gece kuşağı

ATATÜRK ANKARA ADININ KÖKENİNİ ANLATIYOR
"Takvimler 17 ekim 1937 Salı gününü göstermekteydir. Vakit öğleden sonrası, yer Ankara'nın Çankaya'sındaki Gazi Köşküydü. Sevgili Cumhurbaşkanımız yüce Atatürk komşu Yunanistan'ın başbakanı ve güçlü adamı General Metaksas'ı "huzur"a kabul etti. O gün Ankara'nın üzerini pırıl pırıl ve masmavi bir gökyüzü kaplamıştı. Çok değil daha 15 yıl önce iki ülkenin orduları Anadolu toprağı üzerinde bir ölüm-kalım savaşı vermişlerdi. Sonuçta yurdunu savunan Türk tarafının askeri işgalci Yunan ordusunu bozguna uğratıp denize dökmüştü. Ne var ki o düşmanlık dönemi artık 15 yıl öncesinde kalmıştı. İki ülkenin en yetkili yöneticileri bir masa başına karşılıklı oturmuşlar, kendi ülkelerinin ve dünyanın sorunlarını dostça görüşüyorlardı. Bir ara Atatürk, "Ekselans" dedi, "Siyasetle ilgili karşılıklı görüş ve düşüncelerimizi belirtmiş bulunuyoruz. Şimdi biraz da tarihten söz edelim. Konumuz başkentimizin adı olsun. Bu adın nereden geldiğini sizler acaba bilir misiniz?.." Yunan Heyetindekiler bir süre kendi aralarında konuştular ama bu konuda olumlu bir yanıt veremediler. Yunanistan'ın Ankara'daki büyükelçisi de sessiz kalmıştı. Atatürk, bunun üzerine ayağa kalktı ve konuklarını büyük bir masa üzerine önceden yayılmış dünya haritasının başına davet ederek, "Ankara adının Rusya'daki görkemli tatlı su gölü Baykal ile yöresinden geldiğini" söyledi. Çevresi çok zengin ve yerleşmeye elverişli bir bitki örtüsüne, derin ve tertemiz suları ise yüzlerce tür balık ve benzeri canlıya sahip olan Baykal Gölü'nü besleyen ırmaklardan biri "Turka" idi. Diğer ırmak "Angora" da fazla suları boşaltıyordu. Haritada bütün bunlar Atatürk tarafından gösterildi. Gene Rusya'nın Baykal Gölü Kıyısında Baikent Ankara ile aynı adı taşıyan bir de kent vardı. Atatürk sözlerine devam etti: "Tarih öncesi dönemlerde
Sayfa 19·Kitabı okudu
Reklam
"Milli Mücadeleye destek olmak için canı pahasına savaşan Karakol Cemiyeti'nden Yenibahçeli Şükrü'ye, Hamza Grubu'ndan Yüzbaşı Seyfettin'e, Mim Mim Grubu'ndan Topkapılı Mehmet Cambaz'a selam olsun. İmalat-ı Harbiye'den Eyüp Bey'e, Berzenci Grubu'ndan Ahmet Berzenci'ye, Ferhat Grubu'ndan Mustafa İzzet'e selam olsun. Kuva'cı kahramanlar; Yahya Kaptan'a, Ali Çetinkaya'ya, Şahin Bey'e, Sütçü İmam'a ve Ahmet Hulusi Efendi'ye selam olsun. Kadınlarımız Ayşe Çavuş'a, Halime Çavuş'a, Asker Saime'ye, Melek Hanım'a, Tayyar Rahime'ye, Kara Fatma'ya ve Gördesli Makbule'ye bin selam olsun. Daha önce Çanakkale'de, Conkbayırı'nda, Kemalyeri'nde ve daha sonra Adana'da, Maraş'ta, Sakarya'da, Urfa'da, Afyon'da, Antep'te ve İzmir'in dağlarında Mustafa Kemal'lere selam olsun, selam olsun, selam olsun..." youtube.com/watch?v=7jxuiDK...
Devrimci Hukuklular Örgütü'nün ilk eylemi
DHÖ'nün tek başına düzenlediği ilk eylemi 20 Mayıs'ta gerçekleşir. 19 Mayıs'da AP'nin gençlik kolları Taksim Cumhuriyet Anıtı'na çelenk koymuştur. Ertesi gün Deniz önderliğindeki 200 kadar genç AP'nin çelengini yakar. Deniz eylem sırasında yaptığı konuşmada şöyle der: "Atatürk ilkelerinden sapmış ve sömürgecilerin Türkiye'de temsilciliğini yapan bir iktidar partisinin çelengi Atatürk Anıtı önüne konulamaz."
Sayfa 35·Kitabı okudu
Siyaset
...DEVRİMCİ HUKUKLULAR ÖRGÜTÜ
Hukuk Fakültesi'ndeki öğrenci birliğini sağcılara kaptıran, Fikir Kulübü'ndeki TİP'li yönetimle de anlaşamayan Deniz'ler başka seçenek kalmadığını düşünerek yeni bir dernek kurmaya karar verir. Devrimci Hukuklular Örgütü (DHÖ) Tarih 30 Ocak 1968'dir. DHÖ'nin tüzüğünde derneğin amacı şu şekilde yer alır; "Derneğin amacı: Türkiye'nin ulusal tam bağımsızlığı ve Türk halkının her türlü sömürüden uzak olarak en ileri uygarlık düzeyine ulaşması için, Atatürk Devrimi doğrultusunda elinden gelen katkılarda bulunmaktır." Amaç bölümündeki "Atatürk Devrimi doğrultusunda" ifadesi TİP'li gençlere duyulan Atatürkçü tepkinin ürünüdür. DHÖ isminde "Devrimci" kelimesini kullanan ilk öğrenci örgütüdür. Derneğin "devrimci"liğine yapılan vurgu diğer öğrenci örgütleriyle aradaki temel ayrımı koymak açısından önemlidir. Deniz, üniversitede artık devrimci örgütlenmenin vaktinin geldiğini düşünmektedir. Bunu başka çatılarda yapamadığını görmüş ve son çare kendi örgütlenmesine girişmiştir... Derneğin resmi başkanı olmamasına karşın doğal lider Deniz'dir. Derneğin bir başka önde gelen üyesi Cihan Alptekin'dir. Cihan, devrimci mücadele sırasında sonuna kadar Deniz'in yanında yer alacaktır. Nitekim çok sonra, 1971'de Mahir Çayan'ların Deniz'lerin idamını engellemek için düzenlediği Kızıldere eyleminde yaşamını yitirenler arasında yer alacaktır.
Sayfa 34·Kitabı okudu
GENÇLİK İÇİNDE MDD-SD AYRIŞMASI
" İstanbul'daki devrimci gençler bir yandan Türk Milli Talebe Federasyonu (TMTF) çatısı altında faaliyet yürütürken bir yandan da kendi okullarının öğrenci derneklerini sağcılara kaptırmama çabasındadır. Deniz'de kendi okulu olan İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde Talebe Cemiyetine üye olur. 23 Şubat 1967'de yapılan başkanlık seçimini solcuların adayı oyların %80'ini alarak kazanır. Ancak sağcılar Hükümet Komiserini araya sokarak kongre kararını iptal ederler. Sağcılar kongreyi gizlice 14 Mayıs 1967'de Kadırga Öğrenci Yurdu'nda yeniden toplar. Ancak Deniz'in de arasında bulunduğu bir grup devrimci öğrenci kongreyi basar. Çıkan kavgada kongre bir kez daha ertelenir. Yıl boyunca kongreler bu şekilde ertelenir. Bunun üzerine devrimci gençler başka arayışlara girer. Önlerinde bir seçenek Fikir Kulübüdür. Ancak TİP'lilerin elinde olduğu için tercih edilmez. Çünkü Deniz'in önderliğini ettiği grup, TİP'lilerle Atatürk üzerine sert bir tartışma yaşamıştır. TİP'li gençlerin bir kısmı Mustafa Kemal'i Mustafa Suphi'yi öldürttüğü iddiasıyla eleştirmiştir. Deniz'ler Atatürk'in eleştirilmesini kabullenememiştir. Zaten öğrenci örgütleri içinde TİP'lilerle Ulusal Kurtuluşçu-Atatürkçü gençler arasında büyük bir mücadele başlamıştır. TİP'li olmayanlar kendilerini Milli Demokratik Devrimci (MDD) olarak adlandırmaktadır. Ankara'da Mahir Çayan, Sinan Cemgil, Hüseyin İnan gibi öne çıkan MDD'ci gençler ODTÜ ve Ankara Üniversitesi'ndeki Fikir Kulüplerini yönlendirmektedir. Fikir Kulüplerinin Türkiye çapındaki federasyonunun (FKF) genel merkez yönetimi de MDD'cilerin elindedir. Bu mücadelede İstanbul'da hakim olan ise kendilerini Sosyalist Devrimciler (SD) olarak tanımlayan TİP'li gençlerdir. İstanbul'daki pek çok Fikir Kulübünün yönetimi ve FKF İstanbul
Sayfa 31·Kitabı okudu
Reklam