Bizim ani doyumlara değil hayal kurmaya ihtiyacımız var oysa. Hayal kurmak, gündüz düşlerinde gezinmek sağlam bir benlik oluşumuna ve yeni çözümlere imkân tanır. O halde elimiz telefona uzandığı her seferinde soralım: Neden gizleniyorum ben? Hangi endişeden kaçıyorum? Çok çalışmamı isteyen iyi bir fikirden mi? Üzerinde mesai harcamamı gerektiren çetrefilli bir sorudan mı? Kendimle baş başa kaldığımda ortaya çıkabilecek gerçeklerden mi? Bu soruyu soralım ve gerçek hayata dönelim. Kendi nefislerimizi terbiye ederken çocuklarımızı da ihmal etmeyelim. Çocuklarımıza sıkılmaları için fırsat verelim ve onların boş zamanlarını tıka basa etkinlikle doldurmayalım. Çocuklarımızın sıkılmakla tek başına kalma yeteneklerini geliştirebileceklerini, sükünet ile kendi kimliklerini bulabileceklerini unutmayalım.
(GEÇMİŞ)
Babası odadan çıkmak için hareketlendiğinde Arya'nın boy aynası önünde durdu. Aynadan kızına bakıp gülümsedi.
- Buradan bakınca seni görebiliyorum.
Babasının gülümsemesine Arya da eşlik etti.
- Ben de seni görebiliyorum.
Profesör aynadan gözlerini ayırmadan kızına bakıp son sözlerini söyledi.
- Hayat seçimlerle doludur Arya. Eğer bir gün seçim yapmak zorunda kalırsan...