Birinci Tablet
Birinci Tablet 1 . Henüz yukarının adı gökyüzü değil iken, 2. Aşağıya yeryüzü denmez iken, 3. Apsu vardı. [Tanrıların] ileri geleni, babasıydı o. 4. Ve onların hepsini doğuran Tanrıça Tiiimat vardı. 5. Ve [Apsu ile Tiii.mat] sularını birbirine karıştırdılar. 6. Henüz [tanrılar için] bir gipiiru-evi1 bile yapılmamıştı, kamış-evler kurulmamıştı. 7. Tanrıların hiçbiri ortada yok iken, 8. Esamileri okunmuyor iken, kaderler yazılmamış iken, 9. Suların içinde tanrılar yaratıldı. 1 0. Tanrı LaQmu ve Tanrıça LaQamu göründü, [onlar] adlarıyla çağrıldılar. 1 1. Büyüdüler, boylu poslu oldular. 12. An5ar ve Ki5ar yaratıldı, onlardan [tanrılardan] daha üstün oldular. 13. Günü güne eklediler, yılı yıla eklediler, 14. [An5ar ve Ki5ar'ın] oğlu Anu, ana babasıyla aynı ya- ratılmıştı, 15. An5ar, oğlu Anu'yu kendisiyle eşit kıldı. 16. Ve Anu kendi suretinde yarattı Nudimrnud'u,2 17. Nudimmud, babasından ve dedesinden üstündü, 18. Zekiydi, bilgeydi, çok güçlüydü, 1 9. Dedesi Ansar'dan çok daha güçlüydü, 20. Tanrı kardeşleri arasında benzeri yoktu, Gipa.ru: 1 . Tapınak evi. 2. Otlak alan. Destanda tanrıların yaptıkları evlere verilen bir ad (Birinci Tablet, 77). Nudimmud: Ea'nın diğer adı. 3 21. Bir araya geldi kardeş tanrılar,
1000Kitap
02.47
Tarçın koksun saçların ki, şad olam Göğü sarsın hayalin, âbâd olam.
Timaş Yayınları·Kitabı okudu
1000Kitap
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Ayrılan Yollar: Millî Yol'un 23 Kasım 1962 tarihli 43. sayısı "Nurculuk meselesi" başlıklı kapakla çıkar. "Çok kimsenin içyüzünü dahi bilmediği ve basının temas etmekten çekindiği bu konuyu tarafsızlık ve cesaretle ele aldık" alt başlığıyla orta sayfalarda başlayıp arka sayfalarda devam eden uzun bir yazı. Sonraki sayıda (44. sayı) konu devam eder. Aynı uzunlukta. Dizinin son bölümü 21 Aralık 1962 tarihli 47. sayıdadır. İlk iki bölüm imzasızdır, son bölümde İsmet Tümtürk'ün imzası vardır ve önceki bölümleri de kendisinin yazdığını bu bölümde ifade etmiştir. Yazı dizisinde Tümtürk, Nurcuların bütün mahkemelerde beraat ettiklerini, buna rağmen sık sık tutuklanarak mahkemeye çıkarıldıklarını ve tekrar beraat ettiklerini, bu yolla onlara baskı ve zulüm uygulandığını çeşitli örneklerle anlatmaktadır. Bu tür baskıların Nurcuların kenetlenmesine ve çoğalmasına yol açtığını da ifade etmektedir. Yazıda "Nurcuların manevî önderi Said-i Nursi" gibi ifadeler de vardır. İkinci bölümde, 1960 yazında Said-i Nursi'nin cesedinin askerî şahıslar tarafından Urfa'daki mezarından çıkarılıp uçakla başka bir şehre götürüldüğü ve orada gömüldüğü hikâyesi de anlatılmıştır. Yazı dizisi genel olarak Nurcuları mazlum gösteren bir üslupla kaleme alınmıştır. Türkçü bir dergide böyle bir yazı dizisinin yer alması, Nihâl Atsız'ın kabul edebileceği bir şey değildi. Millî Yol'a karşı tavır alır. Bu tavrının başka sebepleri de olabilir, fakat bence en önemli sebep budur. (Bir süre sonra, 16 Mart 1964'te Atsız'ın Ötüken dergisinde yazdığı "Nurculuk Denen Sayıklama" başlıklı yazı, onun bu konudaki hassasiyetini gösterir.) Atsız'la Tümtürk'ün arasının açılmasına kadar gidecek olan bu tavır hakkında Deliorman şunları yazıyor: Bir akşamüzeri "İsmet Tümtürk, kendi yazıhanesinde bir toplantı tertiplemişti.
TARİHLER VE OLAYLAR (1960-1975) 13 Ocak 1960: Atsız, Falih Rıfkı Atay'a yayın yolu ile hakaretten İstanbul Toplu Basın Mahkemesi'nde yargılanıyor. 27 Mayıs 1960: İhtilal. 38 subay ve general iktidara el koyuyor. İhtilal bildirisini, 27 Mayıs sabahı 04:36'da, 1944 sanıklarından Alparslan Türkeş okuyor. Cemal Gürsel Devlet Başkanı, Türkeş Başbakanlık Müsteşarı. 1960 Yazı: Alparslan Türkeş Türk Kültür Derneği'ni kurduruyor. Başkan: Şahap Homriş (Daha sonra Türkeş'in dünürü). 30 Eylül 1960: Türkeş'in teşebbüsüyle Devlet Planlama Teşkilatı kuruluyor. 05 Kasım 1960: Nejdet ve Reşide Sançar'ın oğlu (Atsız'ın yeğeni) Afşın'ın vefatı. 13 Kasım 1960: Türkeş ve 13 Millî Birlik Komitesi üyesi (141er) tasfiye edilip hükümet müşavirliği göreviyle yurt dışına sürülüyor. Türkeş Yeni Delhi'ye gönderiliyor. 11 Şubat 1961: Adalet Partisi'nin kuruluşu. 09 Temmuz 1961: Kurucu Meclis tarafından hazırlanan yeni anayasa halk oylamasıyla kabul ediliyor. 07 Eylül 1961: Türkeş'in Cemal Gürsel'e mektubu. Menderes ve arkadaşlarının idamının ülke için zararlı olduğunu yazıyor; infazın yapılmamasını istiyor. 15 Ekim 1961: 27 Mayıs ihtilalinden sonraki ilk genel seçim. 20 Ekim 1961: Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü kuruluyor. Başkan: Prof. Dr. Ahmet Temir. 26 Ocak 1962: Millî Yol dergisinin ilk sayısı. İmtiyaz sahibi: Necati Bozkurt, yazı işleri müdürü: İsmet Tümtürk. Türkeş'in Gürsel'e mektubu kamuoyuna açıklanıyor. Şubat 1962: Orkun dergisinin ilk sayısı. Kurucusu: Atsız. Sahibi: Yılanlıoğlu İsmail Hakkı. Atsız'ın "Türk Milletine Çağrı” başlıklı "temel program" yazısı bu sayıda çıkıyor. 22 Şubat 1962: Talat Aydemir'in birinci darbe teşebbüsü.
Öner ve Yücel Davası: 31 Mart 1947'de Atsız, Zeki Velidî ve arkadaşlarının beraatıyla sonuçlanan Irkçılık-Turancılık Davası'nın yankıları 1947 yılında başlayan Öner ve Yücel Davası ile devam etmiştir. Dava, 29 Ocak 1947'de İçişleri Bakanı Şükrü Sökmensüer'in TBMM'deki bir konuşması ve Fevzi Çakmak'ın 05 Şubat 1947'deki bir demecine dayanmaktadır. Sökmensüer konuşmasında "demokrasinin geliştirilmesi yolunda Halk Partisi tarafından atılan her adımdan komünist'lerin faydalanmaya çalıştıklarını, hatta bu maksatla Fevzi Çakmak'a dahi mektup yazdıklarını ve "Mareşal Çakmak'ı alet olarak kullanmak yolunda ayartıcı teşebbüslere devam ettiklerini... bu suretle Mareşal'in hizmet yıllarında kazandığı hürmet sermayesini yıkmak için bir tahrik sermayesi kullanmak teşebbüsü" içinde bulunduklarını ifade eder (Ertuğrul 2000: 40-46). İçişleri Bakanının konuşmasında adının geçmesi ve Cami Baykut, Zekeriya Sertel gibi komünistlere alet olduğu iması üzerine Fevzi Çakmak da bir beyanat vermek durumunda kalır. 05 Şubat 1947'de gazetelerde çıkan beyanatında Çakmak şöyle demektedir: "Ben komünistliği bu memleket için muzır telâkki edenlerdenim. Onun için komünistler ordu ve donanmaya sokulmak istedikleri zaman şiddetli hareket ettim... Ben daha işbaşında iken eski bir Milli Eğitim Bakanının bu faaliyeti destekleyen hareketinden dolayı hükûmeti resmen ikaz ettim. Kimse kulak asmadı ve sonra da Hamidiye Köy Enstitüsündeki komünist yuvasından bahsettiler..." (Öner 1947: 10). Fevzi Çakmak'ın beyanatı üzerine İzmir milletvekili Hasan Âli Yücel bir açık mektup yayımlar ve Çakmak'a "Beyanatınızda 'eski Millî Eğitim Bakanı' dediğiniz hakikaten ben miyim?" diye sorar. Yücel, 07 Şubat 1947 tarihli Ulus gazetesinde çıkan bu yazısından sonra 12 Şubat'ta aynı gazetede bir açık mektup daha yayımlayarak
Kitap Özelinde Tüm Alıntılarım
Sayfa 15 @ 21 December 2023 07:05:26 AM Bütün gün tok tutardi ciger, kolay aciktirmazdi, bir damak zevkinden çok, çocuklukta edinilmis bir yoksulluk bilgisiydi bu. Sayfa 18 @ 21 December 2023 07:13:52 AM "Intikam bir bekleme sanatidir," Sayfa 18 @ 21 December 2023 07:20:11 AM "Akli yarim kullar bize Allah'in emanetidir," Sayfa 18 @ 21 December 2023 07:20:44 AM Delilik de kimsesizlikti. Sayfa 27 @ 21 December 2023 07:32:54 AM Hiçbir seyden haberinin olmamasi iyi bir sey. Insan orada gizlenebilir. Sayfa 29 @ 21 December 2023 07:38:34 AM Göz göze degince, bunca hizla kaçirilan bakislar bir suça isaretti. Sayfa 34 @ 21 December 2023 08:13:35 AM Peygamber Efendimizin zamanindan bu yana insan ruhunda ne kadar az sey degismisti. Belki de hiç! Sayfa 37 @ 21 December 2023 09:02:23 AM Sizi düsmaninizdan önce gaflet yakalar. Sayfa 50 @ 22 December 2023 07:11:29 AM "Temkinli ol, ihtiyatli ol ama evhamli olma, seni evhamli yapan sey, aslinda seni tehlikeye atan seydir." Sayfa 51 @ 22 December 2023 07:14:03 AM Hem her sey dogruymus gibi dikkate alacaksin, hem her sey yalanmis gibi üstünde durmayacaksin!