Puan vermedi
Ayfer Yılmaz, “Madam Bovary, Anna Karenina Ve Aşk-I Memnû Üzerine Mukayeseli Bir İnceleme Denemesi”, Folklor/Edebiyat 46, 131, 2006. Veli Kılıçarslan, “Maupassant’ın Bayan Hermet Hikâyesi İle Halit Ziya’nın Deliler Evinde Hikâyesinin Karşılaştırmalı İncelemesi”, Rumelide Dil Ve Edebiyat Araştırmaları Dergisi, 384-392. Onay Orcan, “Adalet Ağaoğlu’nun Fikrimin İnce Gülü Ve Gustave Flaubertin Madame Bovary Adlı Eserlerdeki Ana Karakterlerin? Yabancılaşma? Kapsamında Analitik Olarak İncelenmesi”, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Eskişehir 2009. Sema Noyan, “Madam Bovary Ve Araba Sevdası Romanlarında Romantik Edebiyatın Eleştirisi”, İdil Sanat Ve Dil Dergisi 5 (27), 1849-1870, 2016. Sudan Altun, Halil Özdemir, “Paul Eluard Ve Nazım Hikmet’te Renklerin Dili Şiirde Renkler Açısından Karşılaştırmalı Bir Yaklaşım”, International Journal Of Filologia, 231-236, 2021. Şengül Kocaman, Beklenen Ve Uğurlanan Godot’lar Üzerine Karşılaştırmalı Edebiyat Çalışması: Samuel Beckett Godot’yu Beklerken Ferhan Şensoy Güle Güle Godot, Çukurova Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi 16 (1), 429-444, 2007. Yavuz Selim Uğurlu, “Benzerlikler Bakımından Karşılaştırmalı Bir Yaklaşım: Honoré De Balzac-İki Gelinin Hatırâları Ve Raif Necdet Kestelli-İsyân-I Meşrû”, Uluslararası Sosyal Bilimler Ve Eğitim Dergisi 3 (4), 1-16, 2021. Genç, A. (2024). “Albert Camus’nün Yabancı Ve Yaşar Kemal’in İnce Memed 1 İsimli Eserlerinin Hedef Dile Çevirilerinin Varoluşçuluk Felsefesi Ekseninde Karşılaştırılması: Yorumlayıcı Çeviri Kuramı”, Rumelide Dil Ve Edebiyat Araştırmaları Dergisi, (39), (2024). 1029-1046. Mehmet Büyüktunçay, “Sistem Parodileri Ve Dizgeselliğin Çözülüşü: Mikhail Bakhtin’in François Rabelais Okuması Çerçevesinde İhsan Oktay Anar’ın Muammalı Folklorik
Roman
Karşılaştırmalı Edebiyat İncelemeleriEmel Kefeli · Kitabevi Yayınları · 20001 okunma
10/10
·64 syf.··
Beğendi
·
2024 6. kitabı
"Toprağın Derin Çağrısı" Kitabında Bozkır Esintisi "Toprağın Derin Çağrısı" Şair Murat Soyak’ın Ocak 2021’ de Çıra Edebiyat etiketiyle okurlarıyla buluşturduğu üçüncü şiir kitabıdır. Altmış dört sayfa hacmindeki kitapta otuz dokuz şiir yer almaktadır. Gerek kitap sayfası gerekse de yer alan şiir sayısından görüleceği üzere daha çok kısa şiirlerden oluştuğunu söyleyebiliriz. Şiirlerde ses daha çok dingindir. Şair, şiir sesini hiç yükseltmez. Şiirlerde imge çok az kullanılmış olduğunu başka bir ifadeyle az kıvamında imge, yalın ve kısa cümleler yer almaktadır. Şiirlerde konu, tema çeşitliliği vardır. Hatta bazı şiirleri çocuk şiirleri kategorisinde bile değerlendirebiliriz. Tezyinattan mümkün mertebe uzak durulmuş. Anlatımın bohem, şamanvari olmadığını, yalın ve sari bir anlatımda olduğunu söylesek yanlış olmaz. Böyle şiirler hem zordur hem de risklidir. Çünkü imgenin, çağrışımların, simgenin az olması hatta hiç olmaması, şiirlerin yükünü bizatihi daha çok şairine yüklemektedir. Bu bağlamda şairin, "Kanadı Kırık" şiirinden bir bölümünü burada paylaşmak istiyorum izninizle. "taşlı tarlada el emeği, alın teri/ yoksulluğu aşan gökçe umut/ bir varmış bir yokmuş günler/ anne sıcağında güzel ev/ eller geldi, bir sen gelmedin" (s. 7) Bu şiirde olduğu gibi bazı şiirlerde şairin, hece şiirinin ahenk unsurlarından destek aldığını görmekteyiz. Şiirlerde yer alan temler olarak: "çiçekler, kuşlar, çocuk, anne, baba, özlem, mor sümbül, kuğu, dağ, bulut, göç" gibi birçok olguyu sıralayabiliriz. Şiirlerde daha çok şairin ruh haline özgü temleri okuyoruz desek yeridir. Şiirlerde dikkat çeken diğer bir olgu da şiir fidanlığına dönüşmüş pastoral bir bakışın ve anlatımın izlerini taşımasıdır. Şair, hurcunda hep çiçekleri, toprağın kokusunu taşımaktadır. Hatta bu özlem de bir bozkır
Toprağın Derin ÇağrısıMurat Soyak · Çıra Yayınları · 20211 okunma
Reklam
Ve sen bir matruşkasın anne...
Puan vermedi·160 syf.··
Beğendi
·
2023 97. kitabı
Kitapla, hatta yazarla bağ kurmak inanılmaz bir his... Sevgili Pınar'ın ilk kitabı " Anne Olan Bilir "i Nisan ayı içerisinde okumuştum. Orada kendimi buldum, annemi buldum... Ve sen beni yine buldun @ranipella "Güneş'in Gözyaşları"nı ilk okuyanlardan olmak inanılmaz mutlu etti beni. Herkes okuduklarını kendine göre yorumlar. Aynı bir resim gibi... Kimisini derinden etkiler, kimisi güzeli sonlandırmak için bitirir. "Seçimlerin arasında ve seçtiklerinle sınırlı bir yazgıdır sana verilen." Aşk, kayıplar, geçmiş, gelecek ve şimdi... Gelecekten seslenerek başlayan kitapta çok tanıdık duygular okuyacaksınız. Kaybedekaybede var olma çabası hepimizin ortak yazgısı değil mi? Kimi sevdiğini, kimi emeğini, kimi duygularını kaybetmiyor mu? Peki geçmişe gidebilsek değiştirebilir miydik olan biteni? Tabi yaşanmış yaşanmıştı artık. Kitaptan vereceğim tek alıntı: "17 Ağustos 1999 sabah saat 3.02'de 45. saniyede bir çoğumuzun hayatı yerle bir oluyor. İşte bundan sebep, belki de hiç küs uyumamalıyız sevdiklerimize, gecenin ne getireceğini bilmeden yaşıyoruz ve bunun da bilincinde değiliz. Hiç ölmeyecekmiş gibi, hiç kötü şeyler bizi bulmaz gibi. Ne trajikomik değil mi?" Gerisi sizin yaşanmışlığınıza kalmış. Ve sen bir matruşkasın anne... İçinden çıkan her bir parça ile yeniden izlemeye hazır mısın geçmişi...
Roman-Edebiyat
Güneş’in GözyaşlarıPınar Yılmaz · Az Kitap · 202241 okunma
10/10
·91 syf.··
Beğendi
·
2023 8. kitabı
“Boşluk Değil Hayat” Üzerine Derkenar "Boşluk Değil Hayat" Yazar Ercan Ata'nın Ötüken Neşriyat aracılığıyla 2022 yılında okurlarıyla buluşturduğu deneme kitabı. Doksan sayfa hacmindeki eser otuz deneme yazısından müteşekkildir. "Uzaklara Doğru, Boşluk Değil, İnsanlık Hali, Oradan Buradan, Ömür Serüveni ve Kısaca Hayat" şeklinde, altı yazı bölümünden oluşmaktadır. Alt başlıklarda, "huzur, mutluluk, yalnızlık, ıssızlık, iyilik, özgürlük, çirkinlik, arkadaşlık, dostluk, yaşama sevinci, yaşlılık, ölüm" gibi birçok konuya temas edildiğini görmekteyiz. “Boşluk” konusu başat olmak üzere bütün bu destekleyici ve açılım sağlayıcı alt başlıklar, eskilerin dediği gibi "efradını cami ağyarını mani' bir şekilde ele alınmaktadır. En çok dikkatimi çeken, kitap isminde de yer almış olan "boşluk" teması ve yazısıdır. Yazılanlarda daha çok, insanın içerisinde olan ve gün geçtikçe büyüme temayülü gösteren boşluklar üzerinden konu ele alınmaktadır. Boşlukların olumlu bir ciheti vardır elbet ama yazar için boşluklar daha çok yaralayıcıdır. İçerisinde kaybolunan koca bir çöl gibidir bu boşluklar. Boşluklar, en hafif haliyle insanları öldürmeyeceğinden, olsa olsa sersemleteceğinden dem vurulur. Sevdiklerini kaybetmiş bireyin, kezzabın acısına bürünmesi gibidir. Hatta içindeki boşluğun yarısının, anne ve babasını kaybetmiş bir çocukluk olarak görür. Sonuçta boşluk, gelecek nesillere bir miras olacaktır. Boşluğun, insanı pişireceği, dehlizlerden kurtuluşun bir anahtarı olabileceği, zorlukların kolaylığa, zararların kâra tevdi edebileceğine yönelik bir inanıştır. Yazar, kitap isminde "Boşluk Değil Hayat" derken, tabi ki de hayatın önemine önemli bir vurgu da bulunmaktadır. Ayrıca, hayatın boşluk kabul etmeyeceği, boşluk görülen şeylerde de bir doluluğun olabileceği, illa ki bir boşluk varsa,
Boşluk Değil HayatErcan Ata · Ötüken Neşriyat · 20223 okunma
10/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2023 7. kitabı
“Güneşi Uyandırmak” Üzerine Okuma Notları "Güneşi Uyandırmak" Yazar Necdet Ekici'nin on birinci eseri. Çınaraltı Yayınları aracılığıyla, 2022 yılında okurlarıyla buluşturulmuş bu öykü kitabı, yüz otuz altı sayfa hacminde ve on üç öyküden oluşmaktadır. Öykülerin birçoğunun; genç ve çocuk gözüyle ele alındığını, daha çok konu ve olay olgusu üzerinden ele alındığını görmekteyiz. Alzheimer hastası olan bir baba, Ali kıran baş kesen başka bir ağa baba, kendi anlatımıyla Davulcu Uluk Muharrem, esrar satıcısı başka bir ihtiyar, misafirlik, öğretmenlik, keklik avı, kanarya, köpek, buzağı, güvercin, kumru, korona günleri gibi birçok konu ve olay kahramanlarıyla birlikte, kurgudan daha çok yaşanmışlık hissiyatıyla ele alındığını görmekteyiz. Öykülerde mekân ve coğrafya olarak; Toroslar, Amanoslar, Adana, Afşin, Binboğa, Üçkoz Yaylası gibi yerleri öncelikli olarak sıralayabilirim. Yazarın Afşinli olmasından dolayı, yörenin kültürüne, diline, yaşayışına hâkim olduğunu görmekteyiz. Başka bir ifadeyle yazarın kullandığı yerel-yöresel dilde, işlediği kültürde ve yaşanmışlıklarda, bu içselleşmiş bütünlüğe şahit oluyoruz. Öykülerde dış anlatıcıya yer verilmez. Öykünün başkahramanı bir taraftan da anlatıcıdır. Öykü başkahramanı ve anlatıcısı kendisini çok fazla öncelemez. Olay, konu ve yaşanılanın daha çok önem arz ettiğini görmekteyiz. Hatta kimi öykülerde öykü başkahramanının ve anlatıcısının kim olduğunu dahi anlayamıyoruz. Kendisinden çok diğer kahramanlara odaklanılmakta adeta. Kimi öykülerde; anlatıcı, erkek mi kadın mı olduğunu dahi kavrayamıyoruz. Kız çocuğu, erkek çocuğu ve daha çok da genç gözüyle anlatılan öykülerin çoğunlukta olduğunu görmekteyiz. Hatta öyle ki yazar, çevresindeki bazı çocuk ve yetişkin karakterler ve gerçek yaşanmışlıklar üzerinden öykülerini
Güneşi UyandırmakNecdet Ekici · Çınaraltı Yayıncılık · 202213 okunma
Puan vermedi
10:32 - 11:32 - 11:45 - 12:01 - 12:09 - 12:35 - 13:13 - 13:31 - 23:45 - 00:07 - 00:54 - 00:59 - 01:08 - 01:17 - 08:00 - 08:46 - 09:57 - 10:49 - 11:23 - 12:45 - 15:45 - 20:34 - 23:59 - 00:26 - 04:00 - 04:32 - 06:53 - 18:35 - 23:48 - 00:02 - 04:49 - 05:01 - 17:00 - 21:56 - 21:57 - 10:39 - 11:43 - 11:54 - 23:46 - 11:00 “ Artık hiç kimsenin acelesi yoktu... ”
Edebiyat
Zamanın EfendisiBülent Akyürek · C4 Kitap · 2017142 okunma
Reklam
Reklam