Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu

8,7/10  (314 Oy) · 
571 okunma  · 
237 beğeni  · 
2.674 gösterim
Başka Yayınevlerinden;

Meçhul Bir Kadının Mektubu (Sayfa6 Yayınları, Palet Yayınları)

Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu (Doğu Batı Yayınları)

şeklinde yayınlanmıştır.

 Stefan Zweig Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu (Brief einer Unbekannten) adlı uzun öyküsünü 1920'li yılların ilk yarısında kaleme aldı. Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu'nun kadın kahramanını sadece uzun bir mektubun yazarı olarak tanıyoruz. Kadının hayatı boyunca sevmiş olduğu erkek için kaleme aldığı bu mektubun "gönderen"inin adı yoktur. Mektubun başında tek bir hitap vardır: "Sana, beni asla tanımamış olan sana". Kadın büyük tutkusunu hep bir "bilinmeyen" olarak, yani tek başına yaşamaya razıdır, bu aşk öyküsünde "taraflar" değil, sadece tek bir "taraf" vardır. Böylesine, gerçek anlamda aşk denilebilir mi? Zweig okurunu, bir kez daha, insan psikolojisinde eşine pek rastlanmayan bir yolculuğa davet ediyor. Bu yeni yolculuğun sonunda "mutlak aşk" kavramının şimdiye kadar bilinmeyen kıyılarına varmayı amaçlamış olması da bir ihtimal!
  • Baskı Tarihi:
    Ocak 2016
  • Sayfa Sayısı:
    68
  • ISBN:
    9786053606604
  • Orijinal Adı:
    Brief einer Unbekannten
  • Çeviri:
    Ahmet Cemal
  • Yayınevi:
    İş Bankası Kültür Yayınları
  • Kitabın Türü:
Nurhan Işkın 
30 Kas 2015, Kitabı okudu, 2 günde, Beğendi, 10/10 puan

Gizemli bir kadının onu tanımayan ünlü R'ye yazdığı mektup...

Tanınmış roman yazarı R' doğum günün de aldığı isimsiz ve adressiz mektubu incelerken; "Sana beni asla tanımamış olan sana," diye başlayan satırlarını hayretle okumaya başlıyor. İki düzine kadar özensiz olarak yazılmış bu mektuptan ziyade müsvedde benzeri kağıtlar da sıkça karşılaştığı bu cümle ile kendisine olan aşkı, masumiyeti. özlemi, acıları, korkuları, yalnızlığı, tutkuyu ve bir insana duyulan derin hisleri okuyacağından habersizdir...

Bilinmeyen kadın saf duyguları ile onu ilk gördüğü günden yıllar sonra mektubu yazdığı güne kadar olan aşkını ve onun için hissettiklerini anlatmaya çalışmıştır.

"Sana beni asla tanımamış olan sana." derken aslında karşılaştıklarını ve onun gözünde o tanınma duygusunu arayarak yıllarca içinde taşıdığı aşkı anlatırken; sizi duygularına ortak edecek kadar yalın ve kendinizi kitabın içinde onun yaşadığı duyguları hissederken bulacaksınız...

Stefan Zweig bu eseri ile aldığı tüm övgüleri hak ediyor. Bir kadının duygu dünyasına girip, onun aşka bakışını, hassasiyetini,psikolojik duygusal iniş çıkışlarını, karşısında ki erkeğin onun dünyasında ki yerini ve tutkularını, özlemini, acısını ve yalnızlığını kağıda dökmesine hayran kaldım. Henüz okumamış olanlara tavsiye ederim...

Muzaffer Akar 
26 Haz 2015, Kitabı okudu, 10/10 puan

Karşılıksız, tutkulu ve bilinmeyen bir aşkın, gizemli kadın kahramanın ağzından mektuplaştırılarak Zweig'in büyülü anlatımıyla muhteşem bir psikoloji-aşk öyküsü. Etkilenmemek ve tekrar okumamak elde değil.

Bekir İstanbul 
13 Haz 23:45, Kitabı okudu, 1 günde, 9/10 puan

Elinize alıp okumaya başlayınca bitirmeden bırakamayacağınız bir kitap. Zira benim aynı gün içerisinde hem okuduğum hem de incelemesini yazdığım ilk kitap diyebilirim. Bu Zweig'in okuduğum ikinci kitabı ve anlaşılan okumaya da devam edeceğim. Satranç gibi bu da çok sürükleyici ve çok etkileyici. Yer yer gerek hikaye açısından, gerek anlatım gücü açısından "Kürk Mantolu Madonna" kitabına benzettiğim bir aşk ve bir acı kitabı. İnsan hatırlanmak, tanınmak, bilinmek ister...

Mazlum İlhan 
 20 Kas 16:03, Kitabı okudu, 9/10 puan

Ah! Bu kadar okudum, bu kadar öykü ya da destan duydum, aşkın yolu asla düz gitmiyor.
( William Shakespeare )

Stefan Zweig'in okunan her kitabından etkilenmemek elde değil. Bunda, yazarın son derece akıcı üslubu, kelimeleri seçmedeki hüneri, kitaplarının kurgusu ve belki de en önemlisi; karakterleri, onların ruh dünyalarını olabildiğince açık bir şekilde yansıtabilmesinin büyük payı vardır.

Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu, doğum gününde isimsiz bir şekilde Bay R.'ye gelen bir mektupla başlıyor ve aslında öykünün yüzde doksandokuzu bu mektuptan oluşuyor. Mektup, Bay R ile daha on üç yaşlarında karşılaşan ve ona hayran olup daha sonra bu hayranlığın aşama aşama aşka (asla karşılık bulamayan) dönüşmesinin hikayesi.

Bay R., kolay olanı seven, bir kadere etki etmekten korkan ve her şeyi yüzeysel yaşayabilen, en ufak bir hareketin bile bir insanı nasıl değiştirebileceğinden bihaber bir karakter. Kadın, daha çocukluğundan beri son derece iyi gözlemci, hissedebildiği her duygusunun ayırdını yapabilen, en ufak bir olaya-davranışa en derin anlamları (belki de yaşadığı yoğun duygusal durumdan kaynaklı) yükleyebilen, aşık bir insan diyebiliriz.
Bay R.'ye duyduğu aşkı her geçen gün içinde büyüten, onu kollayan koruyan, bu uğurda her şeye katlanan karakterimiz hiçbir zaman aşkına beklediği karşılığı bulamamış. Bay R.'den bir çocuğu olmasına rağmen bu aşk serüveni bir türlü karşılıklı sevilme-anlaşılma boyutuna geçememiştir.

Bunların hiçbirinden en ufak haberi olmayan, tek bir davranışının kadının üzerinde ne denli etkiler bıraktığını bilmeyen-bilemeyen Bay R., mektupta her olayı ayrıntılarıyla okuyacak ve her doğum gününde yine isimsiz şekilde ona gönderilen beyaz gülleri koyduğu vazonun, o sabah doğum gününde boş olduğunu görecektir. Bay R.'nin bundan sonra nasıl bir iç hesaplamayla karşı karşıya kaldığı okurun takdirine bırakılmış.

Sahi aşk kaç kişiliktir?

haribu 
 27 Eki 2015, Kitabı okudu, 4 günde, Beğendi, 10/10 puan

Konuşmayı seviyoruz.Ama her zaman konuşmak ,duyguların doğru ifade edilmesini sağlamıyor ya da gerçekten hissettiklerimizi hissettiremiyoruz.Halbuki yazmak,hele de mektup yazmak...o an ki hislerimizin olduğu gibi kağıda ,oradan da muhatabımızın kalbine aktarılmasının en güzel yolu.Bazen,dilimiz söyleyemiyor,sesli dile getirmek zor oluyor ya da çekiniyoruz ama yazarken hem duygularımız hem kelimelerimiz özgür...

Bu kitapta baş kahramanımız ,sevdiğiyle nerdeyse hiç konuşamıyor,ona kendini hiç anlatmıyor ama gel gör ki son yaklaşınca tüm hissettiklerini sevdiği bilsin istiyor ve tüm yaşadıklarını kağıda döküyor,hem de ne dökme...
Bu kitabın her satırını içime işleyerek okudum...Yazar,tüm duygularını okuyucuya o kadar net ve derinden aktarmış ki,pişmanlığını,hüznünü,mutluluğunu,heyecanını ,hayal kırıklığını hücrelerimde hissettim.
Ve aşk...içten içe yavaş yavaş büyüyen ,asla karşılığı beklenmeyen bi'ömrü hem güzelleştiren hem mahveden aşk...

Özenmeli mi yoksa koşarak kaçmalı mı bilemedim böyle bir aşktan ama hikayeyi,anlatım tarzını hele de mektup olmasını çok beğendim..

Ve tabii ki mektup bittiğinde adamın başını çevirip boş vazoyu gördüğü an,gerçekleri yavaş yavaş idrak ettiği anın tasviri harikaydı.

Tereddütsüz okuyun derim.

mustafa tamer akder 
28 Eki 2015, Kitabı okudu, 2 günde, 10/10 puan

Zweig amcanın büyüleyici dilinin içinde kitapla bütünleştim. Ana karakter yaşamını derinden hissettim. Kitabın yarısında duygusal olarak o kadar dolmuştum ki yarıda bırakıp yorum yazmaya başlamdım ama yeni taşınmamızdan dolayı evde internet olmadığı için telefondan yazdım ve düzenlerken telefon gelmesi ile silindi ve hevesim kaçtı. Kurgu bakımından ufak tefek boşluklar olsada karakterin duygusu içerisinde kaybolduğum için okurken fark etmedim. 1-2 saat geçtikten sonra duygusal olarak standart kısma gelince düz mantığım gösterdi. :D Konu olarak düzgün bir şekilde anlatamayacağım. Çünkü ana karakteri empati yapınca bir tarafım hayranlık içinde kaldı. Bir tarafım korktu. Bu kitap beni çok sarstı. Eğer akşam kafamı ve duygularımı toparlayabilirsem. Bir kez daha düzenleyeceğim. Bence ana karakterle herkesin bir kez olsun tanışması gerek ve aşka dair okuduğum en çarpıcı kitap.

Mithril / Jake Epping 
09 Şub 13:39, Kitabı okuyor, Beğendi, 10/10 puan

Tek kişilik büyüleyici, yoğun ve tamamen saf bir aşkın hikayesi. Meraklı, küçük bir çocuğun, aşkı için her tür çılgınlığı yapabilecek cesarette gözüpek bir genç kızın ve evladı için herşeyini feda edebilecek bir annenin; aşık bir kadının hikayesi.

Yıllar evvel, küçük bir çocukken okulundaki bir çocuğa aşık olmuş her teneffüste onu takip etmiş, bir hayran gibi fotoğraflarını gizlice çekmiş, tuvalet bahanesiyle derslerden izin alıp sevdiği çocuğun sınıfının kapısına giden ve gözetleme camından dakikalarca o çocuğu izleyen bir kız çocuğunu; ona bu platonik aşkını anlatmak için, kendisini hiç tanımamış olan çocuğa sayfalarca mektup yazan genç bir kızı; ama karşılık görmeyen aşkını kalbine gömse de her gece uyumadan evvel sevdiği gencin mutluluğu için dua etmiş, onu asla unutmamış ve her daim önemsemiş bir kadının hikayesini anımsattı bana. Gözlerim dolu dolu okudum...

Yaren Sıla Koç 
28 Ağu 15:55, Kitabı okudu, 1 günde, Beğendi, 10/10 puan

Bitmesini istemediğim ve bitince üzüldüğüm nadir kitaplardan birisi diyebilirim.
Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu adı üzerinde olduğu gibi kim olduğu bilinmeyen birisi tarafından, hayatının aşkını takıntı derecesine kadar getirecek kadar seven, hayatını o kişi üzerine kurmuş olan birisinden ünlü R. ' ye yazmış olduğu mektuptur. Ancak bu mektubu yazan kişi mektupta en ufak bir ipucu bile bırakmamıştır. Mektup: "Sana,beni asla tanımamış olan sana" diye başlamaktadır.
Stefan Zweig bu kitabında tek kişinin iç dünyasından yola çıkarak aşkın psikolojik çözümlemesini yapmıştır. Bu kitabı okuduktan sonra şimdiki kitaplarda ve dizilerdeki "popüler" aşkların ne kadar saçma ve sahte olduğunu görüyoruz.

Rogojin 
 26 Mar 20:50, Kitabı okudu, 1 günde, Beğendi, 10/10 puan

Böyle hakiki edebiyat eserleri okuyunca nice kitap öyle basit görünüyor ki...sayfalar dolusu yazan ve insanı anlatan ama anlattıkları hiç bir his yaratamayan, cansız ölü karakterlerle hikâye anlattığını sanan nice yazar arasında Stefan Zweig gerçek bir elmas gibi parıldıyor. Yazarın en son okuduğum ve yine çok etkileyici bulduğum 'Korku' adlı hikâyesinde olduğu gibi, bu eserinde de edebi bir ruh kazısı yaptığını görüyoruz: bir aşk herhalde ancak böyle anlatılabilir, bir ruh ancak böyle betimlenebilirdi. Benim için her zaman karakter anlatabilen yazarların kıymeti daha fazla; Stefan Zweig'ın en azından okuduğum üç eserinde bu konuda insanı etkilememesi imkânsız bir üslûpla yazdığını görüyorum. Bundan çok ama çok etkileniyorum. Kitabı kesinlikle gerçek edebiyat seven herkese öneririm..

Ayçagül Akar 
02 Tem 2015, Kitabı okudu, Beğendi, 10/10 puan

Bir kadinin yaşadığı platonik aşk, hissettiği duygular, kırılganligi, beklentileri, hassasiyeti bir erkek tarafından nasil bu kadar güzel ve dokunakli bir sekilde ifade edilebilir? Şaşırdım ve hayranlikla okudum.

Kitap Stefan Zweig'ın okuduğum ilk eseriydi. Eşime tavsiye ettigi icin tesekkur ederim. Yazara olan ilgim ve merakım arttı. Diğer eserlerini okumak için sabirsizlaniyorum. Ayrica kitabin filmi oldugunu da öğrendim. İlgilenenlere duyurulur.

Kitaptan 108 Alıntı

Sen, beni asla, asla tanımayan, bir su birikintisinin yanından geçercesine yanımdan geçip giden, bir taşa basarcasına üstüme basan, hep, ama hep yoluna devam eden ve beni sonsuz bir bekleyiş içerisinde bırakan sen, kimsin ki benim için?

Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu, Stefan Zweig (Sayfa 52)Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu, Stefan Zweig (Sayfa 52)
Aysel 
17 Ara 2014, Kitabı okudu, Beğendi, 9/10 puan

Ölmüş olan biri artık hiçbir şey istemez, sevilmeyi de, kendisine acınmasını da, teselli edilmeyi de istemez.

Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu, Stefan ZweigBilinmeyen Bir Kadının Mektubu, Stefan Zweig

Senden uzaktayken mutlu, halimden memnun yaşamak istemiyordum, kendi kendimi acılardan ve yalnızlıktan oluşma, karanlık bir dünyaya gömmüştüm.

Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu, Stefan Zweig (Sayfa 21)Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu, Stefan Zweig (Sayfa 21)
Fatmanur Tali 
27 May 17:46, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 8/10 puan

... çünkü yeryüzünde hiçbir şey kuytulardaki bir çocuğun fark edilmeyen sevgisiyle karşılaştırılamaz.

Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu, Stefan ZweigBilinmeyen Bir Kadının Mektubu, Stefan Zweig
Muzaffer Akar 
25 Haz 2015, Kitabı okudu, İnceledi, 10/10 puan

Ben, senin dokunuşunla kendi gözümde kutsanmıştım: bu durumda kendimi benim için her şey olmuş olan seninle, hayatıma yalnızca şöyle bir değip geçmiş olan başkaları arasında nasıl paylaştırabilirdim?

Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu, Stefan Zweig (Sayfa 33)Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu, Stefan Zweig (Sayfa 33)

Kelimelerim seni korkutmasın; ölmüş olan biri artık hiçbir şey istemez, sevilmeyi de, kendisine acınmasını da, teselli edilmeyi de istemez. Senden tek istediğim, şu anda sana kaçmakta olan acımın hakkımda ele verdiği her şeye inanmandır. Her şeye inan, senden sadece bunu istiyorum: İnsan biricik çocuğunun ölüm anında yalan söylemez.

Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu, Stefan ZweigBilinmeyen Bir Kadının Mektubu, Stefan Zweig
Ismail Salma 
28 Eyl 18:17, Kitabı okudu, Puan vermedi

Beni teselli edecekler ve birtakım sözcükler söyleyecekler, sözcükler, sözcükler; fakat ne yardımı dokunabilir ki sözcüklerin bana?

Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu, Stefan ZweigBilinmeyen Bir Kadının Mektubu, Stefan Zweig
11 /

Kitapla ilgili 1 Haber