Albaya Mektup Yok

7,8/10  (77 Oy) · 
162 okunma  · 
41 beğeni  · 
1.306 gösterim
Bugün Latin Amerika'nın ve dünyanın en büyük yazarlarından biri sayılan "Gabriel Garcia Marquez"in 'büyülü gerçekçilik' diye nitelenen yapıtlarından bir örnek daha sunuyoruz: "Albaya Mektup Yazan Kimse Yok" adlı bu uzun öyküdeki emekli albay, bir türlü gelmeyen emekli aylığını her cuma günü karısı ve horozuyla birlikte bekler. Bu öykünün de ana teması, her zaman olduğu gibi, yalnızlık'tır. "Yazmaya bir imgeyle başlarım her zaman," diyor "Garcia Marquez". "İmge, gerçeğe ulaşmanın aracıdır ve yaratmanın kaynağı, son çözümlemede, gerçekliktir her zaman." 'İmge' "Garcia Marquez"in nasıl hareket noktasıysa, 'yalnızlık' da yarattığı gerçekliktir her zaman. Daha önce başka kısa öyküleriyle birlikte sunduğumuz bu uzun öyküyü, bütün dünya dillerinde olduğu gibi bağımsız bir kitap olarak basmayı uygun gördük. 
(Arka Kapak)

IDéEFIXE'in Notu:
Gabriel Garcia Marquez, 1982 Nobel Edebiyat Ödülü sahibidir.
 
  • Baskı Tarihi:
    Nisan 2016
  • Sayfa Sayısı:
    76
  • ISBN:
    9789755102375
  • Orijinal Adı:
    El Coronel No Tiene Quien Le Escriba
  • Çeviri:
    Handan Saraç
  • Yayınevi:
    Can Yayınları
  • Kitabın Türü:
Aysel 
11 May 17:08, Kitabı okudu, 1 günde, Beğendi, 7/10 puan

Ne zamandır Marquez okumak için fırsat kolluyordum kısmet bugüneymiş diyelim.

Kitabın ön kısmında böyle bir yazı dikkati çekmekte "Benim en iyi yazdığım eser bu eser. Hatta Yüz Yılın Yalnızlığı 'nı bu eser okunsun diye yazdım"
İlgi çekici bir itiraf. Ne kadar gerçek henüz araştırmadım.

Gelelim yazarımızın "en güzel eserine" :
Emekli, gazi bir albay çok yaşlıdır. Kendi gibi yaşlı karısı ile sefalet içinde yaşarlar. Albayın iki umudu vardır karınlarını doğru dürüst doyurmaları için :
* Ordu için yaptığı bu kadar fedakarlıklara göre ona verilmesi gereken emekli maaşı
*Ölen oğlunun emanet olarak bıraktığı horozun dövüş sırasında kazanması. (o zaman da para gelecek)
Benim elimdeki kitabın kapağında horoz resmi var. Bence tam uymuş. Zira kitap tüm sayfalar boyunca horozun ne kadar yemek yemesi üzerinde tartışmalarla geçiyor. -_-

Yazar bu kitabı bir yaşlı insanın gemi yolu bekleyen intizarlı bakışlarını görerek, kendi Paris'deyken habire yola bakıp bakıp dalınca yazmış (vatanını özlüyormuş)

*Hikaye kısaydı. Güzeldi. Karamsardı. Yer yer duygusaldı. İsminden dolayı Spoiler içeriyordu.
*Sonu bir yere bağlanmamış havası kattığı için tüm emekler boşa gitmiş hissini veriyor.

Yine de keyifle okuyun :)

KeMâL 
22 Haz 22:08, Kitabı okudu, 2 günde, 8/10 puan

Nobel Edebiyat ödüllü yazardan bir eser daha okudum. Kırmızı Pazartesi’ye nazaran biraz daha az sevdim bu eseri. Eser çok kısa ve uzun öykü olarak yazılmış. Kapak tasımı Kırmızı Pazartesi gibi çok güzel ve direk spoiler içermekte… Ki zaten adı direk spoiler. :) Akıcı, sade bir uzun öykü.
Kitabın içeriğine gelirsek; emekli olan albayın beklentisi diyebiliriz… Ama ne beklentisi ? Kitabın adında olduğu gibi aslında albay emekliliğin karşılığında askeriyeden mektup ve içi dolu para bekliyor. Bir de asıl eserin kahramanı olan dövüş horozundan ( ölen oğlunun ) para bekliyor. Bu para beklentisi içerisinde yaşanan olayları anlatmış bize yazar. Çok az karakteri olan bir eser. Albayın naifliği, çekingenliği, eşinin evi iktisatlı idareci kullanması, Sabas’ın karaktersizliği… Aslında yazar diğer eserlerine nazaran pek daha sarmasa (aksiyonu az) da bu romanda çok şeyden inceden inceye söz etmiş. Umut ve beklenti had safhada… Geçinceme, sabır, duygusallık, karamsarlık, siyaset, savaş, hayvan sevgisi ve yaşama sevgisi… Çok güzel alıntılar ve dersler var okunulası.
1-2 saat içerisinde okunulabilecek bir eser. ( 69 Sayfa ) Tavsiye ederim kesinlikle güzeldi ama tabiki sonu hariç. Yine neler oldu, neler bitti bir bilgimiz yok. Sonu olmayan bir eser. :)

Pınar Sarıgöl 
13 Nis 2015, Kitabı okudu, 8/10 puan

İyi kalpli, alçak gönüllü, emekli bir albayın umutlu bekleyişinin öyküsüdür. Yazarın Yüzyıllık Yalnızlık adlı romanıyla olan bağlantısı çok hoştur.

Inci DERYA 
01 Eyl 2015, Kitabı okudu, Beğendi, 10/10 puan

Mence, "Tatar çölü"- Busati, Remarkın yazdıkları, "Oriyentir Ulduzu" - Zaur USTAC, "Polkovnikə məktub yoxdur" və ya "ALBAYA MEKTUB YOK" bunlar hamısı bir-birinə oxşayan və ya bir-birinin devamı kimi qebul edile bilen real heyat hadiseleridir..... bunları qeleme alanlar ya bu hadiselerin iştirakçısı olublar, ya da bu hekayetleri dinleyibler... Xüsusen de qoca albayın günlük heyatı ve hissleri ele tesvir edilib ki. sanki yazar bu albayla illerle birge yaşayıb onun bütün hereketlerini hiss ve heeyacanlarını qeyd edib, Bu kimi eserlere xeyal ürünü demek olmurr. Ona göre de bu yazarlar ölmezdirler....

vurkan i 
11 Eyl 15:24, Kitabı okudu, Puan vermedi

Kitabı çoğu kişinin beğenmediğini gördüm ama ben aksine güzel buldum.Tek üzüntüm kısa olduğu için tadının çabuk bitmesiydi.Yine büyülü şehir Macondo yerimiz.Albay ve karısı oldukça fakir insanlar ki horoza buğday mı kendilerine yemek mi ikilemini dahi yaşıyorlar.Yönetim dikta her şey yasak.Sıkıyönetim uygulanıyor 23.00 den itibaren sokağa çıkış yasak.Karısı 15 yıldır sinemaya gidememekten bahsediyor.Seçim olacak mı belli dahi değil.Tüm bu olayların ortasında albayımızın aslında karnını doyurmak için iki masum isteği var:Yıllar öncesinden devrime vb.verdiği destek ve emekleri için emekli parasının bağlanması ve şubatın gelmesiyle horozunun dövüşmeye başlaması.Mektup için her cuma 15 yıldır postaya gider aralıksız.Benim en sevdiğim özelliği bu ümidini hiç kaybetmemesi.O kadar şey yaşanmasına rağmen ben ölmeden bağlanacak diyor.Karısının hastalığı ve horozu sat ısrarına uymak istiyor hatta tefeci denebilecek adamla anlaşıyor dahi ama yüreği el vermiyor.En son yine umutlarına sarılır hiç bitip tükenmeyen bu istek gerçekten kayda değer.Karısının son ısrarlarına yanıtı:Elinin körü.Kitap sonu yok gibi duruyor ama yazar bunla mesajını desteklemek istiyor aslında.Umut başı sonu olmayan bitmeyen yegane sermayemizdir.

cosmos 
08 Eki 2015, Kitabı okudu, 81 günde, 4/10 puan

Kısa bir kitap olmasına karşın çok uzun sürede sıkılarak okudum. Araya başka kitaplar girdi. Ne okurken heyecan duydum ne de sonu şaşırttı.

Mert Demiröz 
09 Eki 2015, Kitabı okudu, Beğendi, 7/10 puan

Belki çok sürükleyici bir öykü değildi, ancak verdiği dersler bakımından beni çok etkiledi. Özellikle albay ve karısının yaşadığı yoksulluk insanın bu hayatta bitmek tükenmek bilmeyen isteklerini sorgulamasına neden olur nitelikte. Öyküyü okurken, albay ve karısıyla birlikte, kendinizi bu yoksulluğun içerisinde bulacağınıza ve bugüne kadar elde ettiklerinizden dolayı aslında ne kadar şanslı olduğunuza kanaat getireceğinize inanıyorum.

ANDAÇ KUTAY SAKA 
05 Haz 23:21, Kitabı okudu, 9 günde, 9/10 puan

Günlerdir aç olmalarına rağmen horozunu beslemekten vazgeçmeyen ve her hafta emekli maaşı için dört gözle o mektubu bekleyen bir albay ve karısının kısacık ama zevkli hikayesi...Siyaset konuşmanın bile yasak olduğu bir dönemde zorluklarla başa çıkmaya çalışan albay ve eşinin akıcı hikayesi okunmaya değer,Marquez Nobel edebiyat ödülünü hakkını fazlasıyla veriyor...

M. ZAUR 
08 Kas 2015, Kitabı okudu, Beğendi, 10/10 puan

he qoca polkovnik........ bekle , bekle bu dunya ne deyishen , ne duzelen deyil..... kimileri iki yila emekli oluyor kimileri butun heyatini hizmetle harclasa da emekliye sayili gunler qala heyatdan oluyor hic ne deyishmedi///////

ramazan k. 
20 Haz 14:30, Kitabı okudu, 4 günde, 9/10 puan

Kitabı okurken biraz Kafka’nın Dava’sı biraz da Kuyucaklı Yusuf aklıma geldi. Esaslı bir politik eleştiri olarak okunabilir. Bu tür bir okumanın temel karakteri de Sabas: düzenbazlıkla başkasının mallarına değerinin altında fiyatlarla sahip olan sonradan görme zengin sınıfının temsili karakteri. Kitap hakkında yazdığım incelemem için:
https://karakugublog.wordpress.com/...yok-sabas-karakteri/

2 /

Kitaptan 44 Alıntı

''Umut karın doyurmaz'' dedi kadın.
''Karın doyurmaz ama insanı ayakta tutar,'' diye yanıtladı albay.

Albaya Mektup Yok, Gabriel Garcia MarquezAlbaya Mektup Yok, Gabriel Garcia Marquez
Gülçehre Aydın 
06 Kas 01:47, Kitabı okudu, Beğendi, 10/10 puan

"Bir mektubu on beş yıl bekleyebilmek için insanda bir öküzün sabrı olmalı, sende olduğu gibi."

Albaya Mektup Yok, Gabriel Garcia Marquez (Sayfa 28 - Can Yayınları)Albaya Mektup Yok, Gabriel Garcia Marquez (Sayfa 28 - Can Yayınları)
KeMâL 
22 Haz 15:18, Kitabı okudu, İnceledi, 8/10 puan

"Bir dakika," diye yanıtladı albay, horozun tepkisini gözleyerek.
"Dilencilerin seçme hakkı yoktur."

Albaya Mektup Yok, Gabriel Garcia Marquez (Sayfa 36 - Can Yayınları)Albaya Mektup Yok, Gabriel Garcia Marquez (Sayfa 36 - Can Yayınları)
seher 
01 Kas 2015, Kitabı okudu, Puan vermedi

Sansür konduğundan beri gazeteler yalnız Avrupa’dan söz eder oldu,” dedi. “En iyisi Avrupalılar buraya gelsin, biz de oraya gidelim. Böylelikle herkes kendi ülkesinde neler olup bittiğini öğrenebilir.

Albaya Mektup Yok, Gabriel Garcia Marquez (Sayfa 28)Albaya Mektup Yok, Gabriel Garcia Marquez (Sayfa 28)
KeMâL 
22 Haz 15:09, Kitabı okudu, İnceledi, 8/10 puan

Gülümsedi. Ama kadın şemsiyeye bakmak zahmetine katlanmadı. "Her şey öyle," diye fısıldadı. "Canlı canlı çürüyoruz."

Albaya Mektup Yok, Gabriel Garcia Marquez (Sayfa 12 - Can Yayınları)Albaya Mektup Yok, Gabriel Garcia Marquez (Sayfa 12 - Can Yayınları)
KeMâL 
22 Haz 16:21, Kitabı okudu, İnceledi, 8/10 puan

"Ağırlığınca altın eder," dedi. Bir kaşık lapayı yerken bazı hesaplar yaptı.
"Bizi üç yıl besleyecek."
- "Umut karın doyurmaz," dedi kadın.
- "Karın doyurmaz ama insanı ayakta tutar," diye yanıtladı albay.

Albaya Mektup Yok, Gabriel Garcia Marquez (Sayfa 45 - Can Yayınları)Albaya Mektup Yok, Gabriel Garcia Marquez (Sayfa 45 - Can Yayınları)
5 /

Kitapla ilgili 1 Haber




Burası çok ıssız