“Senin için bin tane olsa yakalarım”
Ah! Bu nasıl kapanış böyle. Gözlerim hâlâ dolu dolu.
Dostluğun,kardeşliğin,sevginin ve özellikle pişmanlıkların hikayesi.
Hasan ve Emir..
Karakterler o kadar güzel işlenmiş ki Emiri her okuduğumda sanki Emir bendim. Onun vicdan azabını,pişmanlığını iliklerime kadar hissettim. O arazide Hasan’ı yalnız bırakan, görmezden gelen, arkasını dönen Emir değil bendim. Yıllar sonra Afganistan’a dönen yaptığı hataları telafi etmek için yanıp tutuşan Emir değil bendim. Ve Hasan.. Ah Hasan.. Emir ona ne yaşatmış olursa olsun ona karşı bitmek bilmeyen sevgisi. Ah o yaşadıkları.. Her acı çektiğinde koşup ona sarılmak, bağrıma basmak, onu oradan kurtarmak istedim.
Arka planda Afganistanda yaşananlar tüylerimi diken diken etti. Bir millet kendi elleriyle kendi ülkesini bu hale nasıl getirir aklım almıyor. Kadınına,erkeğine,çocuğuna cehennemi yaşatan bir ülke. Emir,in de dediği gibi “ Afganistan da çocuk çok ama çocukluk yok.”
Hangi kitabı okurken bu kadar içten ağladım bilmiyorum.