Ocaktan düşmüş ve diğer odunların ateşiyle pişmiş, kömürleşmiş, ama ne yanmış ne de taptaze kalabilmiş, diğerlerinin dumanında boğulmuş yaş odun kütüğü gibi.
Bezm-i elestte, mana âleminde onun ruhuyla komşu olan ruhum,
onunla tek bir cevherden, tek bir maddeden yaratılmış gibiydi.
Dolayısıyla birbirimize kavuşmamız gerekiyordu. Bu hayatta da onun yanında olmam gerekiyordu.