Kanunların Ruhu Üzerine

8,0/10  (2 Oy) · 
9 okunma  · 
2 beğeni  · 
558 gösterim
"Ey büyük Montesquieu!
Senin gökyüzündeki ruhunu kutsamaktan ötürü şeref kazanırsam, ne mutlu bana!
Ya siz, ey aklın, gerçeğin sessiz ve kimseyle konuşup görüşmeyen bekçileri!
Size de sevinç ve mutluluk verebilirsem, ne mutlu olurdum! İnsanlık savunucularının sesini duyurmakta etken olan istek ve heyecanı, duyarlı ruhlara üfleyebilsem dünyalar benim olurdu!..
İnsanlığın kutsal haklarını savunan ve yenilmez gerçeğin tarafını tutarak, sesimi yükseltmekle, zulmün ve bazen de aynı derecede tiksinç bilgisizliğin pençesinde çırpınan kara yazgılı kurbanlardan birkaçını çekip kurtarabilirsem, bunlardan sadece bir tek günahsızın duaları ve döktüğü sevinç gözyaşları bile, bütün diğer insanların haksız suçlamalarına ve acı hakaretlerine karşı beni yatıştırır ve avuturdu!"
-Beccaria-

Bir kitap için bunca dedikodu, bunca savaş neden? Ne vardı bu kitabın içinde? Yazarın yirmi yıl üzerinde çalıştığı, o çağa göre bir bilgi kaynağı sayılması gereken kitabı neden bu kadar göze battı? Neden yazar, kitabını yerenlerle, düşüncelerine cephe alanlarla savaşmak, kendisini de kitabını da savunmak zorunda kaldı? Neden asıl eserin neredeyse dörtte biri kadar kalın bir savunma dosyası yazmak zorunda kaldı?

Tarihçilerin Fransız ihtilalini hazırlayanlar arasında çok önemli bir rol oynadığını iddia ettikleri Montesquieu'nün Kanunların Ruhu Üzerine adlı eserini okurken, bu soruların da cevaplarını arayacak ve yazarın durmadan kişilerin eşitliğinden söz ettiğini, hürriyetin insanların en doğal haklarından biri olduğunu, kanun karşısında bütün insanların eşit sayılması gerektiğini ve toplumların ancak bu anlayış sayesinde mutluluğa ulaşabileceklerini ileri sürdüğünü göreceksiniz.
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Mart 2011
  • Sayfa Sayısı:
    600
  • ISBN:
    9789757670414
  • Çeviri:
    Fehmi Baldaş
  • Yayınevi:
    Hiperlink Yayınları
  • Kitabın Türü:

Kitaptan 4 Alıntı

ünal demirtaş 
12 Oca 17:23 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

İstibdat yönetimi ise tek başına bir kişinin tüm güçleri elinde
topladığı, her alanda mutlak söz hakkına sahip olduğu bir yönetim
biçimidir. Doğası gereği geniş düzlüklere yayılmış imparatorluklarda
ortaya çıkar. Hükümdar toplumu heves ve kaprislerine göre yönetir,
onu sınırlayacak ne bir kural ne de bir kişi vardır. Sebebine gelince
böyle bir toplumda din ve gelenek herşeye egemendir; fertleri itaat
ve kölelik zihniyeti ile yetiştirilirler, bu nedenle de hükümdar ile halk
arasında aracı hiçbir kimse ya da müessese var olamaz.

Kanunların  Ruhu Üzerine, MontesquieuKanunların Ruhu Üzerine, Montesquieu
ünal demirtaş 
12 Oca 17:45 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

îşte iklimin insanın biyo-psikolojik yapısı üzerindeki farklılaştıncı
etkisi, onun toplumsal müesseselerine, örf-âdetlerine ve kanunlarına
da yansır. Güney toplumlarında kölelik yaygın ve meşrudur
Kadın ve erkek daima birbirinden ayrı tutulur. Cinsler arası eşitsizlik
kadın aleyhine acımasızdır; çok sıcak yerlerde kızlar sekiz-on yaş­
ları arasında evlendirildikleri için, çocukluk ve evlilik içiçedir. Yirmi
yaşına gelen kadın ihtiyardır, çünkü güzelliğini ve erkeğin ilgisini
yitirmiştir; bu nedenle çok karılılık doğal karşılanmalıdır . Baskı
ve istibdat yönetimleri de iklimin tembel ve korkak kıldığı sıcak Güney
ülkeleri ile, Asya'da egemendir . Öyle ki, Asya'da kuzeyli bir millet
fetihlerle Güney'e doğru indikçe, onların tüm kötü alışkanlıklarını
alır, kendi halkına da köle muamelesi yapmağa başlar. Buna karşılık
ılıman bölgelerin geniş bir alana yayıldığı Avrupa'da, iklimin etkisiyle
birbirine benzeyen, hürriyetlerine düşkün cesur insanlardan olu­
şan toplumlar birbirlerini yenseler bile, Asya tipi istibdat yönetimleri
kurmaları söz konusu olmaz İklimin yanısıra toprağın yapısı,
verimli olup olmaması; ülkenin ada, dağlık, ovalık oluşu da toplumların
kanunlarını etkileyen dış koşullar arasında yer alır

Kanunların  Ruhu Üzerine, MontesquieuKanunların Ruhu Üzerine, Montesquieu

Ya siz, ey aklın, gerçeğin sessiz ve kimseyle konuşup görüşmeyen bekçileri!
Size de sevinç ve mutluluk verebilirsem, ne mutlu olurdum! İnsanlık savunucularının sesini duyurmakta etken olan istek ve heyecanı, duyarlı ruhlara üfleyebilsem dünyalar benim olurdu!..
İnsanlığın kutsal haklarını savunan ve yenilmez gerçeğin tarafını tutarak, sesimi yükseltmekle, zulmün ve bazen de aynı derecede tiksinç bilgisizliğin pençesinde çırpınan kara yazgılı kurbanlardan birkaçını çekip kurtarabilirsem, bunlardan sadece bir tek günahsızın duaları ve döktüğü sevinç gözyaşları bile, bütün diğer insanların haksız suçlamalarına ve acı hakaretlerine karşı beni yatıştırır ve avuturdu!"
Beccaria

Kanunların  Ruhu Üzerine, MontesquieuKanunların Ruhu Üzerine, Montesquieu
ünal demirtaş 
12 Oca 18:11 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Saltanat hükümetlerinde bu kanunların konusu şereftir; Cumhuriyetlerde fazilet (erdem); istibdat idarelerinde de korkudur.

Kanunların  Ruhu Üzerine, MontesquieuKanunların Ruhu Üzerine, Montesquieu