ömer talha

ömer talha
@zygomaticus
NEÜ(lisans) SDÜ(kelam yl)
Isparta
Karaman
25 okur puanı
Temmuz 2024 tarihinde katıldı
Eleştirilerinize yer yer katılmakla birlikte kendi öykümle alakalı bir açıklama yapmak istiyorum. Postmodern öykü yapısı itibariyle okuyucuyu yoran cümleler barındırır. Bu teknikle alakalı bir unsurdur. Parçalı bir yapısı vardır, okucuyu metni tamamlaması için davet eder ve metinlerarası göndermelerde bulunur. Hikaye anlatıcı sürekli değişen bakış açısıyla kaypak ve aldatıcı olabilir. Zaman ve mekan klasik metinlerdeki gibi akmak zorunda değildir. Başlangıç filmi gibi çok katmanlı zamanlar birbirine içine geçmiş zaman ve mekanlar olabilir. Özne bir belirgin bir belirsiz olabilir. Öyküdeki adam ve pars farklı yazarların bakış açısı ve farklı dünya görüşlerinden sürekli yeniden üretiliyor. Parsın simülakr olarak algılandığı metin gerçeklik ile kurgu arasındaki netliğin kaybolduğu izlenimini veriyor buda postmodern bir olgudur. Masal, mitoloji, belgesel, iç monolog hepsinin içiçe geçtiği bir evrende kadın yazar doğrudan bütün bu hikayenin yapaylığını ifşa ediyor. Bu da postmodern bir anlatı tekniğidir. Tam olarak yapmak istediğim bu. Pars kim, adam kim, Vuska amca olaya dahil olan birisi mi yoksa sadece bir izleyici mi kafenin mekansal kurgusu gerçek mi kurmaca mı bütün bu belirsizlik tekniğin bir parçası . “Sizin yaptığınız sokak köpeğini mitoloji ve felsefeyle süslemekten başka bir şey değil.” mesela bu cümle bu anlatının bir özeleştirisi. Metnin bir anlatı daha başlıyordu diyerek açık sonlu bitmesi de bilinçli teknik bir tercih. Eşleştirinize itiraz değil bir izah şeklinde paylaşmak istedim teşekkür ederim tesptileriniz için Bahadır kardeşim.

Bahadır

@rengigul
·
Direkten Dönen Mecmua
Nedamet Dergisi - Sayı 3 (Ekim-Kasım-Aralık 2025), bugün elime ulaştı ve anında okuyup bitirdim. Bu şekilde edebiyata gönül verenlerin olması çok hoş. Kendileri durumlarından memnunlar mı bilmem ama reklam olmamasından o kadar memnundum ki anlatamam. İçindekilere gelcek olursak birkaçı hakikaten hayal kırıklığıydı. Üç ayda bir çıkarılan bir derginin içerisindeki bütün yazıların insanlar tarafından çıkmasını beklerdim. Okuyucuyu kale almalarını, daha da ehemmiyetle işlerine sarılmalarını isterdim. Düşünürdüm ki bu yazarlar zarureten değil, istedikleri için zamanlarını harcamış, masanın başına oturmuş ve okuyucuya sunacaklarını düşünmüşlerdir. Muhakkak hepsi öyle ya da böyle bu süreçten geçmiş olsa da 'Yapay Zeka'dan okuyacağımı düşünmezdim bir bölümü. Dergide en sevdiğim kısım 'Musalla Kalesi' adlı öykü oldu. Musalla taşını kale yapan çocuklar, Mevlana Meydanı'nda kimi zaman şahit olduğum anları hatırlattı bana da. Yine de kişisel yaşanmışlıkların haricinde dergide en başarılı bulduğum kısımdı. Dergide yer alan bir başka hikayede 'Pars' idi. Ne yalan söyleyeyim, 'bir elâ gözlü' beklemedim değil. Gerçi hikayeyi okuyacak olursak belki de öyle bir 'şey'di. Cortazar, Baudrillard, Marquez'in aklına Celile Hanım gelmeyecek de olsa kim bilir belki de kafede oturanlardan birisi Yahya Kemal'di. Hikayenin kimi kısımlarında okuycuyu yoran cümleler vardı. Öznenin fiilini ilk bakışta anlayamadığım parçalar ya da olayın geçtiği mecranın kurulmasında bir zorluk yaşanıldığını sezdim. Yazarın aynı zamanda derginin editörlüğünü üstlenmesine de tebrikte bulunarak diğer yazılara dair fikirlerime geçeyim. Şunu söyleyeyim ki şiirleri eleştirmeyeceğim. Çünkü 'Sıradan Bir Şiir' diye günün saatlerinde cümleler kaleme almak dahi şiir sayılmış bu dergide. Aynı masada, aynı edebiyatta değiliz. Bereket ki yaptıkları söyleşiyi şair'le
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
ilerleyeceğim ama nasıl?

ömer talha

@zygomaticus
·
Saat tam üçü yirmi geçiyordu ve gökyüzü kavrulmuş günaşığı tarlalarının üstünde duran pamuksu ağaç mantarları gibi yumuşaktı. Granada Krallığından kalma tunç kapının ardından önce bir adam göründü. Adamın gözleri bağlıydı. Göz bağının üstünde Latince ‘’ilerleyeceğim ama nasıl’’ yazıyordu.
Sayfa 23 - Pars
"Lutf ile hasidi bedbaha nedamet gelmez Telh olan meyveye şükkerle halâvet gelmez" Nabi
Şiir
12 Ekim
"zaman, hiç kesintiye uğramadan hep aynı akarsa, elimizden kaymaya başlar ve zaman duygumuz, yaşam duygumuzla öylesine bağlantılı ve iç içedir ki bu duygulardan birinin zayıflaması demek öbürünün de acı ve yıpratıcı bir deneyimden geçmesi demektir." (Thomas Mann, Büyülü Dağ c:1) Yirmi beşinci yaşım yeni arkadaşlar, farklı okumalar ve fikirlerle birlikte şehir ve meslek değişimi gibi hayatıma yön verecek değişimlerle bitti. Konya, İstanbul, Eskişehir ve Isparta bana ayrı ayrı heyecanlar, hatıralar ve tecrübeler kattı. Ömrümün kalanı, geçeninden daha hayırlı, farklı ve faydalı olur inşaallah.
Doğum Günü