Lâl'im:
Ben konuşurken yüzünü çevirmeyeceğini bildiğim için buradan konuşuyorum. (23.32)
Ben Lâl Sarca. Senin Lâl'in. Küçükken bencilliği öğrenmiş Zeynep Elçeri. Bunlar veda değil, aksine sevgi sözcükleri.
Hayatımda tercih edip de çukura sürüklemediğim tek kişi sensin çünkü senin sevgin, benim hayatımdı. Benim nefesimdi. Bencil bir kadını sevmenin ağır geldiğini biliyorum ama ben de bana fazlasıyla ağır geliyorum. Senin tarafından sevilmek, bana bu dünyada güzellikleri tattırdı ama aynısı senin için geçerli olmadı, biliyorum. (23.35)
Hatırlıyor musun, bana küçükken demiştin ki: "Gerekirse kâbuslarından bile korurum seni." En kötü kâbusları gördüm Bartu ama ben sana gelemedim hiç. (23.37)
Beni artık sevmiyorsun, biliyorum. Çünkü beni artık konuşmuyorken duymuyorsun bile. Canım yanıyor, görmüyorsun. Çünkü sen benden vazgeçtin, bunu biliyorum. (23.44)
Ve bunu hak ettim. (23.45)
Hayır, seni suçlamıyorum, yüzünü asma. Bunlar bencil Zeynep'in cümleleri de değil sadece anla istiyorum. (23.45)
Biliyor musun, sen benden vazgeçtiğinde, sanki bütün dünya benden vazgeçti. (23.48)
Ben çok korktum, biliyor musun Bartu? Çok öfkeliydin, silahları çok seviyordun, yemin ederim senden çok korktum Bartu. Küçükken senden çok korktum. (23.55)
Sonra da seni sevmekten çok korktum ben ama bu da haksızlıktı, sonradan fark ettim. Sana yaptığım en büyük haksızlık, senden korkmak değildi bu arada, seni sevmekten korkmaktı çünkü seni, sen beni severken sevseydim asıl dünyadaki güzellikler o zaman ayaklarımın altına serilirmiş. Çünkü aşk, çok güzelmiş. Gözlerimin önünde birbirine âşık olan insanları gördüğümde anladım bunları. (23.59)
Seninle bir gün, ağaçların altında beraber gökyüzünü izlemiştik. Ay tepedeydi, yıldızlar yoktu. "Keşke," demiştin, "seninle gökyüzünde yaşasaydık, o zaman seni her