Babaları iyi hâlli, anneleri şefkatli, cüzdanları zamanında dolan, yataklarının başında kumbarası olanlar; sürekli isteyen, paralarını oyuncaklara, resimlere, pastalara, meyvelere ve abuk sabuk şeylere harcayan züppe çocuklar benim çocukken, gençken, ergenken neredeyse yirmi yaşına dek ne denli acılar çektiğimi hayal edemezler.
kuşkusuz esas değişim, Berna Moran’ın da
işaret ettiği gibi milliyetçi vurgunun güçlendiği sonraki yıllarda gerçekleşir.
Peyami Safa’nın Sözde Kızlarının Behiçiyle birlikte sömürücü
burjuva sınıfıyla özdeşleştirilecek, tecrübesiz budaladan yalancı
ve sahtekâr, bencil ve çıkarcı, okumuş ve tehlikeli haine dönüşecektir züppe.
Züppe kadının bir yan motif olmaktan
çıkıp olanca kibri, gösterişçiliği ve yabancı hayranlığıyla romanın
merkezine yerleşmesi daha geç bir tarihte, yerelci cemaatçi savunmanın
bir milliyetçi reflekse, bir "anayurt” savunmasına dönüşmesiyle
birlikte, özellikle de Yakup Kadri ve Peyami Safa’nın romanlarında
gerçekleşir.
Peki sen, sen nesin? Bir züppe... Biraz bilmek, biraz anlamak, biraz karşı durmak sürüden ayrı kılıyor mu seni Deniz?
Arda'yı harcamak, Bergman'a bayılmak, dönüşüme takmak...
Aymış mı oluyorsun yani, iki kitap okuyunca? Ne yani, başkalık mı bu? Başka olmak, farklı olmak... Çoğunluk ya da sürü, tiksinç, öyle mi?
Ah Platon! Platon! Bu yolu sen açtın,
Lanet olası hayallerinle, insan kalbinin ele avuca
Sığmaz özü üstüne oturtmaya çalıştığın
Düş ürünü düzeninle
Nice ahlaksız davranışlara sen,
Ve seni izleyen o şair ve romancı sürüsü bir de,
Seni baş belası, seni züppe, seni şarlatan,
İyi muhabbet tellalı olmuşsun sen.
Sayfa 62 - Yapı Kredi Yayınları | 4. baskı: İstanbul, Şubat 2018 | Çeviren: Halil Köksel·Kitabı okuyor