Eleştirilerinize yer yer katılmakla birlikte kendi öykümle alakalı bir açıklama yapmak istiyorum. Postmodern öykü yapısı itibariyle okuyucuyu yoran cümleler barındırır. Bu teknikle alakalı bir unsurdur. Parçalı bir yapısı vardır, okucuyu metni tamamlaması için davet eder ve metinlerarası göndermelerde bulunur. Hikaye anlatıcı sürekli değişen bakış açısıyla kaypak ve aldatıcı olabilir. Zaman ve mekan klasik metinlerdeki gibi akmak zorunda değildir. Başlangıç filmi gibi çok katmanlı zamanlar birbirine içine geçmiş zaman ve mekanlar olabilir. Özne bir belirgin bir belirsiz olabilir. Öyküdeki adam ve pars farklı yazarların bakış açısı ve farklı dünya görüşlerinden sürekli yeniden üretiliyor. Parsın simülakr olarak algılandığı metin gerçeklik ile kurgu arasındaki netliğin kaybolduğu izlenimini veriyor buda postmodern bir olgudur. Masal, mitoloji, belgesel, iç monolog hepsinin içiçe geçtiği bir evrende kadın yazar doğrudan bütün bu hikayenin yapaylığını ifşa ediyor. Bu da postmodern bir anlatı tekniğidir. Tam olarak yapmak istediğim bu. Pars kim, adam kim, Vuska amca olaya dahil olan birisi mi yoksa sadece bir izleyici mi kafenin mekansal kurgusu gerçek mi kurmaca mı bütün bu belirsizlik tekniğin bir parçası . “Sizin yaptığınız sokak köpeğini mitoloji ve felsefeyle süslemekten başka bir şey değil.” mesela bu cümle bu anlatının bir özeleştirisi. Metnin bir anlatı daha başlıyordu diyerek açık sonlu bitmesi de bilinçli teknik bir tercih. Eşleştirinize itiraz değil bir izah şeklinde paylaşmak istedim teşekkür ederim tesptileriniz için Bahadır kardeşim.