Bin Hüzünlü Haz

9,0/10  (20 Oy) · 
73 okunma  · 
18 beğeni  · 
1.510 gösterim
Metinlerini varoluş ve yokoluş üzerine kurarak varoluşçuluğu taşraya taşımasıyla özgünlük kazanan, sade dilinden yükselen müzikle giderek hayatı yazıya, yazıyı ise büyülü bir hayata benzeten bir yazar...

Yazma serüvenini hayatı kelime kelime genişletmek olarak adlandıran Hasan Ali Toptaş, metinlerini birer senfoniye de dönüştürerek, dışarıyla içerinin, görünenle iç dünyanın, gerçeklikle rüyaların, somutla soyutun çarpışmasından doğan tekinsiz bir atmosfere çağırıyor okurunu. Tam bir yazı ustalığıyla, Türkçenin imkânlarını sonuna kadar zorlayarak, edebiyatın büyülü dünyasına kapılar açarak...
Hikâyenin bütünlüğü daha fazla çözülmesin diye, bu bölümde de boş bırakılmış birkaç sayfa tadı bulunsun istiyorum çünkü ve böylece hikâye, bir süre de olsa benliğimin sınırlı bakışından kurtulup rahat bir soluk alabilsin, kendisi kalabilsin, ya da anlatmakla ben onu bir yandan yaşatıp bir yandan öldürüyorsam bu güzel günahın birazı da sizin olabilsin istiyorum.

Bin Hüzünlü Haz olağanüstü bir metin, gecikmiş Türk romantizminin başyapıtı. - Yıldız Ecevit
  • Baskı Tarihi:
    Temmuz 209
  • Sayfa Sayısı:
    130
  • ISBN:
    9789750506901
  • Yayınevi:
    İletişim Yayınları
  • Kitabın Türü:
Murat Sezgin 
21 Eyl 16:09, Kitabı okudu, 4 günde, 8/10 puan

Romanlarını varlık ve yokluk üzerine kuran "Doğu'nun Kafkası" Hasan Ali Toptaş, yine aklın gerçek dünyada yapılandıramadığı bir roman yazmış. Klasik roman anlayışından uzak, fantastik gibi görünen romanlarında, dili araç olmaktan çıkarıp amaca dönüştüren Toptaş, bu dönüşümü sanatsal bir şiirsellikle bu romanında taçlandırmış. Gerçeği ve kurguyu belirsizliklerle birleştirilmiş. Anlayacağınız övmekle bitmez.

Kitabı bitirdikten sonra postmodern tarzda yazıldığını öğrendim. Postmodernizmin üstkurmaca, metinlerarasılık, imgeleme gibi öğeleri sıkça kullanılmış. Bu yapıya uygun yazılan romanda detaylar kaçırılmamış.

Roman, Alaaddin isimli varlığı ve yokluğu bilinmeyen bir kahramanın içsel anlatılarıyla kendini aramasıyla başlıyor. Bir bölümden sonra ray değiştiren yazar, başka bir anlatıcıya Alaadin'i roman boyunca farklı mekanlarda ve kişiliklerde aratıyor. Klasik veya modern romanlardaki öğelerden söz etmek bu romanda imkansız. Anlamlı ve izlenebilir bir olay örgüsünün yerine sürekli arayış içinde olmak, içsel monologlar ve gözlemlerin sıkça kullanılması sizi sıkabilir. Uzun cümlelerin yer aldığı romanda dilin ustaca kullanımı bu cümleler arasında sapma ya da kopukluk oluşturmamış. Belirsizlik ve arayış tüm kitap boyunca devam ediyor.

Romanda zaman bir akış içinde yer almıyor. Dünyadaki zaman ve tarih algısının olmayışı geçmişle geleceğin iç içe ve üst üste olmasını sağlamış. Zamanda olduğu gibi mekânda da bir belirsizlik var. Çesitli mekânlarda geçen arayış, mekânın merkezden çekilmesi noktasında iyice silikleşip, detaylı bir mekân tasvirini ortadan kaldırıyor.

Kısaca; yukarda bahsettiğim gibi postmodern roman özelliklerine sıkı sıkıya sarılmış bir kitap. Sürekli bir arayış ve belirsizlik var. Tavsiyem olay örgüsüz roman sevmeyenlerin okumaması ve okuyacakların Evrest Yayınlarını tercih etmemesi. İyi okumalar.

Bin Hüzünlü Haz, Hasan Ali Toptaş ile tanıştığım kitap...

Hasan Ali Toptaş’la tanışmamın Bin Hüzünlü Haz ile olmasını istemezdim çünkü bu kitabı bana bir hayli ağır geldi. Ancak diğer eserlerinin dilini ve anlatımını merak ettiğim için yakın zamanda onları da okumaya karar verdim.

Oldukça uzun cümlelerden, betimlemelerden oluşan bir kitap ve -kuvvetle muhtemel- kitabın bana ağır gelmesinin sebebi de bu. Dikkatli okuyamadığınız taktirde cümlelerin sonuna geldiğinizde başındaki düşünceyi kaçırabilir, cümlenin tamamında anlatılmak isteneni anlayamayabilirsiniz. Bu yüzden, sakin bir kafayla okunması gerektiğini düşünüyorum.

Kitap boyunca hiçbir yere gitmeyen ama çok değişik mekanlarda ve zamanlarda, kurduğu hayallerle yolculuk yapan bir kahraman anlatıcı söz konusu. Bu yolculuklarda karşılaştıklarını da inanılmaz bir biçimde ayrıntılı anlatıyor. Bu ayrıntılı anlatım sayesinde okur anlatılanların içine rahatlıkla girebiliyor.

Son olarak sayfa sayısının azlığına aldanmamak gerek :)


***** Bu kısımdan sonrası spoiler içerir. *****


Bir adam, ‘‘dünyada insanoğlunun işleyebileceği ne kadar suç varsa hepsini kocaman br mıknatıs gibi varlığında toplamak’’ isteyen ve ‘‘bunu bir türlü başaramadığından dertli’’ olan, bu suçların içerisinde de aklı hep cinayetlere takılan, cinayete hayranlık duyan... Alaaddin.

Ve, bir kadın, kulağına sürekli Alaaddin’in sesi çalınan, gözünün değdiği her nesneden hayalleriyle türlü hikayeler yazan, bu hikayelerden birindeki Tatar kızıyla kendi gençliğini anımsayan, bu hikayelerde bıkıp usanmadan Alaaddin’i arayan...
Benim gözümden Bin Hüzünlü Haz bu iki paragraftan ibaret.

ihtiyar 
24 Ağu 2015, Kitabı okudu, Beğendi, Puan vermedi

Kelimelerle oynamasına, oynadığı kelimelerle cümleler kurmasına, kurduğu cümlelerle paragraf oluşturmasına, oluşturduğu paragraflarla kitabı yazmasına bayıldım derken yazarın her cümlesinin ağırlığı bence bazı yazarlarımızın kitabına bedel. Ne anlattığından ziyade nasıl anlattığı için okunmalı.

Maya 
14 Nis 19:43, Kitabı okudu, 4 günde, Beğendi, 10/10 puan

Kitap bir kadının tanımadığı sadece ara ara sesini duyduğu ya da duyduğunu sandığı bir adamı arayışını anlatıyor da hangisi düş hangisi gerçek pek anlamıyorsun ya da ben anlayamadım;) Aradığı da aslında adam degil hayatın anlamı.İnsanlarla ilgili gözlemleri çok yerinde. Bütün insanları çözmüş havası veriyor. Bazı sayfalarda cümlelerin aralarında bilinçli olarak boşluklar bırakılmış ve nedenini kitabın arka kapağında şöyle açıklıyor:
' Hikayenin bütünlüğü fazla çözülmesin diye, bu bölümde de boş bırakılmış birkaç sayfa tadı bulunsun istiyorum çünkü böylece hikaye, bir süre de olsa benliğimin sınırlı bakışından kurtulup rahat bir soluk alabilsin, kendisi kalabilsin ya da anlatmakla ben onu bir yandan öldürüyorsam bu güzel günahın birazı da sizin olabilsin istiyorum.'
Betimlemelerinden; 'hayallerini elektrik süpürgelerinin gürültülerinde öğütüp öğütüp toz torbalarıyla birlikte her gün çöpe boşaltan donuk bakışlı kadınlar... 'a bayıldım.
Benim için okurken; okumayı yeni sökmüş gibi hissettiren bir kitap oldu. Okumanızı tavsiye ederim. Herkese keyifli okumalar;)

《LEYLİ》 
26 Eyl 04:41, Kitabı okudu, 3 günde, Beğendi, Puan vermedi

Hasan Ali Toptaş'ı Harfler Ve Notalar kitabından tanıyorum.Henüz bu kitabı okumadım.Sadece internette kitabın birkaç alıntısına denk gelmiştim.Ve çok beğenmiştim kitabı ve yazarı.Elime yazarın Bin Hüzünlü Haz kitabida geçince kaçırmak istemedim hemen okudum.

Kitapta bir arayışın hikayesi en ince detayina kadar anlatılıyor.Yazar hiçbir harf, kelime ve cümle israfına girmemiş.Anlatmak istediklerini harflere kelimelere büyük bir ustalıkla ilmek ilmek işlemiş. Betimlemelere, uzun cümlelere ve hayali yolculuklara sıkça rastlayacağınız bu kitap sizi kendine çekecektir.Sadece sabırla ve sakin sakin kitabı okumanız yeterli olacaktır.

Özellikle betimleme ağırlıklı kitap sevenler için tavsiye edebilirim.
Sevmeyenler için sıkıcı gelebilir.

Ayrıca ben bu tarz kitapları çok sevdiğim için devamı gelecektir. :)

Bahar Acar 
23 Eyl 2014, Kitabı okudu, 8/10 puan

Bir roman değil bir destan gibi. Arayışın destanı...Ya da bulmayı amaçlamayan bir arayışın romanı... Bir şiir okur gibi hissediyorsunuz, zira anlatmak değil de hissettirmek üzerine kurulu. Hasanım Ali'nin sözcükleriyle anlatırsak: "Bütün bunların hiçbiri olmaz da siz neden anlatıldığını bile unutup belki yalnızca hikayeyi izler ve kendinizi tıpkı benim gibi, onsuz süren onun akışına bırakırsınız."(s.106)
Büyük şehirlere, ormanlara, dağ eteklerine, tanıklık ettiğimiz acılara, çaresizliklere, savaşlara, ölümlere, yaşamalara bakmaya çağırıyor bizi: "… anlatmakla ben onu bir yandan yaşatıp bir yandan öldürüyorsam bu güzel günahın birazı da sizin olabilsin istiyorum" (s.126)

Beyza 
08 Mar 18:51, Kitabı yarım bıraktı, Puan vermedi

Olağan bir anlatımın içinde yer yer bulunan dikkat çekici güzellikte cümleler çok farklı bir tat verir okurken.
Bin Hüzünlü Haz çoğunlukla öyle cümlelerden oluşmuş bir kitap olunca boğucu oldu, hele yolculukta ve ders aralarında okumaya çalışınca olayın hakimiyetine giremedim
Velhasıl kelam daha sakin bir zamanda, mümkünse gün arası vermeden okumaya tekrar dönmek üzere...

Zebercet 
17 Ağu 2015, Kitabı okudu, Beğendi, 10/10 puan

Aladdin'in varoluşsal çıkmazını içsel monolog ile okurun yüzüne çarpıcı bir şekilde kelime kelime, cümle cümle vuran Hasan Ali Toptaş, bin hüzünlü haz ile arayışın romanını yaratmış.

Kitaptan 44 Alıntı

Murat Sezgin 
18 Eyl 16:30, Kitabı okudu, İnceledi, 8/10 puan

Anlaşılan, insanoğlunun, kendi yarattığı şeyi bile elinde tutamayacak kadar zayıf ve çaresiz bir yaratık olduğunu bilmiyormuşum daha.

Bin Hüzünlü Haz, Hasan Ali Toptaş (Sayfa 52 - Everest Yayınları)Bin Hüzünlü Haz, Hasan Ali Toptaş (Sayfa 52 - Everest Yayınları)

Herkes leblebi yer gibi sinir hapı atıyor ağzına, herkes gazetelerin birinci sayfasında pıhtılaşan kanlara göz ucuyla bakıp bakıp susuyor ve herkes adımını ileriye değil de, kendi içine doğru atıyor.

Bin Hüzünlü Haz, Hasan Ali ToptaşBin Hüzünlü Haz, Hasan Ali Toptaş
Derya Yalınkılıç 
16 Kas 21:09, Kitabı okudu, Beğendi, 8/10 puan

Bu, insanoğlunun baştan beri kurtulamadığı ve sonsuza dek de asla kurtulamayacağı, tuhaf bir yazgıymış zaten; önce ne yapıp edip bin bir güçlükle, kıvrana kıvrana yaratır, sonra yaratma sevinci gibi gözüken hazin bir teslimiyetle yarattığının kulu kölesi olur, ardından da ille onu ellerimin arasında tutacağım, ya da içinden bir daha, bir daha doğacağım diye, kendini hırpalaya hırpalaya helak olur gidermiş... İşte ben de öyleymişim şimdi; elime umut denen o en eski ve en dayanıklı bastonu almış, çile odalarından fırlayan dervişler gibi soluk soluğa gözlerimdeki serabın parıltılarına doğru koşuyormuşum. Boşuna koşuyormuşum tabii... Anlaşılan, insanoğlunun, kendi yarattığı şeyi bile elinde tutamayacak kadar zayıf ve çaresiz bir yaratık olduğunu bilmiyormuşum daha. Hatta ben, kendi dışımda kalan birçok şeyi bilmediğim gibi, ne yazık ki insanın aradığını hiçbir zaman, hiçbir yerde bulamayacağını da bilmiyormuşum. Bulamazmış oysa...

Bin Hüzünlü Haz, Hasan Ali ToptaşBin Hüzünlü Haz, Hasan Ali Toptaş

Böylece, aslında hiçbir zaman hiçbir yere gidilmiyor da, yalnızca gidilmiş gibi olunuyor. Ancak kelimelerle gidiliyor ya da kalınacaksa kelimelerle kalınıyor, kelimelerle yaşanıyor, kelimelerle gülünüyor, kelimelerle ağlanıyor ve sonunda yine kelimelerle geri dönülüyor...

Bin Hüzünlü Haz, Hasan Ali ToptaşBin Hüzünlü Haz, Hasan Ali Toptaş
Derya Yalınkılıç 
16 Kas 19:51, Kitabı okudu, Beğendi, 8/10 puan

İçimin bir köşesinden diğer köşesine, çılgınlar gibi palas pandıras koşuyorum sözgelimi, uçuyorum kendimle karşılaşıp kendime tutunabilir miyim diye, savruluyorum un ufak, sürünüyorum, canımı dişime takıp kalkıyorum ve yeniden, yeniden, yeniden yıkılıyorum. Her defasında, yıkılırken çocuk oluyorum sanki; minicik ellerimi yere basıp kalkarken de, inanılmaz bir şekilde, çarçabuk büyüyorum.

Bin Hüzünlü Haz, Hasan Ali ToptaşBin Hüzünlü Haz, Hasan Ali Toptaş

Benimkisi, hiçbir zaman hiçbir şeyle açıklanamayacak kadar derin, hiç kimsenin anlayamayacağı ölçüde karmaşık ve acayip bir yorgunluktu.

Bin Hüzünlü Haz, Hasan Ali ToptaşBin Hüzünlü Haz, Hasan Ali Toptaş

Bazı alınları, hiç kimsenin tahmin edemeyeceği kadar kederli buluyordum sözgelimi ve onların üzerindeki çizgilerin derinliklerinde, kimi zaman bebekler gibi mışıl mışıl uyuyan, kimi zaman toparlanıp ayağa kalkmak istercesine kımıldanan, kimi zaman da iri iri gözlerle bana bakıp duran çeşitli hikâyeler görüyordum. Hikâyeden çok hikâye görme arzusuna benzeyen, belli belirsiz, küçücük küçücük hikâyelerdi bunlar. Soluk alıp verişleri yok, duruşları yok, okunuşları yok gibiydi...

Bin Hüzünlü Haz, Hasan Ali ToptaşBin Hüzünlü Haz, Hasan Ali Toptaş

Büyük kelimesine sığmayacak kadar büyük ve harikulade bir an olacaktı o an; Alaaddin daha kapımdan girer girmez bende oluşmaya başlayan hiç tanımadığı bambaşka bir Alaaddin’le, ben de her iki Alaaddin’e de yansıyan kendimle karşılaşacaktım. Tıpkı, yüz yüze gelmiş aynalar gibi...

Bin Hüzünlü Haz, Hasan Ali ToptaşBin Hüzünlü Haz, Hasan Ali Toptaş
Burcu karakoç 
05 Mar 2015, Kitabı okudu, Puan vermedi

Henüz kimsenin ulaşamadığı, hatta kimsenin oturup hayalini bile kuramadığı, harikulade bir sonsuzluğa gidiyormuşuz gibi geliyor o sırada. Ya da çoktan varmışız da, varlığımızla o sonsuzluğu süslüyor, büyütüyor ve tamamlıyormuşuz gibi.

Bin Hüzünlü Haz, Hasan Ali ToptaşBin Hüzünlü Haz, Hasan Ali Toptaş
5 /