Saatleri Ayarlama Enstitüsü

8,5/10  (359 Oy) · 
1.025 okunma  · 
296 beğeni  · 
6.827 gösterim
Ahmet Hamdi Tanpınar'ın şiiri sembolist bir ifade üzerine kurulmuştur. Aynı anlatım tarzı romanlarına da zaman zaman sirayet eder. Ancak muhteva açısından metafizik eğilimleri ile estetik endişelerini şiire ayırdığı halde, sosyal temalar için nesri seçmiştir. Romanları, zengin hayat hikayesinden taşarak Türkiye meselelerine kendine has yorumlar getirir. Medeniyet değiştirme girişimlerinin insanımızı soktuğu çıkmazları araştırırken yaptığı tahliller, insanımız ve toplum yapımız açısından dikkate değer hükümler taşır. "Saatleri Ayarlama Enstitüsü" toplumumuzun bu değişme süreci içindeki durumunu, fertten yola çıkarak topluma varan bir teknikle anlatıyor.
(Arka Kapak)
  • Baskı Tarihi:
    2011
  • Sayfa Sayısı:
    400
  • ISBN:
    9789759952372
  • Yayınevi:
    Dergah Yayınları
  • Kitabın Türü:
Bekir İstanbul 
21 Mar 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Ben bu kitapla yeniden doğdum... Okumayı sevdim, okur yazar oldum, kendimi buldum... Bu kitabı okuyana kadar yılda dört beş kitap okurdum, bu kitabı okuduğum sene yaklaşık 40 kitap okudum ve 1,5 sendedir aynı tempo ile okumaya devam ediyorum. Farkettiyseniz profil resmimi bu kitabın kapağından aldım, Hayri İrdal olmaktan çıktım Halit Ayarcı oldum... Bu kitap ile bu siteyi buldum, siz okurları tanıdım. Okuduğum kitaplara yorumlar yazdım ama bu kitap benim için özel olduğu için üzerine söz söylemeye sırrımı ifşa etmeye çekindim ve bugün Huzur'u okurken tamam dedim Saatleri Ayarlama Enstitüsü'ne inceleme yazacağım....

Bu kitabı on sene önce üniversitede bir arkadaşım tavsiye etmişti ama okumak yıllar sonrasına nasip oldu. Ama olsun okumaya başlamanın yaşı ve zamanı yok...

Biraz da kitaptan bahsedeyim. Konusu Hayri İrdal gibi pasif ve yılgın birisinin Halit Ayarcı gibi aktif ve özgüveni yüksek biriyle tanışıp hayatının nasıl değiştiğini ve Saatleri Ayarlama Enstitüsünü nasıl kurduklarını, başarıyı nasıl yakaladıklarını, o zamanın insanlarını ve toplumunu ince espirilerle hicv ederek anlatıyor.

Böyle bir enstitü gerçekten olmayabilir ama bence gerçekten olsa güzel olur. Geçenlerde bir camiiye girdim, camiinin duvarlarında altı tane saat var fakat her biri farklı bir zamanı gösteriyor. Bir müsliman için zaman çok önemlidir. Dakikası hatta saniyesine göre sahuru keser, iftar yaparız. Toplantılara, iş yerlerimize, randevularımıza zamanında gelememe alışkanlığımızdan bahsetmiyorum bile... Zaman tanzimi ve öncekilerin belirlenmesi toplum hayatının düzeni için çok önemlidir. Bu ve benzeri konuları hem deneme hem roman tadında, yer yer tebessümlerle ve yer yer düşüncelerle okuyacağınız güzel bir eser. Mutlaka okumalısınız.

Anıl Saçan 
 06 Haz 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Aslında kitap konusunda daha olgunluğa erişmeden bir yorum yapmak istemezdim ama konu "en sevdiğim" olunca heyecanla bir şeyler yazmak istiyorum. Şunu biliyorum ki Türk halkı olarak Ahmet Hamdi Tanpınar gibi bir yazara sahip olduğumuz için çok ama çok şanslıyız. O öyle biri ki Salvador Dali tablolarında, Luis Bunuel filmlerinde gördüğümüzü onun kitaplarında daha yakından ve daha bizden bir şekilde görebiliyoruz. Gerçekten dünya çapında bir yazar olması gerekirken değeri bir türlü Türkiye'de bile anlaşılamadı.

Kitaba gelecek olursak her zaman güçlü bir ana karakter ve onun çevresinde gelişen olaylara ana karakterin gözüyle baktığımız romanları çok sevmişimdir. Burada ise Hayri İrdal'ın gözünden olayları izliyoruz. Herkesin aklına Doğu-Batı çatışmasını getirmiş ancak böylece kestirip atılmasını doğru bulmam. Hatta bana göre Doğu-Batı çatışması en görünür gibi olan aslında en silik konudur kitabın içinde. Gerçi sembolik bir eser olması herkesin görüşünü farklı kılıyor. Benimki de bu yüzden biraz farklı. Bana göre bu roman hayatın kısa bir özetidir. Hatta şaşıracaksınız ama uzayda zamanın, zaman bükülmesine yer bile verilmiştir. Çoğunuza gülünç gelmiş olabilir ama ben bazı kısımlarından bunu bile çıkardım. Aslında Saatleri Ayarlama Enstitüsü kitabı denilince aklıma "geçmişe özlem" geliyor. Bu kitap kötü maziye sahip bile olsak geçmişe özlemin, küçük şeylerden mutlu olabilmenin, pişmanlığın serenadı. Belki yenilik, medeniyet çok güzel bir şey ama saatlerce mahallemizde oynadığımız maçların zevkini hatırlayıp kim geçmişe özlem duymuyor ki ? Şimdilerde gökdelenlerin arasında futbol oynayan çocukları kim hayal edebiliyor ? Belki de yeni nesil de yıllar sonra ellerindeki tabletlerle oynadıkları oyunların özlemini duyacak kim bilir. Aslında en başta dediğim gibi Doğu-Batı karşılaşmasından çok Moderniteye bağlı aşırı ilerleme mi yoksa fazla değişim yaşamaksızın hayatı idame ettirecek kadarı mı sorularını sorduruyor. Bu sorularda bizleri çok ikilemde bırakıyor. Hangisi doğru acaba derken kitabın sonunu boyluyoruz. Bunun akabinde bi kaç tavsiye vermek istiyorum. Geçmişe özlem konusunda yapılmış en iyi film hatta alanında tek filmde Citizen Kane'dir. Onu da çıkarımlarım doğrultusunda tavsiye etmek isterim. Ayrıca konu açılmışken bir tavsiyede kitap olarak vermek istiyorum. Yine çoğu kişiye alakasız gelebilir ama Eric Hobsbawm'ın Aşırılıklar Çağı kitabı Saatleri Ayarlama Enstitüsü'nün yanına anlam katacaktır şüphesiz.

Aslında çok uzatmak istemezdim ama kitabın verdiği karışık duyguları anlatmak kolay değil. Geçmişe özlem ilk aklıma gelen konu olsa da pişmanlık, küçük şeylerden mutlu olabilme, dünyada ve dünya dışı yaşamda zaman kavramı, Modernite-Yalınlık karşılaşması göze batan ince ayrıntılardı. Tabiki bunlara teker teker deyinmeyeceğim ama şunu biliyorum ki bir çok kişi benim düşündüklerimi kitap hakkında düşünmedi. İşte kitabın gizemi de burada saklı. Herkese farklı duyguları yaşatabilmek aslında gerçek sanattır. Bu tarz kitaplar artık yok. Hatta geçmişte bile bulmak zordu. Bu nadide eserlerin kıymetini bilelim. Çünkü bu kitaptan sadece 1 tane var. Toparlamak gerekirse kitapta denmek istendiği gibi ; ----- Zaman çok çabuk geçiyor. O kadar çabuk ki saatlere ve takvimlere bakacak vaktimiz yok. Bu yüzden planlı yaşayamıyoruz. Öyleyse en basitini yapalım anı yaşayalım. Anı öyle bir yaşayalım ki gelecekte derin düşüncelere dalarken keşke değilde NE GÜZELDİ diyebilelim. -----

Ferah 
29 Mar 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Geç okuyup da neden bu kadar geç okuduğunuz için hayıflanacağınız ve kendinize kızacağınız kitaplardandır. Okuduktan sonra sizi bilmem ama ben romana hayran kaldım.20 yaşında Oğuz Atay'ı tanırken biz böyle güzel bir eserden uzak kalmışız eminim. Oğuz Atay Tutunamayanları yazarken Ahmet Hamdi'yi okumuştu zaten.Yusuf Atılgan Zebercet'i yazarken okumuştu.Onlar bu kadar ehil bir kalemi unutmamışlardır diye düşünüyorum. Henüz okumayanlar varsa tavsiyemdir...

Mithril / Buendia 
20 Ara 2015 · Kitabı okudu · 17 günde · 8/10 puan

Keşke okumak için bu kadar geç kalmasaydım dediğim bir kitap oldu.
İtiraf etmek gerekirse kitabın ilk bölümlerinde tam bir kültür şoku yaşadım. Hayatımda hiç kullanmadığım anlamını hiç bilmediğim kelimelerle doluydu sayfalar. Dolayısıyla kitabın içine girmekte zorlandım. Ancak kelimelere alıştıktan sonra dilin akıcılığında kaybolduğumu farkettim.
Kitap Hayri İrdal'in, Saatleri Ayarlama Enstitusunu (SAE) kurduktan sonraki bir zamanda yazmis oldugu anilar seklinde kurgulanmis. Hayri Irdal'in cocuklugundan SAE'yi kurdugu zamana kadar kadar gecen sure, hayatina giren ve cikan sayisiz enteresan kisilikle oldukca eglenceli ve dusundurucu bir sekilde anlatilmis.
Ancak benim icin Dr. Ramiz ve hemen akabinde halit Ayarci'nin hayatina dahil olmasi ile hikaye cok farkli bir boyuta gecti ve hem burokrasi hem insanin degisime verdigi tepkiler, ac gozluluk, hirs ve daha bir suru sey oldukca guzel elestirildi.
Iyi ki okumusum...

Muharrem Armağan 
11 May 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Kitapta Hayri İrdal karakterinin ustası Nuri Efendi sayesinde saatlerden çok iyi anlaması ve bu sayede Halit Ayarcı ile tanışmasından sonra hayatının evre evre nasıl değiştiğini anlatıyor. Kitabın en sevdiğim yanı her karakterin kendine özgü bi hikayesi var mesela ecinnilerle birlikte Seyit Lütfullah karakteri zengin denecek kadar parası olduğu halde ne kendine ne başkasına para harcamayan varyemez Zarife Hala, Psikanalist Doktoru Ramiz, Eczacı ve Simyacı Aristidi Efendi Saat Ustası Nuri Efendi, İspritizma Cemiyetindeki insanlar ve her türlü soruna bi çözümü olan Halit Ayarcı ve hepsinin ortak noktası Hayri İrdal. Kitap bir romandan çok daha fazlasını hissettirdi konu olarak belkide hiç değinilmemiş farklı bi konu seçmesi ayrıca güzel çünkü romanlar genelde aynı konunun süslenmiş hali gibidir ama Saatleri Ayarlama Enstitüsü çok farklı bi konuya ve çok çeşitli karakterlere sahip.Kitabın en sevdiğim yanıysa Halit Ayarcı'nın her soruna bir çözümünün olması. Farklı ve öğretici bir kitap okumanızı tavsiye ederim.

Dila Manga 
12 Ara 2015 · Kitabı okudu · 6 günde · Beğendi · 10/10 puan

Bu kitabı bu kadar geç okumuş olmama nasıl üzüldüm anlatamam. Okumayanlarin hemen okuması ve Hayri irdal i tanıyıp onun garip hayatına tanıklık etmelerini tavsiye ederim. Harika bir eserdi inanılmaz karakterler ve olaylar yer yer güldüm yer yer insanoğlunun gereksiz ihtiraslarina üzüldüm. Öyle bir yaratilmisiz ki heyhat en saçma durumlara bile kapılıp gidiyoruz yeter ki bizi guduleyen meseleler bulunsun nasıl mı cevabı işte bu kitapta keyifli okumalar. .

Celal Uslu 
14 Ağu 2015 · Kitabı okudu · 10/10 puan

Kitabı okuduktan sonra tam anlamıyla eski/yeni çatışmasını anladım. Yazar, ' medeniyetleşme ' kisvesi altında, eskinin kötü yanlarını terkedip yeniye kavuşalım derken, yeniyle beraber gelen toplumsal yozlaşmayı, insanın toplumuna ve kendine yabancılaşmasını, ne eskiye ne yeniye ayak uyduramayıp iki zıt çatışmanın altında ezilen neredeyse toplumun her kesiminden birey için geçerli olabilecek sıkıntıları; " Saat, Zaman ve Saatçi " metaforlarıyla net bir şekilde izah etmiştir.

Daha önceleri saatlerin mekanik aksanları beni cezbeder, bu hazdan kaynaklı bende ki albenisi yüksek nesnel bir maddeydi.
Ancak kitabın hayatıma girmesiyle birlikte, saat benim için nesnel bir maddeden fersah fersah ötede soyut anlamlar içermeye başladı.

Burada takdir görmesi gereken; yazar gündelik hayatta çok sıklıkla kullandığımız saati bir tuval niteliğinde kullanmasıdır, eserinde en göze batan boyalar toplum, devlet anlayışı, birey, kuşak çatışması olarak adlandırılabilir.

Ders niteliğinde bir başyapıt.

Halil İbrahim Aydın 
22 Ara 2016 · Kitabı okudu · 10 günde

Kitabı okumada geç kalmış olsam da, Ahmet Hamdi Tanpınarın okuduğm ikinci kitabı. Diğer kitabı gezi yazısı formunda olduğu için pek derinliğini hissedememişim Tanpınarın. Ama kitap bitince nasıl biter yahu demekten kendimi alamadım. Ve devamı gelecek inşaallah Tanpınar kitaplarının. Kitaba gelince; çocukluğunu saatlerin arasında geçiren,binevi saat ile terbiye olan Hayri İrdal'ın Halit Ayarcı ile tanışması doğrultusunda gelişen olaylar etrafında şekilleniyor. Bir insan için hayatında yaşadığı dönemler içinde öncesi ve sonrası her zaman vardır. Hayri İrdal'da bu insanlardan biri. "Halit Ayarcı ile tanışmadan önceki hayat" ve "Halit Ayarcı' yı tanıdıktan sonraki hayat". Halit Ayarcı, kahramanımız için dönem noktasıdır aslında. Onu tanıyana kadar geçen dönem adeta kaybolmuş bir hayat, çaresizlikler içinde kıvranan bir baba. Hayatın içinde çırpınıp düzlüğe çıkmak yerine daha da çukura gömülen hayaller, ümitler.. sonraki hayatı ise kendine inanamayacak kadar şaşırdığı ve elde ettiği bir makam, refah içinde yaşanan bir hayat. Fakat tüm olanlarla beraber yaşadığı ruhsal karmaşa yanında adeta bir kimlik karmaşası da yaşar. Ele alınan bu iki yaşamda geçen olaylar, eski-yeni çatışması, değişimlerin toplum hayatına olumlu veya olumsuz etkileri, menfaat ve çıkar ilişkileri, önyargının toplumumuzdaki kocaman yeri gibi hususlar ele alınmış. Karakterlerin ruhsal durumları o kadar güzel ifade edilmiş ki her an cıkıp gelecekler ve siz onları kırk yıllık ahbabınız mış gibi içeri buyur edeceksiniz. Gözlemler ve analizler o kadar güzel ki etkilenmemek elde değil. İlk elli sayfası sizi biraz yorabilir ama aldammayın devam edin olayların kurgusu sizi fazlası ile büyüleyip içine alıverecek. Ayrıca eski ve yeni üzerinde durularak aslında asıl eleştiriye maruz olan konu Doğu - Batı sentezindeki insanın düştüğü durumdur. Bu durum ise saat/zaman kavramı ile sunulmuş. Yaşanan değişimlerin insanlar üzerindeki etkileri saatler üzerinden şekillenmiş. Kitaptaki psikolojik tahliller büyülüyor insanı. Bir de Halit Ayarcı o kadar güzel bir karakter olarak işlenmiş ki Hayri İrdal karakterinin tam aksine azim ile kendi istediği yönde yaşamayı kendisine hedef edinmiş, kendi değerlerini insanların gözünde de değerli yapmaya calısan ve tuttuğunu koparan bir kişilik olarak ele alınmış. Bu kendinden emin duruşunun insanlar nazarında ki etkisi onu o kadar büyülemiştir ki, insanların sadece çıkarları doğrultusunda destek olduğunu her şeyin sonunda fark etmiştir. Aslında verilmek istenen mesaj ince ince elenip sık dokunarak okuyucuya işlenmiş. Kesinlikle okuyun derim pişman olmazsınız. Ben geç kaldım siz gec kalmayın, yavaş yavaş sindire sindire okuyun tadını alacaksınız. Keyifle okuyun, keyifle kalın

Suat Özmen 
 10 Eki 2016 · Kitabı okudu · 4 günde · 8/10 puan

(Spoiler içerebilir.)
Çoğu zaman karşıma çıkan ama bir türlü okuyamadığım hatta korktuğum, okumaya çekindiğim bir kitap olmuştu bende Saatleri Ayarlama Enstitüsü.Yazardan mı kitabın isminden mi bilmiyorum.Yazarın yıllar öncesi Beş Şehir adlı eserini okumuş çok beğenmiştim hatta bir Konya'lı olduğum için 'Konya,bozkırın tam çocuğudur.' sözünü hiç unutmamıştım.Okumaktan zarar gelmez diyerek hemen kitabı temin edip okumaya başladım.

İlk sayfalardan itibaren acayip ve farklı bir kitap olduğunu anlamıştım.Karakterlerin isimleri de çok hoşuma gitmişti.Hayri İrdal ve Halit Ayarcı.Okuyucuyu kendisine çeken karakter isimleri gibi geldi bana.Hayri İrdal pasif,karamsar,düzenli bir işi ve aile hayatı olmayan birisidir.Saatlere de bir o kadar ilgili birisidir.Başından türlü maceralar ve tecrübeler geçen H.İrdal artık eşinin de ölümüyle hayattan bıkmış usanmış bir hale gelir,ta ki doktor arkadaşının onu Halit Ayarcı ile tanıştırmasına kadar.Halit Ayarcı aktif,pozitif,alafranga hayatı yaşayan birisidir ve Hayri İrdal'i keşfeder.Bundan sonra beraber enstitüyü açarlar ve SAE'nin maceraları başlar.Yazar sık sık ironik bir dille ara sıra eleştiriler yapıyor,doğu-batı arasına sıkışmış karakterlerin bu çıkmazdan nereye gideceklerini bilmeden maceralara atılmalarını kendine has güzel bir o kadar da zor diliyle bize aktarıyor.

Beklentimin çok çok üstünde gelmesine rağmen neredeyse ilk yüz sayfasını okurken çok zorlandım ve bırakmamak için kendimi zor tuttum.Ondan sonra olaylara hakim olmam okurken daha fazla keyif almama neden oldu.Mutlaka okunması gereken bir kitap diyemeyeceğim ama okurken keyif alabileceğiniz,dönem hakkında merak edenler için okunabilir bir kitap.

Hüseyin Düver 
27 Mar 2016 · Kitabı okudu · 5 günde · Beğendi · 10/10 puan

Türk edebiyatında kendi tarzıyla farklılık yaratmış pek az eser vardır. En bilineni tutunamayanlar içerisinde tüm edebi türleri sokuşturulmuş bambaşka bir kitaptır. Yakın dönemin Puslu Kıtalar Atlası tarih ile mistisizmi birleştirdiği gibi tarzıyla yarattığı farklılıkla bir parça absürtlük içinden anlamlı şeyler çıkarmıştır. Bu kitabı onların atası olarak kabul etmek lazım. İçerisindeki absürtlük başlı başına kurumun kendisi ve ana karakterin bu konuda kitabın ilk sayfalarında yaptığı uzun açıklamalarla başlıyor. Kitabın en sevdiğim kısmı burası oldu. Sonra karakterin hayatına geçiyor hikaye kah üzülüyor kah gülüyorsunuz. Arada da öyle güzel laflar ediyor ki yaptığı tespitlere şapka çıkardım. Çok başarılı bir kitaptı. Yazarın daha önce Huzur kitabını okumuş ve pek ağır bulduğumdan bu kitaba biraz düşük beklentiyle başlamıştım. Beni bu kadar şaşırtacağını hiç beklemiyordum.

Kitaptan 374 Alıntı

Sadettin TANIK 
31 Tem 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Bu daima böyledir. Hadiseler kendiliğinden unutulmaz. Onları unutturan, tesirlerini hafifleten, varsa kabahatlilerini affettiren daima öbür hadiselerdir.

Saatleri Ayarlama Enstitüsü, Ahmet Hamdi TanpınarSaatleri Ayarlama Enstitüsü, Ahmet Hamdi Tanpınar
Sadettin TANIK 
31 Tem 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Bazen düşünüyorum, ne garip mahluklarız? Hepimiz ömrümüzün kısalığından şikayet ederiz; fakat gün denen şeyi bir an evvel ve farkına varmadan harcamak için neler yapmayız?

Saatleri Ayarlama Enstitüsü, Ahmet Hamdi TanpınarSaatleri Ayarlama Enstitüsü, Ahmet Hamdi Tanpınar
Sadettin TANIK 
31 Tem 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Çok dikkat ettim, masallar adla başlar. Ceketinize veya boyun bağınıza eskiliği veya güzelliği yüzünden bir ad verin, derhal hüviyeti değişir, bir çeşit şahsiyet olur.

Saatleri Ayarlama Enstitüsü, Ahmet Hamdi TanpınarSaatleri Ayarlama Enstitüsü, Ahmet Hamdi Tanpınar
Ceren 
01 May 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Masal
Hepimiz kendi masallarımızın kurbanıyız.

Saatleri Ayarlama Enstitüsü, Ahmet Hamdi Tanpınar (Sayfa 112 - Dergah Yayınları)Saatleri Ayarlama Enstitüsü, Ahmet Hamdi Tanpınar (Sayfa 112 - Dergah Yayınları)
BİROL COŞKUN 
28 Eyl 2014 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Dinlemesini biliyorsun, ki bu mühim bir meziyettir. Hiçbir işe yaramasa bile insanın boşluğunu örter, karşısındakiyle aynı seviyeye çıkarır!

Saatleri Ayarlama Enstitüsü, Ahmet Hamdi TanpınarSaatleri Ayarlama Enstitüsü, Ahmet Hamdi Tanpınar

Kitapla ilgili 4 Haber

“Saatler” gece yarısında okunacak
“Saatler” gece yarısında okunacak İTEF, edebiyatseverlerin kalbini kazanacak bir etkinliğe imza atmaya hazırlanıyor. Ahmet Hamdi Tanpınar’ın ölümsüz eseri Saatleri Ayarlama Enstitüsü, 2 Mayıs 23.30-00.00 arası İBB Atatürk Kitaplığı’nda okunacak.