Hekaton'la Son Tango: Hedef Aile, Mesele İnsan
10/10
·296 syf.··
Beğendi
·
2025 65. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2025 02:46
Hekaton’la Son Tango: Hedef Aile, Mesele İnsan 18.08.2025 09:00 - Şerife Saliha BOZOKLU Hekaton’la Son Tango: Hedef Aile, Mesele İnsan "Sanal gerçeklikler, genetik hastalıkların gen zincirinden aşılama öncesinde tespit edilmesi, genetik mühendisliği, psikotropik ilaçlarla hafızanın güçlendirilmesi ve duygu durumlarının düzenlenmesi, estetik ameliyatlar, cinsiyet değiştirme, protezler, implantlar, yaşlanma karşıtı ilaçlar ve operasyonlar, insana yakın arayüzler, avatarlar gibi birçok teknoloji hâlihazırda insanlık durumunu ve insanın bireyliliğine ilişkin tartışmaları şekillendirmektedir. Bu teknolojilerle insan bir tasarım projesine dönüştürülmektedir." (Karataş, 2022, s. 49) Yaylagül Ceran Karataş, Posthüman: Şehir ve Beden adlı çalışmasında yer verdiği bu pasajda son zamanlarda sıklıkla gündeme getirilen transhümanizm çerçevesinde yaşanan gelişmelerin sadece teknolojik, bilimsel boyutlardan ibaret olmadığını, olumlu yönleri ile lanse edilmeye, insanlık için faydalı imajı verilmeye çalışılsa da madalyonun diğer yüzünün oldukça karanlık olduğunu ve esas hedefin 'insan'ın ta kendisi olduğunu vurgulayarak çok önemli bir hususa dikkatleri çekiyor. Yazar her ne kadar posthüman kavramını farklı yaklaşımlarla ele alsa da transhümanizmin posthümanı olarak başlıklandırdığı düşüncenin nihayetinde varmak istediği noktanın ise insansız bir dünya olduğunu ifade eder. Öyle ki posthumana yani ölümsüz insana ulaşabilmek için bir köprü görevi gören transhümanizm dahilinde yoğun bir şekilde yürütülen algı yönetimi ve manipülasyon çalışmalarının neticesinde bir virüs gibi yayılan yabancılaşma pek çok hayati bağın zedelenmesine sebep olmuştur. Amaç insanı tüm bağlarından koparıp tamamen savunmasız hale getirmektir. İnsanın Tanrıyla, doğayla, insanla ve nihayetinde kendisi ile olan
Hekaton'la Son TangoMustafa Merter · Ketebe Yayınları · 20251,213 okunma
Puan vermedi·264 syf.··
2020 44. kitabı
00:00 Babalar ve Oğullar romanının incelenmesi 06:13 Rus Nihilizmi ile Batı Avrupa Nihilizmi arasındaki farklar ve ortak noktalar 10:48 Bazarov Karakterinin Rus Nihilizmiyle örtüşen yönleri youtu.be/aSfRZdLf6LI
Babalar ve OğullarIvan Turgenyev · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202555,8bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Spoilersız İnceleme
8/10
·376 syf.··
Beğendi
·
2025 10. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 25 Şubat 2025 20:57
Öncelikle neden bu puanı verdiğimden bahsetmek istiyorum. Aslında kesinlikle 9 olabilecek bir kitap ama yazı dili biraz amatörce kaldığı için 8 verdim hatta 8,5 olabilir benim için. Üzücü bir kitap, tetikleyici çok unsur var onu söyleyeyim. Öncelikle Soner adında bir çocuk var ve çok kötü bir çocukluğu var. Spoiler olur, anlatmayacağım. Ama yalnız kaldığını bilin. Sınıfta dışlanıyor. Nefret ediliyor. Ve bir gece artık dayanamıyor ve intihar etmeye kalkışıyor. Tam 00.00'da. Ancak 23.48'de bilmediği bir numaradan mesaj alıyor. Aynı sınıfta olduğu melek gibi bir kız onu fark etmiş ve ona yarına olan ödevleri yazıyor. Birçok gereksiz detaylar ödevleri yazıyor ona o gece. Soner ise 00.00'da alarmı çalana kadar bu mesajları tekrar ve tekrar okuyor. Sonra da kendini yarın ne yazacak derken buluyor... Okumanızı öneririm. Bu tür üzücü çok kitap okudum ve gerçekten beni bu da sardı, hikayesi çok güzeldi ama hüngür hüngür ağlayamadım. Neden bilmiyorum. Devamı var olduğunu bildiğimden galiba az çok tahmin etmiştim. Zaten ikincisini de okurum. BURAYI LÜTFEN OKUYUN. Ama şöyle bir şey var. Soner'i okurken benim aklımda hep şu vardı. Ve herkesin de bunu hatırlaması gerektiğini düşünüyorum. Bu dünyada bazı insanlar için bu hayat kurgu değil. Birer anı... Onca hayat okuyoruz haberlerde. Belki de bizi etkilemiyor o kadar ama bu kurguları okuyunca fazlasıyla etkileniyoruz gerçek olmayan bir şey bizi nasıl etkiliyor diye düşünebiliyoruz. Ama gerçekler aslında. Sadece perde arkası. Sosyal medyada gördüğün, haberlerde gördüğün o yaşamların perde arkası. Unutmayın insan beyni imkansız olan bir şey düşünemez. Ve bu da bunun en basit örneği. Soner aslında alt katındaki biri olabilir. Dün otobüste gördüğün biri olabilir. Yan sınıfından biri olabilir. Ve biz sadece insanların hayatının
İnceleme
İzler KalırSude B. · Pukka Yayınları · 20241,862 okunma
Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat
9/10
·71 syf.··
2025 7. kitabı
Kitap I. Dünya Savaşı'nın 10 yıl öncesinde Fransız Riviera'sında bir akşam yemeği tartışmasıyla kapılarını aralar. Fransız bir genç çalışan konuşmasıyla evli olan Henriette'yi etkiler ve bir süre sonra Henriette'nin bu gençle kaçtığı anlaşılır. İşte bu büyük bir tartışmaya yol açar. Kitabın ana kahramanı diğerlerinin aksine Henriette'nin kaçışını bir namussuzluk olarak görmez. Henriette'yi savunan konuşmalar yapar. Kadının 24 saatin bir kadını değiştirebileceğini söylemesi Mrs. C.'nin dikkatini çeker. Mrs. C. kadının bu hoşgörülü tavrından cesaret alarak 24 yıl önce yaşamış olduğu 24 saatlik pişmanlığı ona anlatmaya karar verir. Kadının da onayını alarak anlatmaya koyulur. O zaman kocasının ölümünün ardından 2 yıl geçmişti. Mrs. C. 42 yaşına gelmişti. Mrs. C. stres atmak için kumar salonuna girmiş ve rulette bir adamı izlemeye başladığını fark etmişti. Adam kazandığında mükemmel bir ruh haline bürünüyor, kaybettiğinde ise yerin dibine giriyordu. El hareketlerinden ruh hali anlaşılıyordu. En sonunda bütün parasını rulette kaybetti ve dışarı çıkıp bir banka yığıldı. Mrs. C. onun intihar edeceğini düşünüp peşinden gitti. Dışarıda yağmur başlamıştı. Herkes yağmurdan kaçarken o adam hiç tepki vermiyordu. Mrs. C. adamı alıp bir otele götürmeye karar verdi. Adamı otele götürdü, geri dönecekken adam kalması için ısrar etti ve odaya çıktılar. Mrs. C. uyuyup uyandıktan sonra kendini yabancı bir yerde gibi hissetti. Yarı çıplaktı ve yanında o adam vardı. Kendini adeta kirlenmiş hissetti. Adama gözlerini dikti ve o esnada adam uyandı. Adam Mrs. C.'ye nasıl bu hale geldiğini anlattı. Amcası Prater'de at yarışı oynamış ve parasının 3 mislini kazanmıştı. Aynı gün babası oğlunun okul başarısından dolayı ona para vermişti. Oğlu da o parayı Prater'de kumara oynadı ve parasının 3 katını
Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört SaatStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024151bin okunma
5/10
·360 syf.··
2024 6. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 05 Mayıs 2024 00:00
Yazarı çok sevdiğimi her zaman dile getiriyorum ama genel anlamda bir problemi olduğunu düşünmeye başladım. Kitaplarının sonları hep çok hızlı oluyor. Sanki belirli bir sayfa sayısı varmış ona sığdırmaya çalışmış son düzlükleri gibi... Aceleye gelmiş sonlar okuyucuyu rahatsız ediyor birinin bunu yazara söylemesi lazım. Kitabın konusundan bahsedeyim biraz; Charlie ve Silas bebekliklerinden beri arkadaş ve 14 yaşından beri de sevgililer ama bir gün saat 11.00 da bir an da ikisi de her şeyi unutmuş bir şekilde kendilerine geliyorlar. Çok kısa bir süre içinde önce sevgili olduklarını sonra da ikisinin de aynı durumda olduklarını fark ediyorlar ve bunun sebebini bulmaya çalışıyorlar ama hızlı davranmak zorundalar çünkü hafızaları her 48 saatte bir sıfırlanıyor. Kitabın konusu çok güzel, belli bir yere kadar da gayet güzel işlenmiş ama bazı şeyler yarım yarım kalmış. Yaşanan bazı olayların hesabı hiç sorulmadı mesela(spoiler olmasın diye söyleyemiyorum). Açıkçası yaşadıkları bu şeyin sebebi de beni tatmin etmedi. Daha tatmin edici bir şey isterdim, vodoo büyüsüne bile okeydim yani:D Bir diğer tatmin etmeyen şey ise sonuydu. Sonundan pek bir şey anlamadım, tekrar mı oldu? Olmadı mı? Arada kalmış bir sahne ile bitti bence. Daha net olsun isterdim. Kunmayacak bir kitap kesinlikle değil ama kurgu daha iyi bir sonh hakkediyordu bence
Asla Asla 1-2-3Tarryn Fisher · Epsilon Yayınevi · 2023323 okunma
BİR DOSTOYEVSKİ MANİFESTOSU !!!
10/10
·1008 syf.··
Beğendi
·
2023 72. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 03 Haziran 2023 00:00
Yağmurlu bir Ankara gecesi. Mayıs ayında olmamıza rağmen bu gri şehirde haftalardır yağmur yağıyor. Sanki evren bana ‘başla artık şu efsane kitaba’ diyor çünkü Dostoyevski okumak için her zaman kasvete ihtiyacım var. Aslında sabahtan hazırladım kendimi bu geceye. Çok heyecanlı bir gün geçirdim çünkü bu kitabı tam ik senedir elimde bekletiyorum, henüz zamanı değil diye diye. Saat 00.48. Bütün şehir uykuda. Gece lambam açık, perdemi de açtım yağmuru izlemek için ve pencere kenarında kitabın kapağını açıyorum. Gece lambası odamı aydınlatırken, kitabın kapağını açtığım gibi de ruhum aydınlanıyor. Sanki sabah kalkıp işe gidecek olan ben değilmişçesine okudukça okuyorum. Acaba ne zaman Dostoyevski’nin insanlara ve hayata dair isyanı başlayacak dediğim anda henüz 50.sayfada ‘’Vız gelir hakkımda düşündükleriniz. Sizler benden daha aşağılıksınız!’’ diyor Dostoyevski’nin bir karakteri. Evet, diyorum işte karakter tahlilleri yine başlayacak ve yine dipsiz bir kuyuda, bir uçurumun başında, bir dağın zirvesinde iç hesaplaşmalarıma başlayacağım. Karakterleri tanıtıyor bize yazar ilk 150 sayfada. Ve yine görüyoruz ki her bir karakterde bizzat kendisi var. Aşağıda yazdığım çağrışımlar tamamen kendi düşüncelerim, belki çok daha farklıdır ama ben kendi anladığım kadarıyla tezlerimi size sunuyorum. En büyük kardeş Dimitri’yi okudukça Dostoyevski’nin coşkulu yönünü hatırlıyorum. Sibirya sürgününden döndükten sonra hayata daha sıkı tutunan Dostoyevski, kumar sevgisini, coşkusunu, heyecanını Dimitri karakterine vermiş. Ortanca kardeş İvan’ı okuyorum sonra. Dostoyevski hayatının bir bölümünde Avrupa’ya gidiyor, sorguluyor, düşünüyor, Rus inancını ve kültürünü, hayatı, bütün inançları sorguluyor ve tanrıyı sorgulama evresinde buluyor kendisini. Bu özelliklerini İvan’a vermiş. En küçük
Karamazov KardeşlerFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202145,3bin okunma