Puan vermedi·200 syf.··
2026 11. kitabı
·
10 saatte okudu
·
Okunma: 28 Mart 2026 18:35
Kitap incelemelerini itiraf etmeliyim ki; kitapla ilgili duyuş, görüş ve anılarımın silinmemesi için yapıyorum. Yazarın, “Teknik Çağında Dua Etmeyi Öğrenmek” kitabını okuyup çok beğenmiştim ama üzerine bir şeyler yazmadığım için sadece beğendiğimi hatırlamak kaldı zihnimde bu kitabın akibeti aynı olmamalı hangi delilikleri sevdim hangilerine hayran kaldım yazalım bir kenara. Kaybolan ve babasını arayan Down sendromlu bir kız ve babasını bulması için yardımcı olmaya çalışan Marius. Berlin sokaklarında ismi dahi bilinmeyen bir babayı arayış. Karşılarına çıkan deliler kataloğunun en ilginç örnekleri sanki. Cümlelerin hoşluğu kurgunun güzelliği bir yerde beklesin sayfa aralarında zekice göz kırpan ayrıntıları gördükçe bunu anlatmak da aklına nerden geldi dedikçe yazara hayranlığım artıyor. Yazar özel çocuklarla çalıştığı için bu kısım sağlam ilerlemiş hatta kitabın ismi Down sendromu için kullanılan Portekizce isminden gelmekte. Yazara bu kitabın gerçekliği sorulduğunda “Anlattıklarınızın ne kadarı gerçek?” diyerek bu eserini kaleme alırken nasıl bir ön çalışma yaptığını soruyorum. “Kartlar gerçek. Üniversitede down sendromlularla çalışıyorum. Ama normalde bu tür araştırmalar yapmam, yazdıklarım sezgisel olarak gelişir. Down sendromunun bizdeki adı Trizomi 21. Bu addaki 21 ile 21. yüzyıl arasında bir bağ kurdum. Down sendromlu Hannah başka birini, Marius’u nasıl değiştirebilir diye düşündüm. Çünkü Down sendromlu kişiler diğerlerine bir tür neşe, dinginlik veriyor, dönüştürüyor.” Unutmamak için; -Hannah, baban kimdi ve adını niye söyleyemiyordun. Kim öğretmişti sana ismini söylersem ‘dilimi keserler, gözümü oyarlar’ cümlesini. - Marius, Hansel ve Gretel hikayesini anlatırken peşinizden bıraktığınız eğitim kartlarını sizi bulsunlar diye bir iz olarak bırakırken kendi
Babasını Arayan Yüzyılında Kayıp Bir KızGonçalo M. Tavares · Kırmızı Kedi · 044 okunma
Zor oyunu bozar.
10/10
·160 syf.·
2025 50. kitabı
Zor oyunu bozar. Kimse bu hayata acı çekmek için gelmedi. Göz kamaştırıcı başarısı, bizi bu dünyadan soyutlasa bile, modern dünyanın şiddet barındıran, sert ve acımasız eleştirisidir bu dizi. Kadın ve erkek, 456 kişinin izole edildiği, akıl bozan, ezber bozan bir yapım. İçindeki şiddet oyunları, Kore’deki çocuk oyunlarından alınmış olsa bile, her seferinde adrenalin ve merak duygusu tavandaydı. Squid Game Felsefesi ve Squid Game Psikolojisi için o kadar güze bir inceleme yazdı ki Alper Turgay ben sadece bu kitabın da öksüz kalmasını istemedım. İşte Park Min Joon bu kitapta, dizinin arka planında kalanları bize açıklarken beyin yakan sorular sorup, oyuncuların ağzından dizinin farklı boyutlarını da açıklamış. Bildiğim tek bir şey var: Zor oyunu bozar. Kimse kötü olmak istemez, çaresiz kalmak hiç istemez. Çaresizlik insanı bazen hiç tahmin edemeyeceği yollarda yapayalnız bırakır. Oyuncu 456, oyunun baş kahramanı, göze çarpmaktan hoşlanmayan, kötü biri olmamak için kendini paralayan, 46 yaşında, hayata dair umudunu yitirmiş biridir. “Hayatımı değiştirecek talih kuşunu beklemeyi bırakalı uzun zaman oldu.” der. Evli ve mutluyken, işyerinde yaşadığı zor döngü onu çıkmaza iter. 218 numaralı oyuncu Cho Sang-woo ise kariyer yapmışken, bir anlık gafletle paranın büyüsüne kapılır ve yanlışlar yapar. 067 Kang Sae-byeok en masumlardan biridir. Kuzey Kore’den güneye gelip bocalama sürecinde yankesici olmuş, kardeşi için fedakârlıklar yapmak zorunda kalmıştır. 001 Oh Il-nam, asıl hayatla dalga geçen, sayılarla arası iyi olan ve parayı buldukça beynindeki tümörün verdiği ruhsuz tavırla, kendi çocukluğundaki oyunlardan insanların hayatını karıştıracak bir gariplikler silsilesi yaratmış biridir. Onun kafasında “insan insanın kurdudur.” Bu yolda eğlenecektik düşüncesiyle, gaddarca bir kafes inşa eder.
Squid GamePark Min Joon · Flipper Yayınları · 202196 okunma
Reklam
Şafak Harabeleri (Kış Getirenler 3)
9/10
·140 syf.··
2025 63. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 26 Ağustos 2025 00:00
️Şafak Harabeleri -Muhammet Aydın Kış Getirenler serisinin üçüncü kitabı olan kitabınız, serinin en başından beri çok akıcı bir şekilde ilerliyor. İlk kitapta, Emre annesini kaybediyor ve annesinin ona emanet ettiği anahtarla eski evine gidiyor. Burada hem babasıyla yüzleşiyor hem de hayatının bir avuç yalandan ibaret olduğunu öğreniyor. İkinci kitapta ise Miray'ın sevgilisinin ölümüne tanık olması sonucu intihar etmeye kalkışıyor, ancak kendini çok farklı bir noktada buluyor ve büyük bir yerin varisi olduğunu öğreniyor. Bu kitabımızda ise Denek 001'i okuyoruz. Eftelya'nın Günlüğü'nden geçmişe giderek kafamızdaki soru işaretlerini kaldırıyoruz. Eftelya'nın vermiş olduğu çaba ve uğraşları okumak çok aksiyonluydu. Artık karanlıktan çıkıp bir bebek uğruna ilk defa çabalaması ve bu uğurda sonuna kadar gitme çabasını okumak beni çok etkiledi. Emre'nin de geçmişini tam anlamıyla öğrenerek her şeyi otutturduk bence artık kafamızda. Bundan sonraki kitapta her şeyin çok daha aksiyonlu bir şekilde devam edeceğine eminim. Soluksuz bir kitap okuyacak ve serinin en can alıcı noktalarını okuyacağız bence gidişat onu gösteriyor. "Zamanın ruhuna hüküm veren karanlık gökyüzündeki buzu çözdüğüne harabelerin kapısı sonsuza dek yeniden kırık bir kalp için aranacaktır. Şafak son kez ruhunu karanlığa sunduğunda euhların yolculuğu tamamlanacak ve ölüm yavaşça tüm bedenleri selamlayacaktır. Buradan ise sadece Harabelerin efendileri kurtulabilecektir."
Şafak HarabeleriMuhammet Aydın · Oleksa Yayınevi · 202510 okunma
Aristoteles'e Göre Mutluluk Nedir?
9/10
·240 syf.··
2024 20. kitabı
Aristoteles'e Göre Mutluluk Nedir? Onun bunu etik hayatın amacı olarak görmesi doğru mu? Biz insanlar, ister bedensel hazlar ister ilahi güçler yoluyla olsun, yaşamlarımızda tatmin, güvence ya da doyum ararız. İnsanlar mutluluğu arar. Mutluluk, insanların yaşamlarını sağlıklı bir şekilde sürdürmelerini sağlayan temel unsurdur. Yaşadığımız ve yarattığımız her deneyim, yaşamın büyük düzeninde benzersiz bir insan varoluşunun ifadesidir ve mutluluk, insanların kelimenin tam anlamıyla eksik kalmasını tercih edemeyeceği bu deneyimlerin tek bileşenidir. Ayrıca, acıyı mutlu bir yaşamın önüne koyan argümanların meşruiyet taşımadığına dikkat etmek önemlidir. Bu nedenle Aristoteles, mutluluğu herkesin pratik yapabileceği ve anlayabileceği daha somut bir şekilde kavramsallaştırmaya çalışır. Mutluluğu etik hayatın merkezinde bir süreç olarak vurgular ve iyi yaşamakla tanrısal bir filozof olmak ile birçok mala sahip olmak arasındaki derin farklılıklara işaret ederek dünyalarımızı zenginleştirir. Aristoteles, insanların her seçiminin, her etkinliğinin ve her arzusunun mutluluk uğruna sona erdiğini savunur (bk. I). Aristoteles'in temel kaygısı, yaşamı en üst düzeye çıkaran bir zihin durumu bulmaktır ve bu tamlığı eudaimonia'da bulur; dolayısıyla eudaimonia'nın kayıtsız şartsız kendi kendine yeterli, tercih edilmeye değer ve tüm insanların değerli yaşamlarında peşinden koştuğu iyi olduğunu öne sürer. Ayrıca, bir şey istemek veya yapmak için sonsuz bir neden gerilemesi olamayacağını, bu nedenle eudaimonia'nın rasyonalitenin bir hükmü olduğunu belirtir. Sonuç olarak, eudaimonia'yı insanları hayatta tutmaya yönelik doğal ve tek işlevle bağlar ve bu işlevi insanlar ve hayvanlar arasındaki farkta kendini gösteren 'ergon' yasası olarak adlandırır. Aristoteles ayrıca eudaimonia'yı bir
Nikomakhos'a EtikAristoteles · Say Yayınları · 20141,465 okunma
8/10
·54 syf.··
2023 33. kitabı
BİR AVUÇ YALAN Tüyler ürpertici bir gerçeğe hazır mısınız ? Belki de hayatınızı tamamen altüst edecek cinsten... Oleksa Yayınları yine kısa sayfalar arasına, mahiyeti büyük kelimeleri sığdırırken gizemi ve merakı körükleyen bir eseri bizlerle buluşturdu. Emre, annesinin cinayetinin izlerinde kendini keşfederken, sizi bile gerecek bir gecenin eşiğinden geçiyor. Parkedeki kan... Çamurlu ayak izleri, bazaya sürüklenmiş bir ceset, merdivenlerin altına saklanmış gerçekler ve bir kasa... Peki Emre'nin annesi aslında kim, kasanın içinden çıkan notlar neyi temsil ediyor, gece yarısı Emre'yi kendi evinde öldürmeye çalışmalarının sebebi ne..? Hepsi ve daha fazlası Bir Avuç Yalan'da gün yüzüne çıkıyor. Yerinde tasvirler, nefesinizi tutup okuyabileceğiniz saklanma/kaçma/bocalama hissi iliklerinize işliyor satır aralarında. Emre'nin bayıldığı sahnelerde sebebini merak ederken algınızı yokluyor, Can'a sinir oluyor ve yalnızlık/kimsesizlik duygusunu tamamen kavrıyorsunuz. Aksiyon sahnelerinde ise güce kavuştuğunuzu düşünüyorsunuz. Gerçekler sabahla beraber gün yüzüne çıktığında ise yalanın gölgesinde saklı olduğunuzu biliyor, 40. sayfadan sonra hayret ederek okuyorsunuz. Bu 54 sayfalık eserin devamı olmasını ve Kış Getirenlerin saklı hikayesini okuyabilmeyi çok istiyorum. Yağmur sesini, gergin adımlarda hissetmek isteyenlere... Sır perdesini aralayıp, Denek 001'in arkasındakileri fantastik bir evrende solumak isteyen herkese önerimdir. "Olması gerektiği gibi suskunluk, cesaret ister karanlıktan. Işık aydınlatmaz yolu, kalbi dinler her zaman."
Bir Avuç YalanMuhammet Aydın · Oleksa Yayınevi · 202323 okunma
8/10
·506 syf.··
Beğendi
·
2023 78. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 12 Nisan 2023 05:15
Hepimize hayırlı sabahlar. Güzel, bereketli, huzurlu ve kazançlı bir gün olmasını dilerim. Daha kitabın adını görür görmez şimdi ağır ve sağlam bir kitap geliyor dedim ve şaşırmadım. Tabi içerikte bu şaşkınlığım değişti. Gördüğüm en temel olayı en baştan söyleyeyim, siyasi olarak neden bu kadar tartışmaların içine çekiliyoruz, bu durumdan neden kurtulamıyoruz? Cevabını da hemen vereyim. Tüm partiler ama tüm partiler (bunun içinde %50 alan da %0,001 alan da dahil) sizlerin düşünmesini değil kavga etmesini ister. Düşünmeye vakit bulursanız tercihleriniz mutlaka değişecektir. Çok fazla fanatik, parti kapısında yatıp kalkan insanlar değilseniz. Önemli olanın çalışma olduğunu, çabalama olduğunu, dürüstlük olduğunu anlamanızı kimse istemez. Yesinler birbirlerini bizde buralarda keyfimize bakalım derler. Hiçbir partinin içi %100 temiz değildir. Bunu 40 yıl öncesinin Türkiye’sinde de 400 yıl evvelinin Osmanlı siyasetinde de 4000 yıl öncesinin siyasetinde de görürüz. Bu durum böyledir. Diğer yandan 15 Mart 1977 ile 10 Temmuz 1979 tarihleri arasında yaşanan ne kadar güncel olay varsa, iç ve dış konular nelerse bu konularda yazıları okuyacağız. Göreceğimiz çok farklı bir şey de olmayacak. En önemlisi ise gününde güncel günümüzde tarih sayılan bu konuların çok önemli bilgileri içerdiği. Yaşının verdiği düşünce yapısıyla da yazarın çok büyük birikimi olduğunu okudukça anlayabiliyoruz. Zaten pek çok insanın istediği de kesinlikle insanların ve insanların okuyup anlamamız değildir, emin olabiliriz. Gereksiz yere yapılan Batı özentiliği ve ABD hakkındaki görüşlerini okudukça aslında daha da iyi anlıyoruz bunları. Zaten yıllardır yazarlarımızda -eski topraklarda- Batı üzerine yapılan özentinin kültür zannedilmesine karşıt onlarca kitap okuduk. ABD hakkındaki analizi için de kitabın
Batı'nın Deli GömleğiAttila İlhan · İş Bankası Kültür Yayınları · 2019159 okunma
Reklam
Reklam