t

Türk Romanı

5 üye
Takip
TÜRK ROMANI VAR MIDIR?
Büyük Doğu Mimarı, Necip Fazıl Kısakürek “yoktur” diyor. Niçin yok?.. Şüphesiz, memleketimizde yüzlerce romancı doğdu, binlerce roman yazıldı… Bir Türk romanının olabilmesi için, yazarın Türk olması, romandaki kahramanların Türk ismi taşıması, mekânın Türkiye olması ve bu ülkenin meselelerinden bahsedilmesi yeterliyse elbette bir Türk romanı vardır; hem de kemmiyet itibariyle oldukça hacimli bir Türk romanı… Ama bir Türk romanının olabilmesi için, onu dünya romanından ayıran bazı çizgilerin, dünya romanında mevcut olmayan orijinal hususiyetlerin, dünya edebiyatına teklif ettiği yeni anlayışların olması gerekirse, elbette bir Türk romanı yoktur. Söz konusu olan, dünyadaki anlayış ve tekniklerinin, bu ülke insanına montajıdır. Batı’da modeli çizilmiş ve imâl edilmiş bir otomobil düşünelim. Bu otomobilin şeklinden motoruna ve diğer malzemelerine kadar aynısı Türkiye’de, Türk insanı tarafından üretilse ve kullanılan parçalar dahi yerli olsa, ona Türk otomobili demek için saf denecek kadar iyimser olmak gerekir. Örnek aldığı modele ciddî bir takım teknikler ilâve eder ve böylece karşıya teklif edebileceği yenilikler olursa o zaman iş değişir. Yeşilçam filmlerini hatırlayalım: Artistler Türk, yönetmen de öyle… Kezâ filmler bu ülkede çekiliyor ve genellikle işlenen mevzular da bu ülkenin hastalıkları… Ama buna rağmen bir “Türk Sineması”ndan sözedilemiyor; çünkü dünya sinemasına vereceği birşeyi yok bu filmlerin… Türk romanı denilen eserler bütünü de böyle… Aralarında gerçekten başarılı çıkışları ifâde eden ve okunmaya değer eserler olsa da, bunlar “kendi kendinden ibârettir” ve genel hükmümüzü değiştirecek bir “sürekliliği” doğuramamışlardır. İBDA Mimarı Salih Mirzabeyoğlu, **“Çağdaşlık, eğer dünya çapında geçerli bir kültür ölçeğinin adı ise, hâlihazırda geçerli ve hâkim olan ne
Türk Romanı
NİÇİN TÜRK ROMANI YOKTUR?
Ahmet Hamdi Tanpınar’a göre bir Türk romanının olmayışının sebebi, “Türk romancısının cemiyetimizle, hayatımızla alâkadar olmayışı” değildir. Çünkü, içindeki isimler “Türk”tür; yaşayış bu memlekette mevcut bir yaşayış… Manzara; Anadolu ve İstanbul manzaraları… Mevzu: Kendi hayatımızdan seçilmiş. “Üstelik halledimeye çalışılan meseleler varsa, onlar da cemiyetin meseleleri…” Tanpınar bunları belirttikten sonra ilâve eder: “Hülâsa, yaşayışındaki tezatlarla dahi olsa, bu memleketin insanı, bu memleketin peyzajında, bu memleketin halkının diliyle kendi hazin veya mesut macerasını yaşıyor. Şimdi bu romanın cemiyetimizle alâkasız olduğunu nasıl iddia edebiliriz? Daha ileri giderek söyleyelim, gazetelerimizde ve hayatımızda yer tutan meselelerin hemen hepsi Türk romanına geçmiştir. Türk romancısı, başka memleketlerde yeni yeni tecrübe edilen köylü romanı bile yapmaya kalkmıştır. Kadın-Erkek meselesi, cehâlet meselesi, yenilik meselesi, münevverin sermaye meselesi… daha realistlerin elinde köylünün hayatı, cehâlet, tembellik. Bütün bunlar bizim romanlarda var. O hâlde Türk romanı günü gününe yaşayışımızla alâkadar. Fakat bütün bunlara rağmen, bu romanı çok defa sun’î bulmamak, okurken cansızlığına isyan etmemek, hattâ realite ile arasında bir münasebet tesis etmemek de pek az mümkün.” (Ahmed Hamdi Tanpınar, Edebiyat Üzerine Makaleler, Dergah Yay., 4. Basım, İstanbul 1995, s. 46) Tanpınar’a göre romancıların “garbdan okuduklarının tesiri altında” kalmaları da “Türk romanının olmayışının” sebebi sayılamaz. Çok büyük bir romancı olan Fyodor Dostoyevski’nin **“eserlerinin asıl büyük temi, üzerinde o hepimizi kavrayan kahramanların mulajını yaptığı büyük model hariçten geliyor”dur. “Dünyanın hangi sanat hareketi, başka bir sanatın, başka bir dil âleminin tesiriyle
Türk Romanı
Reklam
"İnsanlar, birbirlerinden uzun mesafelerle ayrılmış yıldızlar gibi, kendi hususi boşlukları içinde dönen, hepsi yalnız, hepsi mahrem ve başkalarına kapalı birer dünyadır. Bir yıldız sönünce ondan uzaktakiler bir şey duymaz. Hayatın ve ölümün ehemmiyeti hep nispi ve izafidir. Bizim için ölüm yani kendi dünyamızın ölümü kâinatın en mühim hadisesidir. Fakat yakın kapı komşumuz için bizim ölümümüz pek küçük bir şeydir."
Sayfa 9·Kitabı okudu
Türk Romanı
Puan vermedi·176 syf.··
Beğendi
·
2025 35. kitabı
Kitap Yorumu | Dünyayı Sırtında Taşıyan Balık – Özgür Balpınar Özgür Balpınar’ın Dünyayı Sırtında Taşıyan Balık adlı romanı, savaş ve yoksulluğun ortasında büyümek zorunda kalan bir çocuğun yaşam mücadelesini konu alır. Hikâye, Tebriz sokaklarında yaşayan Emir’in gözünden anlatılır ve okura çocukların omuzlarına yüklenen ağır hayat şartlarını düşündürür. Romanın en etkileyici yönlerinden biri, Emir’in karşılaştığı kırmızı balıktır. Bu balık, Emir için yalnızca bir canlı değil; özgürlüğün, umudun ve hayal kurabilmenin sembolüdür. Emir’in balığı özgür bırakma isteği, aslında kendi hayatındaki sıkışmışlıktan kurtulma arzusunu temsil eder. Bu sembolik anlatım, kitabın anlamını derinleştirir. Yazar, savaşın çocuklar üzerindeki olumsuz etkilerini sade ve etkileyici bir dille anlatır. Emir’in yaşadığı zorluklar, okurun empati kurmasını sağlar. Kitap boyunca dostluk, dayanışma ve umut duygusu ön plana çıkar. Tüm zorluklara rağmen hayal kurmanın insanı ayakta tuttuğu mesajı verilir. Dünyayı Sırtında Taşıyan Balık, lise öğrencileri için hem düşündürücü hem de duygusal bir eserdir. Kitap, okura özgürlüğün değerini, çocukların yaşamak zorunda kaldığı gerçekleri ve umudun gücünü sorgulatır.
Türk Romanı
Dünyayı Sırtında Taşıyan BalıkÖzgür Balpınar · Timaş Yayınları · 20201,314 okunma

Türk Romanı Konusuna Benzer öneriler

h
Takip
m
Müjde2 üye
Takip
"
"Duaya Tutunmak"5 üye · 2 yeni gönderi
Takip
İntibah ve La dame aux Camélias
"İşte bu hâl bizi romanın başlangıcına götürür. Hakikatte kadınını anlamayan bir erkeğin romanını yazmak istiyordu. Bu pişmanlık romanı Namık Kemal'e hiç şüphe yok ki Dumas Fils'in La dame aux Camélias'sından gelmişti. Fakat Namık Kemal'in Sünni ahlakı, içtimai hayatı evin ve aile bağlarının etrafında toplamak arzusu düşmüş bir kadını haklı çıkaramazdı. O hâlde ne yapacaktı; kendisine La dame aux Camélias'dan gelen Mehpeyker'in şahsiyetini ikiye böldü. O, biri müfteris, öbürü mazlum iki insan olacaktı."
Sayfa 398·Kitabı okudu
Türk Romanı
Reklam
Reklam