Körleşme

8,9/10  (29 Oy) · 
58 okunma  · 
21 beğeni  · 
1.853 gösterim
Dünya edebiyatının başyapıtlarından biri olduğu tartışmasız kabul edilen Körleşme, Almanya'da edebiyatın, politikanın kirli gölgeleri altında yitip gitmeye yüz tuttuğu bir dönemde yazılmıştır. Ancak, Elias Canetti kurguladığı zaman ve mekân, kullandığı dil ve üslup, karakterlerindeki soyutlamanın isabetliliği ve bunları aktarmadaki başarısı sayesinde sınırları aşmış, evrenselliğin en üst boyutlarına ulaşmıştır.

Çoktandır kendi fildişi kulesine çekilmiş bir aydının trajedisinde cisimleşen Körleşme, insanoğlunun kendi eliyle kurduğu, sonra da kendisine yabancılaşmış, düşman kesilmiş bulduğu dış çevreyi, son derece özgün bir biçimde ve en uçta sayılabilecek araçlarla tasvir etmeyi başarıyor.

İnsanın gerçeklik karşısında ne ölçüde körleşebileceğini, her dönemde ve her toplumda rastlanabilen "aymaz" aydın karakterinde ustalıkla yansıtan Canetti, düşünce ile gerçeklik arasındaki kopuşun hikâyesini anlatırken yarattığı dehşet atmosferiyle okuru derinden sarsıyor.
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Ocak 2014
  • Sayfa Sayısı:
    565
  • ISBN:
    9789755707044
  • Orijinal Adı:
    Die Blendung
  • Çeviri:
    Ahmet Cemal
  • Yayınevi:
    Sel Yayıncılık
  • Kitabın Türü:
Kaan Ö. 
 10 saat önce, Kitabı okudu, 24 günde, 10/10 puan

Oysaki ne kadar normal başlamıştı her şey. Hayatında kitaplarından başka hiçbir şeye değer vermeyen, dünyanın gerçekliğinden kopuk bir şekilde yaşayan profesör Kien’in yaşamını okurken, kitaplarına göz kulak olması, onlarla ilgilenmesi için tuttuğu hizmetçi Therese’yle evlenmesiyle roman kafkavari bir atmosfere büründü ve her şey altüst oldu.

Öyle bir kitap ki, kazıdıkça altında başka fikirler buluyorsunuz. Nereden başlayacağımı bilemiyorum. Kitabın adından başlayabilirim mesela: körleşme. Profesör Kien’in en büyük korkusu kör olmak. Körleşmek, kitaplarından kopması, hayatının bütün anlamını yitirmesi demek. Ama hayatta en korktuğu şey olan körlük aynı zamanda profesörün bilinçli seçimi. Bütün anlamlarıyla ama. Körleşmek aynı zamanda sorunları da görmemek demek. Bu bir kaçış yöntemi profesör için. Hem fiziksel hem duygusal anlamda. Evin içinde gözleri kapalı gezmeye başlıyor, işlerini gözleri kapalı hallediyor, kitaplarını gözleri kapalı buluyor. Karısının açgözlülüğüne, eve doldurduğu eşyalara, hayatının dibe vuruşuna, her şeye gözlerini yumuyor. Kitap suratıma bir tokat patlatıyor ve dünyaya dönüyorum. Hepimiz bir parça Kien değil miyiz? Hem bireyler olarak hem de toplum olarak. Dünyadaki ve ülkedeki bütün adaletsizliklere, sömürüye, açlığa, savaşlara, tecavüzlere karşı kör olduk, sindirildik. Emeğimiz sömürülüyor, paramız çalınıyor, çocuklarımız öldürülüyor ama bu gidişatı değiştirmeye gücümüz yetmiyor. Ya gözlerimiz ve kulaklarımızı kapatıp kendi sanal gerçekliğimizde yaşıyoruz, ya korkudan sinmiş bir şekilde sıranın kendimize gelmesini bekliyoruz, ya da artık hiçbir şeyi umursamamayı seçip, yaşadığımız yerden uzaklaşınca sorunlardan kurtulacağımızı ve mutlu olabileceğimizi umuyoruz. Kafamız kumda, kıçımız açıkta... Sonra kızılderililer geliyor aklıma. Little Bighorn zaferi ardından, ABD ordusunun yenilgiye uğrattığı Siyu kabilesi önce Kanada’ya göçer ama iklim şartlarına dayanamayarak geri döner. Yenilgiyi kabullenmekten başka çare yoktur. Hükümetin gösterdiği rezervasyonlarda yaşamaya başlayan Siyu kabilesi “hayalet dansı” adını verdikleri bir dansı yapmaya başlarlar. Amaçları ölüleriyle iletişime geçip beyaz adamları topraklarından atabileceklerini düşünmeleridir. Bu bir nevi çaresizliğin dışa vurumudur. Körleşmeyi bu hayalet dansına benzetiyorum ben.

Kitap çok sert bir tokat vurdu demiştim. Öyle bir tokat ki toplumun bütün kesimleri bu öfkeden nasibini alıyor. Dahi profesörden tutun, cahil ev kadınına, sokaktaki dilenciden, mağazadaki satıcıya, apartmanın kapıcısına kadar herkes… İnsanın sonsuz hırsını, açgözlülüğünü ve cehaletini anlatıyor bu roman. Oturan Boğa’nın sözleriyle “Sahip olma isteği onlarda bir hastalık olmuş... Bu millet, baharda yatağından taşarak, yoluna çıkan her şeyi yok eden bir ırmağa benziyor.”

Faşizmin sembolize edildiği profesörün karısı Therese’nin kolalanmış mavi eteği, Kaptan Ahab’ın peşine düştüğü, dünyanın bütün kötülüklerininin temsili olan balinanın beyazlığı adeta. Muhteşem bir sembolizm, maviden nefret ettiriyor.

Yazar bilinç akışı tekniğini bolca kullanmış. Okuması gerçekten zor ama bitirdiğinizde hissettirdiklerinin tarifi daha da zor. Mutluluk değil ama bahsettiğim, güçlü bir sarsıntı daha çok. Umutsuz, karanlık bir kitap bu.

Kitabın son bölümünde Profesör Kien’in başından geçenleri mitolojik hikayelerle anlattığı ve kardeşinin psikolojik çözümlemeler yaptığı kısım en beğendiğim bölümlerdendi. Daha söyleyecek çok şey var ama burada sonlandırıyorum. Mutlaka okunmalı bu kitap.

Son olarak, kitabı bana hediye eden Hakan hocama buradan tekrar teşekkürlerimi iletiyorum. :)

Dara 
27 Haz 2015, Kitabı okudu, 8/10 puan

Elias Canetti ile ilk tanışmam. Benim açımdan kitabı bitirmek, kitabın durağanlığı ve ağırlığı dolayısıyla çok kolay olmadı. Ancak Körleşme, derinine inildiğinde insanların yürümesi gereken bir çizgiyi, en doğru çizgiyi bulamamış olmasından yahut zannımca hiç bulamayacak olmasından, bunun sonucunda inanılan yolda, sadece o yolda yürümenin bireyin zaman zaman toplumdan, zaman zamansa kendi özünden kopmasına yani 'körleşmesine' yol açmasından bahsediyor. Üzerinde düşünülünce aşırılıkların, ki bu aşırılıklar açgözlülük, toplumdan kopuş, riyakarlık ya da her ne olursa olsun bireyi oldukça olumsuz etkilediği anlaşılıyor. Kitabı okurken 'yok artık bu kadar da körleşilmez' diyorsunuz. Okumayı bırakmayı bile bir an olsun düşünmedim değil, inadımdan bitirdim. İyi ki de bitirmişim. Bana kattıklarını bitirmeden anlayamazdım çünkü.

Pelin Tunç 
21 Eyl 2015, Kitabı okudu, Beğendi, 10/10 puan

Gerçekliğin uzağında, yaşamı daha çok kafasının içinde, kitaplardan başka hiçbir şeyi hayatına almayan profesörün, zamanla değişen tutumları doğrultusunda konu ilerliyor. Tabi değişimden kaynaklı profesörün hayatına birçok kişi giriyor. Yazarın dikkat çeken noktası diğer karakterlerinde ana karakter gibi büyük öneme sahip olması ve her karakterin gözünden olaylara bakıyorsunuz ve yorumluyorsunuz. Böylelikle diğer karakterleri kolaylıkla anlayabiliyorsunuz. Her karakter kendisine has bolca soyutlamalarla dolu. O soyutlamalar, parçalanmış dünyada sirayet eden değişik tipler, durağan anlatımındaki kaosluk... yazarın bunu yapması, çok ayrı bir zeka !
Hele ki kitabın son 100 sayfası tekrar tekrar okunup altı çizilmelik paragraf gruplarından oluşuyor.

Bir çırpıda okunacak kitaplardan kesinlikle değil, yavaş ilerleyen her cümlesi beyin fırtınası yapmanızı gerektirten, özellikle okuyucu kesimin belli olgunluk düzeyinde olması gerektirdiği inancındayım.

Şunu da mutlaka belirtmeliyim. Bu kitabın çevirmeni Ahmet Cemal, Oğuz Atay'la tanışması sayesinde kitabı bize erken kazandırmış. Tabi bu tanışma ani ve Oğuz Atay'ın bu kitabın ingilizce çevirisinden okuduğu hayranlık nezdinde çevirmeni rakı masasına çağırıp kendine has konuşma tarzıyla ikna çabalarına girişmiş. Bu bile kitabın okunması için en önemli sebep ! Ayrıca, önsözde, çevirmenin Oğuz Atay'la vakit geçirdiği küçük bir kesite tanık olmak sizin tebessüm etmenizi vesile.

Mutlaka okunması gereken kitaplardan !

Kitabı ikinci kez okumama sebep karakter: Profesör Kien. Kitaplara olan tutkusu, sırf bu yüzden insanlara kayıtsızlığı, kendi yarattığı dünyasından dışarı adım atmaması, öğrenmeye aç, belki şu ana kadar okuduğum en etkileyici karakter belki de olmak istediğim yerde bulunan karakter. Tabii, bir romana konu olması için profesörümüzün düzeninin bozulması, insanlarla etkileşime geçmesi ve onları dünyasına dahil etmesi gerekti. Fakat bu dahil olan karakterlerin bile özünde çok temel ayrılıklar yok diyebilirim. Her birinin, bir nesneye bağlanıp sürüklenişini diğer bir deyişle körleşmesini okuyorsunuz.(Paraya olan tutkusuyla Therese, satranç tutkusuyla Fischerle, yemek, sex, dayak tutkusuyla Benedikt) Kısacası değişen tek şey, uğrunda körleştikleri nesneler oluyor.
Bir çırpıda bitebilecek türden bir kitap kesinlikle değil, fakat her bir satırdan sonra sizi zorla kendi düşüncelerinize doğru, itiyor. Sadece bu yüzden bile, okumanızı tavsiye ederim.

Kitap her yerde okunur 
20 Kas 16:31, Kitabı okudu, 386 günde, Beğendi

"...Kitaplığını o denli çok seviyordu ki, kitaplığı onun için insanların yerini tutuyordu. "





Körleşme 'nin kahramanı Prof. Peter Kien, biz kitap delilerinin hayal ettiği biçimde 25 bin kitabı ile beraber yaşıyor. Kendine kalan miras sayesinde geçim sıkıntısı da çekmiyor. Zamanını evinde, sadece kitaplarıyla geçiriyor. İstediği kitabı satın alabiliyor.
Peter Kien'in insanlarla ilişkisi ise yok denecek kadar az. Yolda adres sorana bile dönüp cevap vermiyor:)
Eşi, dostu yok.Tek akrabası olan kardeşi ile de görüşmüyor.Çok ünlü bir sinolog olmasına rağmen uluslararası toplantılara bile tenezzül edip katılmıyor.
Çocukluğundan beri kör olmak ve kitap okuyamamaktan korkan Kien ,aslında tam bir körlük içinde olduğunu bir türlü fark edemiyor ama sonra öyle olaylar oluyor ki hayatın sillesini yiyor bizim prof... Hayatında aklına gelmeyecek kişilerle görüşmek zorunda kalıyor... Ah neler oluyor neler ...
Kitabın ilk bölümleri çok akıcı ve eğlenceliydi yalnız, orta kısmı büyülü gerçeklikle süslenmişti ,yani hayal gerçek karıştı okurken, dili de biraz yavaşladı. Hatta uçuk kaçık karakterlerle ,hikayenin takibi biraz zorlaştı ;(
Son bölümde ise konu güzel toparlandı.
Sonuç iyi ki okudum dediğim ,sıkı bir kitap oldu.
Körleşme hepimizin yaşadığı bir olay. Aydınlardan tut da halkın her kesimi körleşme içinde biraz...Gözlerimiz görüyor çoğu gerçeği , ama biz görmezden gelerek , kendi küçük dünyamızda yaşamaya devam ediyoruz... Belki de her şeyi görsek , hayat daha da çekilmez olurdu.

Hoşuma giden alıntılar:
*Bilgisiz kişinin elinde kitaplar savunmasızdır.
*Doğru yolu görüp de oradan gitmemek yüreksizliktir.
*Susmak zorunda olduğunu bilmek, ona susmaktan daha zor geliyordu.
*Yüzdeki ifade, her şeyin anahtarıdır.
*Kadınlar aşık olduğunda, kişiliklerini yitirirler.

utku köker 
19 Mar 21:24, Kitabı okudu, 16 günde, Beğendi, 9/10 puan

Usta bir yazarın en önemli kitaplarından biri.. Bir diğer başyapıtı "Kitle ve iktidar" ile birlikte yorumlanmalıdır. Son derece gelişmiş bir mizahi üslubun hakim olduğu kitap bölümleri dikkatli bir okumaya tabi tutulursa alınacak zevk katlanacaktır. Kien Kant yakınlıkları, Hegel, Descartes gibi isimlere yapılan göndermeler ışığında değerlendirmeler yapılırsa kitaba doğru sondajlar yapılacağı kanaatindeyim. Her bir bölümdeki olayların tarihi gerçeklikleri arandığında ilginç şeyler bulunacak ki kitap yakma eylemlerinin anlatıldığı gibi Çindeki bir olaya mı bağlandığı yoksa Nazizmin kitapta bir şeylerle temsil mi edildiği gibi noktaları okur dikkatine sunmak isterim. Kitap sembolik unsurlarla bezeli çok ciddi bir eser olup tartışma gruplarının es geçmemesi yerinde olur.

sezen 
24 May 2015, Kitabı okudu, Beğendi, 9/10 puan

"belki de asıl sorun ikisininde asal sayı olmasından kaynaklanıyordu." canetti çok genç yaşlarda bir başyapıt koymuş ortaya.dikkat vererek okumak lazım,sadece satırlar değil,satıraraları da çok şey anlatıyor.

Emre Ağaoğlu 
11 May 14:46, Kitabı okudu, 49 günde, Beğendi, 10/10 puan

Canetti'nin farklı bir anlatım tarzıyla yazdığı roman görünümlü fikir kitabı. Okuması, katlanması, bitirmesi ne kadar zor olsa da; sonunda dimağda bıraktığı kalıntıların toz zerrecikleriyle değil, dağla tasvir edilmesi kitap hakkında size yeterli tanıtımı yapacaktır. Her cümlesinde bir analiz yapma gereksinimi, her detayında bir duraksama yaşatacak size. Okuduğum en zor kitap olmasının yanında, en etkilendiğim kitaplar arasında zirveye oynayan eserdir.

Kitaptan 72 Alıntı

Berk Liman 
05 Nis 2015, Kitabı okudu, Puan vermedi

"Kişi, öteki insanlardan uzaklaştığı ölçüde hakikate yaklaşır. Günlük yaşam, yalanlardan kurulu yüzeysel bir düzendir."

Körleşme, Elias CanettiKörleşme, Elias Canetti

Bir kitapçı, bir kraldı. Ama bir kraldan hiçbir zaman kitapçı olamazdı.

Körleşme, Elias Canetti (Sayfa 23)Körleşme, Elias Canetti (Sayfa 23)

"Yoksulluk, insanı insanlığından etmez. Ben şahsen kendini beğenmişlerden nefret ederdim."

Körleşme, Elias Canetti (Sayfa 105 - *Sel)Körleşme, Elias Canetti (Sayfa 105 - *Sel)

Çok enderdi gülümsediği. Tıpkı, yaşamlarındaki en büyük istekleri bir kitaplık olan kişilerin ender bulunuşu gibi.

Körleşme, Elias CanettiKörleşme, Elias Canetti

Kien'e göre insanlar özgür oldukları sürece hiçbir şey öğrenmek merakına kapılmazlardı; ancak özgürlüklerinden olup zindanların dört duvarı arasına girdikten sonradır ki, bir şeyler öğrenebilmek, kültürlerini artırmak konusunda eşi bulunmaz bir fırsat elde etmiş olurlardı.

Körleşme, Elias Canetti (Sayfa 88)Körleşme, Elias Canetti (Sayfa 88)
UĞURCAN KOÇ 
10 Eki 05:37, Kitabı okudu, Beğendi, 9/10 puan

Kuşku, her gerçek bilginin kaynağını oluşturur.

Körleşme, Elias Canetti (Sayfa 475 - Sel Yayıncılık)Körleşme, Elias Canetti (Sayfa 475 - Sel Yayıncılık)

Kitapla ilgili 2 Haber




Burası çok ıssız