Baştan Çıkarıcının Günlüğü

8,0/10  (12 Oy) · 
22 okunma  · 
6 beğeni  · 
904 gösterim
Kierkegaard, Baştan Çıkarıcının Günlüğü'nde insanlık tarihi kadar eski olan baştan çıkarma "uğraşı"nı yeniden gözden geçirmeye teşvik ediyor bizi. Bununla bağlantılı olarak da öpüşme, genç kızlık, nişanlılık, evlilik vs. gibi "bildik" konulara ironik yorumlar getiriyor. Kierkegaard'a göre hayatın üç aşaması vardır: Estetik, etik ve dinsel aşama. Bunlardan ilki olan estetik aşamada her şey zevkin çevresinde toplanır. Ya/Ya Da'nın bir bölümünü oluşturan ancak bağımsız bir bütünlüğe de sahip olan Baştan Çıkarıcının Günlüğü işte bu estetik aşamaya dair...
Kierkegaard, Regine Olsen adında on yedi yaşında bir kızla nişanlanır, bir sene sonra da kitapta da ipuçlarını bulabileceğiniz sebeplerden nişanı bozar ve Berlin'e kaçıp Ya/Ya Da'yı bitirir. Bazı temel otobiyografik özellikler yüzünden Kierkegaard'ı "baştan çıkarıcı" Johannes'le özdeşleştirenler olsa da günlük, kurmaca ağırlıklıdır. Aslında, kitapta ne sıradan bir baştan çıkarıcı söz konusu ne de alışıldık bir günlük: Johannes, kendini etik, estetik ve erotik içerimleri olan bir aşk bilgeliğiyle donatmış sıra dışı bir baştan çıkarıcı; bir estet, bir "erotist." Ayrıca özgürlük düşkünü biri. Hem kendisinin özgür olması gerekiyor, hem de baştan çıkardıklarının. Günlüğe gelince; her ne kadar bazı tarihler göze çarpıyorsa da okurun en az hissedeceği şey günlük formu olacak; en çok hissedeceği ise ironik gözlemlerle bezenmiş sıkı bir roman tadı.

Özgürlükçü bir erotist estetin baştan çıkarma üzerine klasikleşmiş gözlemleri...
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Nisan 2013
  • Sayfa Sayısı:
    160
  • ISBN:
    9789755391441
  • Orijinal Adı:
    The Seducer's Diary
  • Çeviri:
    Süha Sertabiboğlu
  • Yayınevi:
    Ayrıntı Yayınları
  • Kitabın Türü:
Aslı 
13 Ağu 2015, Kitabı okudu, Beğendi, 10/10 puan

Kitapla ilgili araştırmalar yaptığımda yazarın tıpkı anlattığı gibi bir nişanlılik geçirdiği ve nisani bozduğunu dolayısıyla kitabın biraz otobiyografik özellikler taşıdığını gördüm. Aşk,bağlılık,nişan ve evlilik kurumları üzerine yapılan bir deneyin felsefi anlatımı olarak yorumlanabilir.

Gulan 
23 Şub 01:44, Kitabı okudu, 2 günde, Beğendi, 10/10 puan

Harikulade bir anlatım, büyüleyici bir akış, can alıcı bir hikâye/günlük. Okurken insanı başka baska duygulara savuran bir kurgu. Elinizde olmadan kendinizi kaptiracaginiz bir kitap lakin çok kaptirilirsa sakıncalı olacak türden. Tabi bir kadın okuyucu olarak da oldukça korkunç, mide bulandırıcı, alçak bir adamın günlüğü olarak bulmus olmam da olası aynı zamanda. Böylesine bir anlatım dilini kaybedecek değilim. Bu seneye bir kaç tane daha Kierkegaard kitabı sigdiracagim kesin. Her ne kadar beni uzmus, korkutmuş, olmayan umudumu kere kere karalamis olsa da, kesinlikle kendisiyle daha yakından tanisacagim yazdıklarıyla.

Kitaptan 37 Alıntı

Aslı 
07 Ağu 2015, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 10/10 puan

Yabancı bir gezgini yanlış yola yönlendirip onu orada tek başına bırakmak zalimce bir davranış da, insanın kendi içindeki patikalarda kaybolmasina neden olmak daha masum olabilir mi?

Baştan Çıkarıcının Günlüğü, Soren Kierkegaard (Sayfa 8)Baştan Çıkarıcının Günlüğü, Soren Kierkegaard (Sayfa 8)

Hasret ne demek? Dil ve şairler bununla kafiyeli bir kelime bulmuşlar: hapis. Ne mantıksız! Sanki yalnız hapiste yatanlar hasret çeker! Sanki özgürken hasret çekemez! Özgür kalsaydım, hasret çekmeyecek miydim? Ama diğer taraftan ben özgürüm, bir kuş gibi özgür, yine de nasıl hasret çekiyorum!

Baştan Çıkarıcının Günlüğü, Soren KierkegaardBaştan Çıkarıcının Günlüğü, Soren Kierkegaard
tabula rasa 
19 Ara 2015, Kitabı okudu, Puan vermedi

"Bir olayın hatırlanabilmesi için zaman çizgisinde bizden ne kadar uzaklaşmış olması gerek; hatırasındaki özlemin artık ona yetişememesi için ne kadar uzaklaşmış olmalı? Çoğu insanın bu bağlamda bir sınırı vardır; zamanca onlara çok yakın olanı da, zamanca çok uzak olanı da hatırlayamazlar. Ben sınır tanımıyorum. Dün yaşanılanı zaman çizgisinde bin yıl geriye itiyorum, hala sanki dün olmuş gibi hatırlıyorum."

Baştan Çıkarıcının Günlüğü, Soren KierkegaardBaştan Çıkarıcının Günlüğü, Soren Kierkegaard
Maya 
30 Mar 00:36, Kitabı okudu, 8/10 puan

Aşk hakkındaki şahsi görüşüm, her aşk ilişkisinin en fazla altı ay süreceği ve en uç noktaya kadar tadı bir çıkarıldı mı o ilişkinin sona ermeye mahkum olduğudur.

Baştan Çıkarıcının Günlüğü, Soren KierkegaardBaştan Çıkarıcının Günlüğü, Soren Kierkegaard

Yalnızca birisini sevmek çok azdır, hepsini birden sevmek yüzeysel olmaktır, kendini tanımak ve olabildiğince çok kişiyi sevmek, ruhunun tüm aşk güçlerini kendi içinde saklaması ve bilinç bunların hepsini kucaklarken her birinin kendi ayrı besinini alması. İşte zevk budur, yaşamak budur.

Baştan Çıkarıcının Günlüğü, Soren KierkegaardBaştan Çıkarıcının Günlüğü, Soren Kierkegaard

Kitap gibi konuşan birini dinlemek son derece sıkıcı olur, lakin bazen böyle konuşmak yerinde oluyor. Kitabın tuhaf bir vasfı var. Nasıl istenirse öyle yorumlanabiliyor. İnsan kitap gibi konuşunca bu vasfı da kazanmış oluyor.

Baştan Çıkarıcının Günlüğü, Soren KierkegaardBaştan Çıkarıcının Günlüğü, Soren Kierkegaard
tabula rasa 
19 Ara 2015, Kitabı okudu, Puan vermedi

"- Anılar sırf bir koruyucu kılıf değil, aynı zamanda bir nevi şiddetlenme, genişleme ortamıdırlar, anıların içine işlediği her şey iki misli gibi görünür. - İnsan sık sık kitaplarda, bilhassa ilahi kitaplarında küçük bir çiçek bulur - onun orada muhafaza edilmesinin sebebi o anın güzelliğidir, ama anısı çok daha güzeldir."

Baştan Çıkarıcının Günlüğü, Soren KierkegaardBaştan Çıkarıcının Günlüğü, Soren Kierkegaard

Kendi içinde yoldan çıkmış bir adamın manevra yapacak yeri daha dardır, çok geçmeden kurtulamayacağı bir çember içinde dönüp durmakta olduğunu görüverir.

Baştan Çıkarıcının Günlüğü, Soren KierkegaardBaştan Çıkarıcının Günlüğü, Soren Kierkegaard
4 /