Bir başka açıdan tarihin materyalist ve yer yer pragmatist perspektife dayandırılmasının temelinde, kaderin dışlanması söz konusudur. Kaderin yani tanrısal iradenin dışlanması, insanın tüm olup bitenlere nedensellik bağıyla bağlanması sağlamak içindir. Materyalist zihin, başına gelecek şeyleri kendi eliyle tayin etmek ve yönetmeyi istemektedir. Belirsizliği ortadan kaldırmadan güvenlikli alanda olamayacağını düşünür. Bütün bunlardan maksat, tarihten ders çıkarabilme durumunu yok etmek ve tarihin manipüle aracı haline dönüşerek kitleleri verili bir düzene adapte etmekten başka bir şey değildir. Bu yöntem uzun süredir Avrupa medeniyetinin ilerleme fikriyle doğrudan bağlantılı olarak farklı biçimlerde toplumları yönlendirmek için kullanılmaktadır.
Sayfa 72 - Müselman Cahit Servergil / seni tarih bıçaklar elbette·Kitabı okudu
Hayat silkeliyor tozunu,
Ruhu ardınca koşanların hesapsız gidişine
Yağdı yağmur ve üstelik unutulacak
Kıymeti bilinmeden mucizeler
Ve ayak üstü katliamlar
Gargatın arkasına saklanamayacak.
Masumca ölümler icat edelim
Nasıl olsa gelişti barbar dünya..
Bir çiçek soluşuna,
Balonun patlayışına,
Kelebeğin son kanat çırpışına,
Emanet edelim ölümü.
Sayfa 70 - Esmanur Yıldırım / soluşunun acısına·Kitabı okudu
İnsan güvenliğinden emin olmadığı yollarda kendisinden önce gidenlerin izini takip eder. Bazen de ulaşmak istediği yerlere ondan önce gidenlerin izini takip ederek ulaşmayı murat eder.
Sayfa 47 - Osman Tuç / İbrahim Orhun Kaplan'a Mektup·Kitabı okudu
Aşk bana da karışık geliyor ağabey. Doğruya doğru, aşık olmasak da aşkın meşin kafa Hüsüyn'ün dediği gibi bir şey olmadığını biliyoruz. Neymiş efendim, aşk, öğle vakti güneşe bakmak gibi bir şeymiş de bir kere baktıktan sonra göz bir müddet hiçbir şey görmez imiş. Ulan ibiş, madem gözün kararacak, aklın bulanacak, adımların şaşacak ne diye güneşe bakıyorsun o zaman?