Sonsuzluğa Nokta

8,2/10  (19 Oy) · 
51 okunma  · 
14 beğeni  · 
1.045 gösterim
Metinlerini varoluş ve yokoluş üzerine kurarak varoluşçuluğu taşraya taşımasıyla özgünlük kazanan, sade dilinden yükselen müzikle giderek hayatı yazıya, yazıyı ise büyülü bir hayata benzeten bir yazar...

Yazma serüvenini 'hayatı kelime kelime genişletmek' olarak adlandıran Hasan Ali Toptaş, metinlerini birer senfoniye de dönüştürerek, dışarıyla içerinin, görünenle iç dünyanın, gerçeklikle rüyaların, somutla soyutun çarpışmasından doğan tekinsiz bir atmosfere çağırıyor okurunu. Tam bir yazı ustalığıyla, Türkçenin imkâlarını sonuna kadar zorlayarak, edebiyatın büyülü dünyasına kapılar açarak...

'İnsan, ne denli çaba gösterirse göstersin ve kaçınılmazlığına ne denli inanırsa inansın, ayrılığa hiçbir zaman hazırlanamıyor çünkü. Hazırım, dediği anda bile içinde ele geçiremediği bir nokta kalıyor sürekli; ayrılığa alıştıramayacağı, sızlanışlarını durduramayacağı bir nokta kalıyor. Acıyı yüklenip çoğaltacak bir nokta...'

Sonsuzluğa Nokta'yı bir 'kara' romana çeviren, kendine özgü dehşetini yaratan, ne kazadır ne sakatlanma, ne ölüm; 21. yüzyıl arifesindeki insanlık trajedisini, kimliksizliğini dile getirmesidir.
Erendiz Atasü
  • Baskı Tarihi:
    Eylül 2009
  • Sayfa Sayısı:
    207
  • ISBN:
    9789750507021
  • Yayınevi:
    İletişim Yayınları
  • Kitabın Türü:
Murat Sezgin 
 02 Ara 2016, Kitabı okudu, 6 günde, Beğendi, 8/10 puan

Bir Hasan Ali Toptaş okuma serüvenim daha bitti maalesef. Okudukça, okuyacak daha az kitabı kalması üzüyor beni. Hasan Ali Toptaş, okurken kendimi başka yerlerde bulduğum, bazen kahramanlarının yerine kendimi koyduğum, bazen de cümlelerinin peşine takılıp bilinmeze ve karanlığa sürüklenerek kurtulmaya çalıştığım bir yazar. Kelimelerin ve cümlelerin ahengiyle kitabın elinizden tutup bilmeseniz de sizi dansa kaldırmasıyla başlayan bu sanatsal şölen geçmişin, yaşanılan yanılsamaların, ufukta kaybolmuş hayatların, uyum sağlayamamaktan ötürü yabancılaşmanın, bir evde eşyaların duygulardan daha fazla yer kaplamasının, geleceğe umut bağlayan öğrencilerin içinde bulunduğu düzensizlik üzerinden festivale dönüşerek devam ediyor.

Hasan Ali Toptaş’ı kelimeler alemine itip edebiyat alemine sığınmasını sağlayan bir olay var: “İlkokul ikinci sınıfta başımın arkasında bir yara çıktı ve hastanede tedavi gördüm. Tedavi sonrasında yaranın olduğu yerdeki saçlar bir daha çıkmadı. Duvarların ve insanların yanından yürürken kelleşmiş olan yerin onların üstlerinde ışıl ışıl yansıdığını düşünüp çok utanırdım. Ve bir gün bunu fark eden bir çocuk bana –Aaa, aynalı geliyor, diye bağırdı. Bu cümle benim kaderimi değiştiren cümle oldu. Çünkü onu sadece kasaba değil tüm dünya duymuştu. Sonra Konuşan Katır adlı kitabı okudum. Utanıyordum o yara yüzünden ve nereye saklanacağımı bilmiyordum. Bu kitap bana saklanacağım yerin kelimelerin yeri olduğunu gösterdi,” diyor. Bu olay sayesinde bizde bu kaçısın satırlarda bıraktığı etkiyi okuyoruz.

Romanın; trafik kazası sonucu sakat kalan, hayatın kendini kaybetme sınırında olanlara yaramadığının en büyük kanıtı olan Bedran’ın, kazadan önceki hayatına göz gezdirip kazadan sonraki hayatına dönen, böyle bir döngü içinde sürüp giden bir anlatımı var. Eşiyle nasıl tanıştığını ve sonrasında neler olduğunu geçmişine bakarak tasvir ediyor. Minibüs şoförlüğü yapan babası ile muavin olarak çıktığı her yolculukta kendi varlığını biraz daha silikleştirip babasının onu umursamadığı varlığını arıyor. Hasan Ali Toptaş’ın babasının da şoför olması ve kendinin de muavinlik yapması kitaplarında kendi yaşamından izler yansıttığını gösteriyor.

“Yazmak benim için Hindistan’a giderken Amerika’yı keşfetmekti” diyen Toptaş, tarzıyla, kalemiyle edebiyatımıza cümle bestesi kazandıran ender yazarlarımızdan bana göre. Her okuduğum kitabında biraz daha sihirli anlatımların içine gömülürken, yazıya kattığı, kulağa filmlerin arka fon müziği gibi gelen hoş sesleri duyup çırpındıran anlatımını seviyorum. Hasan Ali Toptaş serüvenim Geçmiş Şimdi Gelecek kitabı ile devam edecek. Keyifli okumalar.

Selman Ç. 
 29 Eki 2016, Kitabı okudu, 4 günde, Beğendi, 9/10 puan

Kitabı okumaya işe giderken metroda başlamıştım ve o yolculuğun hiç bitmesini istemedim. Kitap beni öyle bir içine aldı ki ben onunla o benimle bir bütün olduk. Kitabın başlangıcı da benim gibi yolculukla başladığı için midir bilmiyorum ama sanki o otobüsteki kişi bendim. Yazarın gerçekten olağanüstü etkileyici ve şaşırtıcı tasvirleri ile büyülendim. Şu tasvirlerin tadına varabilmek için kesinlikle okumalısınız.

Olay örgüsü çok fazla ön plana çıkmamakla birlikte karakterler üzerinden yapılan taşra, kent, insanlar, evlilik, işsizlik, dönemin şartları çok güzel bir şekilde analiz ediliyor.

Ufak bir spoiler olabilir :)

Kasabada babasının gölgesinde yaşayan Bedran artık o gölgeden kurtulmak için kente gitmeye karar verir. Ama kente gelse de o gölgeden kurtulabilir mi orası muamma. Yazar, o kent yolculuğu sırasında otobüste geçen zamanı adeta bize yaşatıyor. Sonrasında kente gelip üç üniversite öğrencisinin yanında kalıyor. Tabi işsizlik gibi bir sıkıntı var. İş arama süresinde dönemin şartlarını çok güzel yansıtıyor. O dönemin şartları üzülerek belirtiyorum bugün de hala geçerli maalesef. Şu alıntı buna özet olacaktır. ( #10675841 ) Sonrasında iş hayatı ve evliliği ayrı ayrı nasıl olduğu anlatılıyor.
Üniversite öğrencilerinin sıkıntılı yaşamlarını da etkileyici bir biçimde anlatıyor. Ayrıca düzenin, toplumun bir kişiyi nasıl tek tip yapmaya çalıştığını da eleştirel bakış açısıyla anlatıyor.
Evlilik konusunda da çarpıcı tespitleri var yazarın. Eşyaya verilen değerin insanın yaşamını, evliliğini nasıl yiyip bitirdiğini gözler önüne seriyor.

Tekrar belirteyim bu olay örgüsü sıralı bir şekilde olmuyor. Zaten ön plana çıkarılmak istenen olay örgüsünden çok bu olaylarla, kişiler üzerinden yapılan analizlerdir. Zaten Hasan Ali Toptaş yazarken okura bütün her şeyi vermiyor. Bazı kısımları okura bırakıyor. Gölgesizler romanında da olduğu gibi. Zaten bunu kendisi de ifade ediyor. Bu romanda da aynı durum geçerli. Olayın sonu nasıl bitti diye sorarsanız belli bir cevabı yok.

Geçmiş-şimdiki zaman çizgisinde ilerleyen, kurmaca evrenler yaratan ,1992 Kültür Bakanlığı Roman Ödülü almış bu roman, kasabadan kente gelen bir adamın hikâyesini anlatıyordu.
Öyle bir adam ki, kimliksiz, geleceğinden umutsuz, adını bile kitabın yarısında öğrendiğimiz ,sonsuzlukta bir garip nokta gibi ...
Evet adı Bedran bu adamın, Bedran bir gün, asla dönmemek üzere kasabadan kente gelir kaçarcasına ... fakat babasının yüzünü , yaptıklarını asla unutamaz.
Kentde ise kalabalıklarda yalnızdır yine , üç kişilik bodrumdaki bekar evinde. Sonra evleneceği kız , kötü ve acı bir olay sonrası karşısına çıkar ... Peki bu evlilik nasıl gidecektir? O uğursuz kaza nasıl olmuştur? Yatalak bir adam, elinde silahı ile kimi beklemektedir?
Yalnızlığın, bunalımın romanını yazmış yazar. Ama ne yazma... Kelimelerle dans etmiş, meydan okumuş dünyaya... Sonsuzluğa nokta, sınırsızlığın, cinsel doyumsuzluğun, belirsizliğin hikayesi...
Yazar, kullanacağı kelimeleri seçerken, iki kelime arasındaki boşluğun da dile dâhil olduğunu unutmamış, o boşluğu ve o iki kelimenin bize çağrıştırdığı kelimeleri bize bırakmış!
Kitapta arkadaş ortamından kaçıp, banyoya işemeye gitme bölümünde, bbütün sahte sevgilere, göstermelik ilgilere, umudu umut etmeye işemiş, uzun uzun işemiş hem de!

《LEYLİ》 
 01 Oca 02:35, Kitabı okudu, 5 günde, Beğendi, 10/10 puan

Bir kelime düşünün...Düşündünüz mü?Mesela;Gece...Önce bu kelimeyle dans ettiğinizi hayal edin, sonra döne döne bulutların üstüne çıktığınızı, en sonda kelimenin gölgesinde kaybolduğunuzu düşünün...
Nerdesiniz? Zirvede!
Ben buna kelimenin anlamdaki izdüşümünde kaybolmak diyorum.Çünkü ben Hasan Ali Toptaş'ın yazılarını okurken çıktığım bu yolculukta genellikle kayboluyorum.Bu öyle bir kayboluş ki, sanki varlık aleminden yokluk alemine raks ediyorsunuz...
Ee! Söz konusu Hasan Ali Toptaş ise hiçbir kelimeyi mânâsı ile iyice yoğurmadan gönül fırınında pişirmez!

Toptaş, dili ustaca kullanan ve postmodern edebiyatın önemli temsilcilerinden biri olarak bilinir.Yazdığı birçok öykü, roman ve denemeleri vardır.Hatta bazı yıllarda ödül de almıştır.Sonsuzluğa Nokta eseri ise 1992 yılında Kültür Bakanlığı roman ödülünü (mansiyon) almıştır.Yazarın Gölgesizler romanı ise sinemaya uyarlanmış ve burda Hasan Ali Toptaş da rol almıştır.

Sonsuzluğa Nokta eserinin konusuna gelecek olursak;
Eser kaza sonucu sakat kalan bir adamın hayatını anlatıyor.O dönemin taşra hayatını, kent hayatını,bireylerin ilişkilerini bu karakter üstünden analiz ederek enfes bir şekilde bize sunuyor.Kitapta şekil-zemin benzetmesi yapacak olursak eğer; olay örgüsü zemin, anlatım ise şekil olmuş olur.Yazarın o büyüleyici anlatımı genellikle ön plandadır.
Ayrıca kitap Hasan Ali Toptaş'ın hayatından da yer yer izler taşıyan bir eser.Mesela;kitaptaki karakterin babası minübüs şoförüydü.Gerçekte de Hasan Ali Toptaş'ın babası minübüs şoförüdür.Ve daha bunun gibi birçok izler yer alır eserlerinde.

Ben, Sonsuzluğa Nokta'yı beğenerek okudum.Henüz okumamış olanlara da tavsiye ederim.

Ayrıca Hasan Ali Toptaş ile henüz tanışmayanlar varsa bence en kısa süre de tanışmalılar.

Hatta belgesel şeklinde hayatını anlatan bu linki de buraya bırakıyorum.İzlemenizi tavsiye ederim.

https://youtu.be/5rAf_Yvvjew

sinem gülen 
22 Eki 2016, Kitabı okudu, Puan vermedi

Hasan Ali Toptaş'ın ilk kitabı olarak bilinir.Taşrada yaşam,yabancılaşma,kent yaşamı,ilişkiler ve daha bir çok konuyu barındıran doyurucu bir kitap

Okan Bayram 
 04 Haz 2016, Kitabı okudu, 3 günde, Beğendi, 7/10 puan

Etkileyeci ve kendine özgü ve yer yer sıkan bir anlatıma sahip. Olayların ise akıcılığı oldukça düşük. Betimlemeler yine yazarın ustalığını gösteriyor. Okuması zor olsa da olayların anlatıldığı kısımlar içine çekiyor. Sürekli sidik,bok gibi şeylerden bahsetmesi de can sıkıcı. Yine de farklı bir anlatıma sahip gerçekten, tanımlayamadım.

Kitaptan 36 Alıntı

Murat Sezgin 
28 Kas 2016, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 8/10 puan

İnsanlar isterlerse her şeyi, ama hemen her şeyi bir tür silaha dönüştürebilirlerdi. En çok da sevgiyi...

Sonsuzluğa Nokta, Hasan Ali Toptaş (İletişim Yayınları)Sonsuzluğa Nokta, Hasan Ali Toptaş (İletişim Yayınları)
Murat Sezgin 
29 Kas 2016, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 8/10 puan

İnsan, ne denli çaba gösterirse göstersin ve kaçınılmazlığına ne denli inanırsa inansın, ayrılığa hiçbir zaman hazırlanamıyor.

Sonsuzluğa Nokta, Hasan Ali Toptaş (Sayfa 80 - İletişim Yayınları)Sonsuzluğa Nokta, Hasan Ali Toptaş (Sayfa 80 - İletişim Yayınları)
Murat Sezgin 
 28 Kas 2016, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 8/10 puan

İnsana kendi yaşamı bile büyük geliyor kimi zaman; ne yapsa, kimi sevse, kimlerce sevilse, hangi işlerle uğraşsa ve nerelerde gezip dolaşsa, bir türlü dolduramıyor.

Sonsuzluğa Nokta, Hasan Ali Toptaş (İletişim Yayınları)Sonsuzluğa Nokta, Hasan Ali Toptaş (İletişim Yayınları)
Murat Sezgin 
30 Kas 2016, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 8/10 puan

Bildiğim tek şey, ne yaparsa yapsın, insanın birkaç saniyeye bile söz geçiremeyişi...

Sonsuzluğa Nokta, Hasan Ali Toptaş (Sayfa 88 - İletişim Yayınları)Sonsuzluğa Nokta, Hasan Ali Toptaş (Sayfa 88 - İletişim Yayınları)
Selman Ç. 
27 Eki 2016, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 9/10 puan

Hangisi zor? Hangisi daha acı? Toprağın altındaki ölüm mü, üstündeki ölüm mü?

Sonsuzluğa Nokta, Hasan Ali Toptaş (Sayfa 93 - İletişim Yayınları)Sonsuzluğa Nokta, Hasan Ali Toptaş (Sayfa 93 - İletişim Yayınları)

Belki de insanlar koskoca yaşamları boyunca yalnızca bir kez farklı olmaya katlanabiliyorlar, sonra da yavaş yavaş öteki insanların davranışlarına, düşüncelerine ve duygularına bürünerek, durup dinlenmeden kendini tekrarlayan uçsuz bucaksız bir benzerlikler denizinde kaybolup gidiyorlardı.

Sonsuzluğa Nokta, Hasan Ali ToptaşSonsuzluğa Nokta, Hasan Ali Toptaş

Upuzun günler geçti gidişinin üstünden, uçuşunun üstünden haftalar geçti, kayboluşunun üstünden aylar… Nedenini hala anlayabilmiş değilim. Bir nedene bağlanması da gerekmiyor zaten, kimi şeylerin nedeni yalnızca kendileri olmalı ve öyle kalmalı. Üstelik, insana kendi yaşamı bile büyük geliyor kimi zaman; ne yapsa, kimi sevse, kimlerce sevilse, hangi işlerle uğraşsa ve nerelerde gezip dolaşsa, bir türlü dolduramıyor. Her şeye karşın derin boşluklar kalıyor önümüzde arkamızda…

Sonsuzluğa Nokta, Hasan Ali Toptaş (Sayfa 18)Sonsuzluğa Nokta, Hasan Ali Toptaş (Sayfa 18)
Selman Ç. 
27 Eki 2016, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 9/10 puan

Devlet kuruluşlarının giriş kapılarına asılan duyurular, büyük büyük salonlarda yüzlerce gözetmenin önünde bin bir titizlikle yapılan sınavlar, giriş koşulları, bilmem şu kadar vesikalık resim ya da savcılıklardan alınan sabıkasızlık belgeleriyle muhtarlara birkaç kuruş karşılığında mühürlettirilen iyi huy kağıtları ve ikametgah ilmühaberlerinin hepsi, sonuçları çoktan belirlenmiş bir oyunun gülünesi görüntülerini tamamlıyordu. Sınavlara katılanlar, bu oyunda birer figüran olduklarını biliyorlardı bilmesine ama, gene de şaşılası bir iyimserlikle çaba gösterip ter döküyor, kitapları karıştırıyor, üstlerine başlarına alışılagelmiş saygıyı uyandıracak giyisiler alıyor ve küçücük sözlerden, küçücük olasılıklardan bin bir umut kırıntısı toplayarak oradan oraya sürüklenip duruyorlardı.

Sonsuzluğa Nokta, Hasan Ali Toptaş (Sayfa 107 - İletişim Yayınları)Sonsuzluğa Nokta, Hasan Ali Toptaş (Sayfa 107 - İletişim Yayınları)
Esra 
31 Eki 2016, Kitabı okudu

Oysa belleğimde, gökyüzü yerinde duruyor mu diye pencereyi açıp kendi içini yoklayan bir insan görüntüsü vardı.

Sonsuzluğa Nokta, Hasan Ali Toptaş (Sayfa 151 - İletişim Yayınları)Sonsuzluğa Nokta, Hasan Ali Toptaş (Sayfa 151 - İletişim Yayınları)
4 /