Zeynep Ersöz

Zeynep Ersöz
@zynpersz

Zeynep Ersöz

, bir kitap okudu
Puan vermedi·413 syf.·
2024 2. kitabı
Cengiz Aytmatov
8.9/10 · 56bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
8/10
·724 syf.··
2022 11. kitabı
Etrafımızda dönen modern hayatın gürültüsü arasında kayboluruz bazen. Bizi kendimizden uzaklaştırır, kendi içimizdeki sesi duyamaz hale getirir. Oğuz Atay'ın "Tutunamayanlar"ı, bu kayboluşun, bu sesleri susturan hayatın izdüşümlerini işler. Turgut'un kendisiyle ve çevresiyle olan savaşı, modern hayatın insanlar üzerindeki etkisini açık bir şekilde yansıtır. Sorgulamaları, kaygıları, anlam arayışı... Hepimizin içinde yankılanan fısıltılar bunlar. Kendimizi bulmaya, varoluşsal bir amaç aramaya çalışırken, kaybolmanın korkusu içindeyiz. Kitapta yer alan diğer karakterler de aynı sorunlarla boğuşur. Selim'in kendini ifade edememe çabaları, Olric'in Turgut'un iç sesi olarak yansıması, Süleyman Kargı'nın yapay dünyası... Hepsi modern hayatın getirdiği baskılarla mücadele eden karakterlerdir. Oğuz Atay'ın dilinde, bu tarz bir yaşamın gürültüsüne karşı yükselen bir sükunet vardır. İnsanın iç dünyasını anlatırken, dünya dağılır ve yeniden bir araya gelir. Kitapta yer alan bazı imgeler, doğanın saflığını yansıtır ve modern hayatın yozlaşmışlığına karşı bir başkaldırıdır. Bir kelebeğin kanat çırpışı gibi hafif, bir martının çığlığı gibi yalın, bir çiçeğin solması gibi acıklı semboller, doğanın özündeki yalınlığı, karakterlerin iç dünyalarındaki karmaşıklığı yansıtır. Belki de bizler yaşadığımız dünyanın insanları boğan gürültüsünde kaybolmuşuzdur. Doğayla yeniden bağ kurmak, kaybolan benliğimizi yeniden bulmak için gereklidir belki de."Tutunamayanlar", modern hayatın baskısı altında ezilen insanların sesi olur. Kendimizi bulmak ve anlamak için yapmamız gereken şeyleri anlatır. Bilemiyorum; kaybolduğumuzu anlamak, kendimizi aramamız için bir fırsat mı? Bence Selim de kendini keşfetmek için yarattı bu karakterleri. Turgut Özben, Selim’in ta kendisiydi ve tutunanlardan
Oğuz Atay
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202474,9bin okunma
6/10
·87 syf.··
2022 17. kitabı
Hayata suyla başladık fakat ona ayak uyduramadık. Su bize uydu. İnsanoğlu her şeyi kirlettiği gibi suyu da kirletti. Bu yüksek beton yığınlarının arasında kalmaktan onlar gibi olduk. Böyle de gidiyoruz dünyadan. Şehre geldiğimizden beri kaybediyoruz hem de farkında bile olmadan. Cevher Bican’ın geldiği yerde bizim bu kirli dünyamızdan izler yoktu. Orada sular – olması gerektiği gibi- yokuşa akmıyor, kendi doğal seyrine göre ilerliyordu. Şehre ilk ayak bastıklarında bizim bu halimizi hayretle karşılıyorlar ama onlarda bu kirli yaşama ayak uyduruyorlar. Bican; oy, sendika, grev gibi kavramlardan bihaberdi. Çünkü orada insanların buna ihtiyacı yoktu. Burada hakları için mücadele etmek zorunda kaldılar.Belki de Bican şehre gelmemiş olsaydı bu yolda canından olmayacaktı. Zülküf Ağa da canını feda etti ama onun bir farkı vardı. O, boynundaki hamaylı için kendini feda etti.Yani inandığı ve sahip olduğu değerlerden biri için. Peki biz neden kaybettik? Benliğimizi oluşturan bunca değer, inanç, gelenek nereye gitti? Bu karakterlerin temsil ettikleri bize oldukça uzak bir hal aldı. Şimdilerde gündelik hayatın telaşesini bahane ederek her şeyi erteler olmuşken bu yitirdiklerimize şaşırmamak gerek öyle değil mi? Özellikle de para kazanma amacı güderek, ona giden yolu tercih etmemize. Şu sıralar bizi seven, büyüten insanlara dahi zaman ayırmıyoruz. Bu nedenle dört duvar arasında tek başımıza yaşıyor, olabildiğince herkesten uzaklaşıyoruz. Özellikle de doğadan. Sahi, elimizde düzgün bir doğa bıraktık mı gerçekten? Kuşların cıvıltısının, yaprakların hışırtısının hatta ağacın bile olmadığı bu şehirde doğa değimiz buram buram tuğla kokan yapılar olsa gerek. Esas doğa oradaki gibi neşeli, cıvıl cıvıl, huzurlu olmalı. Çünkü doğa böyle olduğunda güzel. Özetle önümüzde bir yol
Edebiyat
Yokuşa Akan SularMustafa Kutlu · Dergâh Yayınları · 19985,1bin okunma