Sodom ve Gomore Bütün Eserleri 11

7,9/10  (28 Oy) · 
134 okunma  · 
20 beğeni  · 
1.281 gösterim
İmparatorlukların çöküşü ve kurtuluş savaşı arasındaki İstanbul anlatılmaktadır. Esasında Yakup Kadri Karaosmanoğlu İstanbulun bir kısmını ele alıp tüm İstanbula lanet okuyor Yurt işgal altındayken, Anadoluda büyük zorluklar içerisinde yaşam savaşı veren halk İstanbulda yaşayan yüksek sosyetenin yaşamının büyük bir bölümünü oluşturan eğlence, eğlence sırasında yaşanan ahlaksızlıklar ve bunun sonucunda gelişen karmaşık olaylarla büyük bir tezat oluşturmaktadır.Kısacası ülkenin bir kısmı ağlarken diğer bir kısmı gayet rahat bir şekilde gülebilmektedir. Bu olay Leyla Nejdet arasındaki ilişki ve çevredeki insanların yaşamlarıyla anlatılmaktadır.
  • Baskı Tarihi:
    2012
  • Sayfa Sayısı:
    311
  • ISBN:
    9789754700497
  • Yayınevi:
    İletişim Yayınları
  • Kitabın Türü:
Eren 
08 Haz 14:01, Kitabı okudu, Puan vermedi

Bugün Yakup Kadri’nin kitabını bir sınav haftasında bitirdim. Bu yazıyı da kitapla ilgili tenkitlerimi beyan etmek için yazmaya karar verdim. Öncelikle kitap ve yazarı ile ilgili birkaç bilgiyi sunmak isterim. Spoiler içerir uyarayım :)
Öncelikle kitabın yazıldığı tarihi ve o günkü imkan ve şeraiti değerlendirmek gerek. Kitap cumhuriyetin beşinci yılında Kurtuluş Savaşı’nın etkilerinin hala devam ettiğini düşündüğümüz bir konjonktürde yazılıyor ve yazar, eğer yanlış hatırlamıyorsam, Fransız okulu mezunu ve çok eleştirilen ‘Yaban’ kitabıyla tanınıyor.
İlk olarak kitabın dili öyle çok edebi veya kendine çok bağlayan bir üslupta değil.
İkinci husus yazarın kullandığı kelimeler. Kitapta geçen bazı kelimeler beni Türkçenin evrimi hakkında bazı düşüncelere sevk etti. Mesela yazarın kullandığı, üstünde bir yıldızla sayfanın aşağısında açıklaması yapılan ‘pirat’ kelimesi. Anlamı korsan. Yazarın bu kelimeyi tercih etmesini nedeni böylece daha entelektüel ve bilgili görüneceğini mi düşünmesi yoksa o kelimenin o devirde daha mı yaygın olduğudur bilmem, hatta belki de yazar, zamanın zengin kesiminin hayatından bahsettiği için o kesme mahsus bir kullanım şekli olabileceğinden, kitaba gerçeklik katma isteği olabilir.
Diğer husus kitabın kendi cinsleriyle cinsel münasebete giren yabancı ve Türklerden bahsetmesidir. O zamanın şartlarında bu tür sapkınlıkları dile getirmek bence cesaret isteyen bir hareket ve benim daha çok dikkatimi çeken husus bu tür şeylerin o zamanda olması, bilinmesi ve dile getirilmesi olmuştur.
En son değinmek istediğim nokta kitabın içeriğinde, son 20-30 sayfa hariç, milli mücadeleden hiç bahsedilmemiş olması hususudur. Kitaba göre İstanbul’da monden (kitabın ifadesi) hayat sürenlerin konuşmalarında Kurtuluş Savaşı ile ilgili bir ima bile bulunmamaktadır. Bu acaba yazarın unuttuğu bir şey midir yoksa gerçekten de İstanbul’un sosyeteleri bencilliklerinden burunlarının dibinde gerçekleşen bir savaşa kayıtsız mı kaldılar?
İşte kitap okumanın ne kadar müthiş ve muhteşem bir şey olduğu ve hudutsuz olduğunun kanıtı. Hem bir şeyler öğretiyor hem de merak uyandırıyor uyuyan bir canavarı uyandırırcasına. Uyanan bu canavarın kitap okuma isteği ve bunun sonucunda uyanan yeni canavarlar. Bu verimli döngüyü ifade ederken kısır döngü ifadesini kullanmakta Türkçenin bir güzelliği olsa gerek.
Bir kitabı okumuş olmanın mutluluğu içinde ve yeni kitapları okuma isteği içimde.

E.T

silaes 
12 Haz 23:51, Kitabı okudu, 2 günde, Beğendi, 10/10 puan

Uzun zamandır okumak istediğim , lakin devamlı ertelediğim bir kitaptı. İçeriği hususunda biraz bilgim de vardı.Kitabı bu şekilde yorumlamak doğru olur mu bilmiyorum. bu kitabı okuma listemin en ön sıralarına koymama bir vak'a sebep oldu. Otobüste giderken, lise öğrencisi olduğu bariz olan iki kız öğrencinin aralarındaki konuşmaya kulak misafiri oldum. İçlerinden daha zayıf olanı leydi Diana'nın çok güzel bir kadın olduğunu söyleyince, ister istemez kulaklarımı diktim. Sonra şöyle bir cümle kurdu'' keşke kurtuluş savaşı kazanılmasaydı da İngiltere'ye bağlansaydık, belki o zaman prens Henry'nin karısı olabilirdim dedi, öteki de haklısın bende orlando bloom'un karısı olabilirdim dedi. Tabi ben şok ben iptal. İçimden geçirdim, tıpkı sodom ve gomoredeki gibi diye. Açık konuşmam gerekirse kitabı okumayın, gerçekten hiç gereği yok. Çünkü o günden bu güne hiç bir şey değişmemiş. Cahil hep aynı cahil....
Kitabı dil bakımından ayrıca çok beğendim. Kitap edebi eser olmasının yanında, ayrıca bir kaynaktır da. Biraz farklı bir yorum oldu ama, içimden geçenleri olduğu gibi yazmak istedim.

Murat Kaya 
02 Mar 18:52, Kitabı okudu, 9 günde, Beğendi, 7/10 puan

I.Dünya Savaşı'nı kaybeden Osmanlı Devleti başkenti İstanbul'un 13 Kasım 1918'de İngiltere,Fransa,İtalya tarafından ortak işgali ile başlayan süreci çok güzel anlatır. Gerek azınlık, gerek aristokrat Osmanlı asil aileleri tarafından balolar, eğlenceler, çılgınlıklar içinde karşılanan generallere, işgalci bürokratlara yalılar, köşkler daha başka neler neler verilmezki....Büyük üzüntü, kızgınlık ve şaşkınlıklar içinde okuyacaksınız....

Mehmet Yılmaz 
08 Tem 2015, Kitabı okudu, Puan vermedi

Milli Mücadele gerçekten de milli miydi? Yani bir ülke topyekün varını yoğunu ortaya mı koymuştu? bize inkılap tarihi derslerinden anlatılanlara bakılınca bu soruların cevabı "evet" gibi görünüyor ama vaziyet hiç de öyle değil! Sodom ve Gomorre'de İstanbul sosyetesinin kendi menfaatleri uğruna her şeyi yapabilecekleri gayet çarpıcı bir şekilde anlatılmış. Ne yazık ki Milli Mücadele bittiğinde bu güruh ayakta kalmayı başarmış ve ülke kaderinde söz sahibi olmuştur. Cephede dövüşenler ise köylerine geri dönmüş ve yönetilenler haline rücu etmişlerdir.

CANAN P. 
22 Haz 11:44, Kitabı okudu, 6 günde, 10/10 puan

Kitaptan çıkarmış olduğum sonuca göre Osmanlı devleti yıkılmaya mahkummuş. Ve Ateş herşeyi temizler sözü çok hoşuma gitti. İstanbulun son zamanlarında olan bir kabulleniş bize hiç yakışmadı diye düşündüm.

Emine Evcen Tuzcu 
25 Ağu 2015, Kitabı okudu, Beğendi, 6/10 puan

Sodom ve Gomere her donemin romanidir bence.Vatan tehlikede iken vatan hainleri mutlaka çıkıyor. Istanbul kurtuluş savaşı sirasinda Sodom ve Gomere ilsn edilmistir.

Ömer Faruk Öztürk 
17 Mar 2015, Kitabı okudu, 8/10 puan

Yakup Kadri okuyucuyu en fazla ne kadar rahatsız edebileceğini denemiş sanıyorum. Milli, manevi, mukaddes ne kadar duygu varsa hiçe sayan insanların romanı. Sahteliğin ve ahlaksızlığın zirveyi gördüğü mekan ve zamanların romanı. Tarihe tutanak düşmek açısından önemli bir eser. İsmiyle müsemma bir eser.

Kitap sade, yalın ve açık bir dille yazılmış. Kitap çok güzel ama maalesef ben bu kitabın konusunu hiç beğenmedim konusu istanbul'un ingilizler tarafından işgali de var ben daha fazla dayanamadım bizim topraklarımızı işgal edemez kimse bu yüzden yarım bıraktım.

zeki erdem 
12 Mar 19:31, Kitabı okudu, 6 günde, Beğendi, 6/10 puan

Yakup Kadri'nin romanları bir döneme ayna tutar.Bu dönem; 1.Dünya Savaşından 1940'lara kadar süren bir dönemdir. Kiralık Konak ile başlayıp Sodom ve Gomere, Yaban, Ankara diye devam eden romanları birbirinden bağımsız ama bir o kadar da adeta birbirini takip eden romanlardır.
Sodom ve Gomore işgal Istanbul'unun bir yüzünü, belirli bir çevrenin işgalcilerle yaşadıkları al takke ver külah yoz ilişkilerini roman formatında anlatmaya çalışmıştır.
Bence Yakup Kadri'nin yukarıda isimlerini yazdığım romanlarını sıralı olarak okumak daha verimli olacaktır.

vurkan i 
30 Kas 2015, Kitabı okudu, Puan vermedi

Mütareke dönemi İstanbul'unun kokuşmuşluğu.Kızların yabancı erkeklere kendini peşkeş çekmeleri.Yabancı subayların eşcinsel pislik ve sapıklıkları yazar bu ismi çok güzel seçmiş gerçekten Sodom ve Gomore'yi andırıyor.

Kitaptan 13 Alıntı

silaes 
11 Haz 23:44, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 10/10 puan

Bir defa affeden aşık artık durmadan affetmeye mahkumdur.

Sodom ve Gomore, Yakup Kadri Karaosmanoğlu (Sayfa 96 - Birikim)Sodom ve Gomore, Yakup Kadri Karaosmanoğlu (Sayfa 96 - Birikim)
silaes 
12 Haz 03:18, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 10/10 puan

İnsanın kalbi ne acayiptir? Bir vakit onun ıstırabına sebep olan şey başka bir vakit sevinmesine sebep oluyor.

Sodom ve Gomore, Yakup Kadri Karaosmanoğlu (Sayfa 209 - Birikim)Sodom ve Gomore, Yakup Kadri Karaosmanoğlu (Sayfa 209 - Birikim)
silaes 
12 Haz 01:09, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 10/10 puan

''Fakat captain, ben bu hayat tarzından bıkmağa başladım. Büyük bir aşka ihtiyacım var.''

Sodom ve Gomore, Yakup Kadri Karaosmanoğlu (Sayfa 140 - Birikim)Sodom ve Gomore, Yakup Kadri Karaosmanoğlu (Sayfa 140 - Birikim)
Burcup 
13 Şub 09:05, Kitabı okudu, Puan vermedi

"İşte ben içimdeki kıyameti içime sığdırmaya yeterli güçte değilim; ya ben onu boğacağım, ya o beni boğacak!"

Sodom ve Gomore, Yakup Kadri Karaosmanoğlu (Sayfa 34)Sodom ve Gomore, Yakup Kadri Karaosmanoğlu (Sayfa 34)
silaes 
 12 Haz 16:59, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 10/10 puan

''Umumi efkar tuhaftır. Her ölen hastayı hekimi öldürmüş sanırlar.''

Sodom ve Gomore, Yakup Kadri Karaosmanoğlu (Sayfa 226 - Birikim)Sodom ve Gomore, Yakup Kadri Karaosmanoğlu (Sayfa 226 - Birikim)
silaes 
12 Haz 22:42, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 10/10 puan

Büyük felaketler gibi, büyük saadetlere de güç inanılır ve güç alışılır.

Sodom ve Gomore, Yakup Kadri Karaosmanoğlu (Sayfa 327 - Birikim)Sodom ve Gomore, Yakup Kadri Karaosmanoğlu (Sayfa 327 - Birikim)

Ağlamak,ağlamak bu tatlı bişey .. bu yağmurun bir yaz günü kuru ve kızgın toprak üzerine yağışı gibi bir şey

Sodom ve Gomore, Yakup Kadri Karaosmanoğlu (Sayfa 30)Sodom ve Gomore, Yakup Kadri Karaosmanoğlu (Sayfa 30)
silaes 
12 Haz 17:19, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 10/10 puan

Zira, ruhlarımız çok kere bize haber vermeksizin kendi kendiliğinden olgunlaşmasını bilir.

Sodom ve Gomore, Yakup Kadri Karaosmanoğlu (Sayfa 232 - Birikim)Sodom ve Gomore, Yakup Kadri Karaosmanoğlu (Sayfa 232 - Birikim)
silaes 
12 Haz 17:45, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 10/10 puan

Onun içindir ki, yavaş yavaş kanlarımızı şarap diye içmeğe ve gözyaşlarımızın tuzundan yapılmış yemekleri lezzetle yemeğe alıştık

Sodom ve Gomore, Yakup Kadri Karaosmanoğlu (Sayfa 236 - Birikim)Sodom ve Gomore, Yakup Kadri Karaosmanoğlu (Sayfa 236 - Birikim)
2 /