. Çünkü, içindeki isimler “Türk”tür; yaşayış bu memlekette mevcut bir yaşayış… Manzara; Anadolu ve İstanbul manzaraları… Mevzu: Kendi hayatımızdan seçilmiş. “Üstelik halledimeye çalışılan meseleler varsa, onlar da cemiyetin meseleleri…” Tanpınar bunları belirttikten sonra ilâve eder: “Hülâsa, yaşayışındaki tezatlarla dahi olsa, bu memleketin insanı, bu memleketin peyzajında, bu memleketin halkının diliyle kendi hazin veya mesut macerasını yaşıyor. Şimdi bu romanın cemiyetimizle alâkasız olduğunu nasıl iddia edebiliriz? Daha ileri giderek söyleyelim, gazetelerimizde ve hayatımızda yer tutan meselelerin hemen hepsi Türk romanına geçmiştir. Türk romancısı, başka memleketlerde yeni yeni tecrübe edilen köylü romanı bile yapmaya kalkmıştır. Kadın-Erkek meselesi, cehâlet meselesi, yenilik meselesi, münevverin sermaye meselesi… daha realistlerin elinde köylünün hayatı, cehâlet, tembellik. Bütün bunlar bizim romanlarda var. O hâlde Türk romanı günü gününe yaşayışımızla alâkadar. Fakat bütün bunlara rağmen, bu romanı çok defa sun’î bulmamak, okurken cansızlığına isyan etmemek, hattâ realite ile arasında bir münasebet tesis etmemek de pek az mümkün.” (Ahmed Hamdi Tanpınar, Edebiyat Üzerine Makaleler, Dergah Yay., 4. Basım, İstanbul 1995, s. 46) Tanpınar’a göre romancıların “garbdan okuduklarının tesiri altında” kalmaları da “Türk romanının olmayışının” sebebi sayılamaz. Çok büyük bir romancı olan Fyodor Dostoyevski’nin **“eserlerinin asıl büyük temi, üzerinde o hepimizi kavrayan kahramanların mulajını yaptığı büyük model hariçten geliyor”dur. “Dünyanın hangi sanat hareketi, başka bir sanatın, başka bir dil âleminin tesiriyle
Türk Romanı
Bıktım Artık Ben Yaşamaktan
Hoppa kızlar, yavşadığı züppe erkekler, Çekinmiyor fitne, fesat, gıybet yapmaktan; Bu dünyadan hayır bekleyen boşa bekler, Annem öldü, bıktım artık ben yaşamaktan... Yüzüme gülüp arkamdan konuşan diller, Yalıyor ardını kodamanın durmadan; Mazlum çimenleri ezdikçe zalim filler, Dünyam çöldü, bıktım artık ben yaşamaktan... Genci yaşlısı, kadını erkeği aynı, Hepsi zalim, hiçbiri anlamaz haktan; Bu dünyada bulunmak sade zaman kaybı, Ruhum söndü, bıktım artık ben yaşamaktan... Doktor MBC
Şair Filozof Doktor MBC ile Şiir Dolu Günler
Kadına Şiddet Nasıl Durdurulabilir?
1. Cezalar arttırılmalı gerekirse idam cezası geri gelmelidir. 2. Badboy seven hanımefendiler sevdikleri badboyların şiddete yönelik eğilimlerine karşı kendilerini savunma konusunda bilinçlendirilmelidir. 3. Şiddet gören bir kadın şiddeti uygulayan her kim olursa olsun aile üyesi bile olsa ondan korunmalı toplum "bize ne?" dememelidir. 4. Kadınların neden sevecen sadık seviyeli erkeklerden tiksinip zalim zorba züppe erkek sevdiği detaylıca araştırılmalı bu konuda bilimsel bulgular elde edilmelidir. 5. Kadınlarca asla sevilmeyen şiir yazan resim çizen beste yapan sanatçı ruhlu erkekler eserlerinde kadın haklarını daha fazla korumalı ve kadınların kendilerine yönelik olan içgüdüsel sebepsiz nefretlerine saygı duyup yalnız olmalarına rağmen kadına şiddeti lanetlemelidir. Benim önerebileceğim çözüm adımları bunlardır. Herkese sevgiler, saygılar...
Doktor MBC soruyor
Medet Ya Rab! İmdat Ya Azrail!
Zulmün başkentinde gaflet binleri aştı, Gözyaşı gözümden, kahır sinemden taştı; Bir duam var ki yankılanıyor daimen, Derim: Allahümme teveffeni acilen! Öyle bir ibretlik kent ki gözümde sanki, Hoppa kadınlarla züppe erkekler sirki; Bir duam var ki mühürleniyor hep kalben, Sözüm: Allahümme teveffeni acilen! Çiçek ektim yolundu, hakkım hep çalındı, Bana kahpelik yapanlar, bana alındı; Bir duam var ki ona adandım her an ben, Son kez: Allahümme teveffeni acilen! Doktor MBC
Şair Filozof Doktor MBC ile Şiir Dolu Günler
Reklam
Reklam