03.41 gece mesaisi
"Ancak bir şeyin sonuna ulaşabilmek için, önce o şeyi yaşamak zorundasın."
Alıntı
KÖTÜ RUHUN ARKEOLOJİSİ (SCHILLER, JEAN PAUL) Haziran 1781 sonunda Schiller'in kendi yayımladığı ilk tiyatro eseri piyasaya çıkh.44 Eser muhtemelen kitapçı Johann Benedikt Metzler'in aracılığıyla Stuttgart'ta Johann Philipp Erhard tarafın­ dan 800 adet olarak basıldı. Bundan sadece beş hafta önce 14 Mayıs 1781'de, tam Paskalya günü Riga'da Johann Friedrich Hartknoch Kant'ın Saf Aklın Eleştirisi'ni yayımlamıştı. Dönemin düşünüş ve kendini algılayışını çok farklı tarzlarda etkileyecek olan bu iki metnin böyle yakın tarihlerde ortaya çıkması ilk bakışta ilginç bir rastlantı gibi görünebilir. Yazarlar arasında herhangi bir karşılıklı etkilenme ise biyografik ve soykütüksel verilere göre ihtimal dışı­ dır. Schiller, Kant'ın eleştirel başyapıhnı yayımlanmasından ancak on yıl sonra 1791/92 kışında okumuştur. Kari Friedrich Abel'in Karlsschule'de verdiği, büyük ölçüde ampirik yönelimli ve ayrıntı­ lı felsefe derslerinde, Schiller'in öğrenci olduğu yıllarda Kant'ın ya­ zılan dikkate alınmıyordu. Aynca, Berlinische Monatsschrift'teki ta­ rih kuramı, antropoloji ve etik üzerine yol gösterici araştırmalar ve makaleler de ancak 1780'den itibaren yayımlanmaya başlamıştı.45 Diğer yandan Kant da Schiller'le oyun yazarı olarak değil kuram­ sal bir düşünür olarak ilgileniyordu. 1793'te dinle ilgili yazısında övmüş olduğu Über Anmuth und Würde [Zarafet ve Onur Üzerine] makalesini okuduğu biliniyor;46 Schiller'in yazınsal eserlerine ise ilgi duymamıştır. 27 KARANLIK RUHUN ARKEOLOJİSİ: İÇİMİZDEKİ KÖTÜLÜK 57 yaşındaki Königsberg'li filozof ile 21 yaşındaki askeri hekim 1781'de birbirlerini pek tanıyor sayılmazdı. Yine de Haydutlar'ın (Die Rauber] yayımlandığı dönemin özelliklerini göz önüne ala­ rak, eserin çözümlenmesi için çok önemli ipuçları elde edilebilir. Schiller'in bu ilk oyunu
1000Kitap
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
ee) 1987
€€) 1987 1. Domuzun kurutulmuş veya tütsülenmiş deri altı yağı İsviçre'den 1200 kg. alınmış ve bedel olarak 20.680.000 TL. (26.573 $) ödenmiş. 2. Diğer Domuz Yağları : 02.05.20 Fransa'dan 32 kg. alınarak karşılığında 26.000 TL (267 $) ödenmiş. 3. Domuz Kılı: 05.02.20 8 Ülkeden toplam 140.102 kg. alınmış ve karşılığında 1.277.473.698 TL. (1.475978 $) ödenmiş. 4. Oleo-Stearin : 15.03.21 İngiltere'den 3.000 kg. alınmış ve karşılık olarak 6.779.000TL (8.478 $) verilmiş. 5. Sıvı Domuz Yağı : 15.03.41 02.52.12.
Romanın Macerası: Bozkurtların Ölümü Atsız'ın, tarihin tozlu sayfalarından çıkardığı Kür Şad'ın hikâyesidir. 639 yılında Çin sarayını basan 41 yiğidin hikâyesini Atsız Fransız kaynaklarından, muhtemelen Hüseyin Cahit'in De Guignes tercümesinden, daha üniversite yıllarında okumuş olmalıdır. Çin kaynaklarında Cie-şı-şuay olarak geçen kahramanın adının Türkçe biçiminin Kür Şad olabileceğini ne zaman düşünmüştür, bunu tam olarak bilmiyoruz. Fakat Kür Şad adını, ilk defa 1932'de yazdığı "Yolların Sonu" şiirinde kullandığını biliyoruz: O sarayda bulunca tanrılaşan erleri Artık gözüm arkaya bir daha dönmeyecek. Hepsi sussa da "Kür Şad" uzatarak elini: "Hoş geldin oğlum Atsız, kutlu olsun!" (Atsız 1963: 10) diyecek. Aslında Atsız, 1932 yılından da önce Cie-şı-şuay adını, Türkçede Kür Şad olarak tasarlamıştır. Bunu, 13 Nisan 1931 tarihinde, Pertev Naili'nin Sabahattin Ali'ye yazdığı mektuptan anlıyoruz: "Hele şu Nihal'den aldığın mevzuu bir tiyatroya çevirirsen yok mu ya." (Ali 2015: 74). Bu mevzu, az sonra görüleceği gibi, Atsız'ın Sabahattin Ali'ye verdiği Kür Şad mevzuudur. Nitekim Sabahattin Ali yazdığı piyeste de kahramanın adını Kürşad olarak kullanmıştır. Öyle anlaşılıyor ki Kür Şad adı ve kavramı Atsız'da, daha üniversite yıllarında oluşmuştur. Pertev Naili konunun takipçisidir. 25 Ocak 1932'de yazdığı bir mektupta da Sabahattin Ali'ye "Yahu merak ediyorum, şu piyesini hâlâ bitirmedin mi?" diye sormaktadır (Ali 2015: 123). İlk defa 19 Nisan 1934'te Kür Şad hakkındaki düşüncelerini açık bir şekilde yazmıştır: "Cihan Tarihinin En Büyük Kahramanı: Kür Şad”. Millî Türk Talebe Birliği'ne hitaben yazılan yazı, kendi çıkardığı Orhun dergisinin 6. sayısında yayımlanır. Atsız yazıda önce, Çin tarihlerinde kaydedilen olayı kısaca özetler. Sonra da Kür Şad'ın niçin en büyük
TARİHLER VE OLAYLAR (1960-1975) 13 Ocak 1960: Atsız, Falih Rıfkı Atay'a yayın yolu ile hakaretten İstanbul Toplu Basın Mahkemesi'nde yargılanıyor. 27 Mayıs 1960: İhtilal. 38 subay ve general iktidara el koyuyor. İhtilal bildirisini, 27 Mayıs sabahı 04:36'da, 1944 sanıklarından Alparslan Türkeş okuyor. Cemal Gürsel Devlet Başkanı, Türkeş Başbakanlık Müsteşarı. 1960 Yazı: Alparslan Türkeş Türk Kültür Derneği'ni kurduruyor. Başkan: Şahap Homriş (Daha sonra Türkeş'in dünürü). 30 Eylül 1960: Türkeş'in teşebbüsüyle Devlet Planlama Teşkilatı kuruluyor. 05 Kasım 1960: Nejdet ve Reşide Sançar'ın oğlu (Atsız'ın yeğeni) Afşın'ın vefatı. 13 Kasım 1960: Türkeş ve 13 Millî Birlik Komitesi üyesi (141er) tasfiye edilip hükümet müşavirliği göreviyle yurt dışına sürülüyor. Türkeş Yeni Delhi'ye gönderiliyor. 11 Şubat 1961: Adalet Partisi'nin kuruluşu. 09 Temmuz 1961: Kurucu Meclis tarafından hazırlanan yeni anayasa halk oylamasıyla kabul ediliyor. 07 Eylül 1961: Türkeş'in Cemal Gürsel'e mektubu. Menderes ve arkadaşlarının idamının ülke için zararlı olduğunu yazıyor; infazın yapılmamasını istiyor. 15 Ekim 1961: 27 Mayıs ihtilalinden sonraki ilk genel seçim. 20 Ekim 1961: Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü kuruluyor. Başkan: Prof. Dr. Ahmet Temir. 26 Ocak 1962: Millî Yol dergisinin ilk sayısı. İmtiyaz sahibi: Necati Bozkurt, yazı işleri müdürü: İsmet Tümtürk. Türkeş'in Gürsel'e mektubu kamuoyuna açıklanıyor. Şubat 1962: Orkun dergisinin ilk sayısı. Kurucusu: Atsız. Sahibi: Yılanlıoğlu İsmail Hakkı. Atsız'ın "Türk Milletine Çağrı” başlıklı "temel program" yazısı bu sayıda çıkıyor. 22 Şubat 1962: Talat Aydemir'in birinci darbe teşebbüsü.
Atsız'ın Dostları ve Ziyaretçileri: Türk milliyetçiliğinin "uyutulma dönemi"nde Atsız'ın da faaliyetleri sınırlıdır. Günleri, yollarda ve Süleymaniye Kütüphanesi'nde geçmektedir. Tanıdıkların, kendisini merak eden Türkçülerin ziyaretlerinin de ardı arkası kesilmemektedir. Ya bilhassa öğle tatillerinde kütüphanede, ya da hafta sonları evinde sık sık ziyaret edilmektedir. Aslında Atsız'ın evi her zaman misafirlerle dolup taşmıştır. En eski ziyaretçileri arasında hocası Zeki Velidî Togan, meslektaşı Mükrimin Halil Yınanç, sınıf arkadaşı Orhan Şaik Gökyay vardır. Zeki Velidî, üniversite yıllarından beri Atsız'ın hocasıdır ve onun en değer verdiği tarihçidir. Asistanlık yıllarından beri hocasının, okunması çok zor yazılarını okuyup temize çekmektedir. Tarihçi Mükrimin Halil ile 1930'ların başından beri görüştüğünü tahmin edebiliriz. Muallim Cevdet'le ilgili yazısında Atsız şöyle diyor: “Bir akşam Doçent Mükrimin Halil bana geldi. Çok üzgündü. Cevdet Hoca can çekişiyor dedi." (Ergin 2005: 495). Muallim Cevdet'in ölüm tarihi 03 Aralık 1935'tir. Demek ki o günlerde Mükrimin Halil Atsız'ı ziyaret etmişti. “Bir akşam ... bana geldi" ifadesi, ikilinin sık sık görüştüğünü göstermektedir. Orhan Şaik ile Atsız 1927'den, üniversitenin ilk yılından beri yakın arkadaştır. 1933 yılında Malatya ve Edirne'de birlikte öğretmenlik yapmışlar, hatta Malatya'da aynı evi paylaşmışlardır. Gökyay görevle Ankara'ya gittikten sonra da yaz mevsimlerinde eşi Ferhunde Hanımla birlikte Atsız'larda yatılı misafir olmuştur. Sonrasını Yağmur Atsız'dan okuyalım: "O zamanlar -40'ların sonu yahut 50'lerin başı olacak, biz Maltepe'de oturuyorduk, onlarınsa Göztepe'de biraz bakımsızlığa yüz tutmuş bir köşkleri vardı. Sık sık birbirimize gider gelir, hattâ seyrek de olsa bâzen yatıya kalırdık... Atsız ve