33- Georges Perec – Uyuyan Adam
Puan vermedi·112 syf.··
2022 27. kitabı
33- Georges Perec – Uyuyan Adam Georges Perec’in Uyuyan Adam romanı, ilk bakışta dünyadan elini eteğini çekmiş genç bir adamın hikâyesini anlatıyor gibi görünür. Ancak kitap ilerledikçe bunun yalnızca bireysel bir hikâye olmadığı anlaşılır. Perec, modern insanın yorgunluğunu, toplumsal beklentiler karşısındaki tükenmişliğini ve hiçbir şeye karışmama arzusunu son derece özgün bir anlatımla ele alır. Bu nedenle Uyuyan Adam, yalnızca bir karakterin yaşadıklarını değil, modern yaşamın görünmez baskılarını da sorgulayan bir metin olarak okunabilir. Dünyanın Oyunundan Çekilmek Romanın başlangıcında genç bir üniversite öğrencisi önemli bir sınava gitmemeye karar verir. Bu karar, sıradan bir ihmalkârlık ya da geçici bir motivasyon kaybı değildir. Sınava gitmemek, aynı zamanda geleceğe, kariyere, başarıya ve toplumun çizdiği rotaya da sırt çevirmek anlamına gelir. Perec’in kahramanı büyük bir isyan gerçekleştirmez. Sokaklara çıkmaz, slogan atmaz, sistemi değiştirmeye çalışmaz. Tam tersine, dünyanın kendisinden beklediği her şeyden yavaş yavaş uzaklaşır. Kitabın ilginç tarafı da burada ortaya çıkar. Çünkü çoğu romanda kahramanlar bir hedefe ulaşmaya çalışırken, Uyuyan Adam’ın kahramanı hedeflerden vazgeçmeye çalışır. Bu yönüyle kitap, modern insanın sürekli üretme ve başarılı olma baskısına karşı sessiz bir direniş olarak da okunabilir. Kayıtsızlığın Peşinde Roman boyunca kahramanın temel arzusu mutlak bir kayıtsızlık hâline ulaşmaktır. Artık istememek, beklememek, üzülmemek, sevinmemek ister. İnsanlarla kurduğu ilişkileri azaltır, gündelik hayatın ritminden uzaklaşır ve giderek kendi içine çekilir. Ancak Perec’in önemli katkılarından biri, kayıtsızlığın sanıldığı kadar kolay bir durum olmadığını göstermesidir. İnsan dünyadan uzaklaşmaya çalışsa bile dünya onun peşini bırakmaz.
İnceleme
Uyuyan AdamGeorges Perec · Metis Yayınları · 20205,1bin okunma
Puan vermedi·112 syf.··
2026 8. kitabı
NAMAZ Psikolojisi 1. ALLAH’ın isteğini ve rızasını düşünerek yapılan bütün davranışlar birer ibadettir. 2. Dinde ibadet olarak belirlenen bazı özel davranışlar vardır ki bunlar, insanın ALLAH’la olan ilişkilerini canlı tutmak için belli aralıklarla tekrarlanırlar, işte namaz, her gün tekrar edilen, belli hareketleri ve dualar içine alan bir ibadettir. 3. Namaz İslam dininde ilk emredilen ibadettir. 4. Namaz aynı zamanda, yaratılanın YARATANA karşı duyduğu saygı, sevgi, minnettarlık ve bağlılığın, şükür duygusunun bir ifadesidir. 5. Namaz önce ki peygamberlere de farz kılığı Kuran-i Kerimin değişik ayetlerinde ifade edilmektedir. ( H.z. İbrahim Kur’ani Kerimde geçen duası ; ‘’Rabbim! Beni ve Soyumu namaz kılanlardan eyle!’’ amin…) Ancak önceki peygamberlerden sonra o din mensuplarının namazı koruyamadıkları. Ondan uzaklaştıkları anlaşılmaktadır. 6. Taha Süresi 132 ayette ALLAH C.C. şöyle buyurmuştur. ‘’ Ailene namazı emret! Sen de sabırla ona devam et… ‘’ buyuruyor. 7. Cehenneme girenlere neden cehennem girdikleri sorulduğunda? Biz namaz kılanlardan değildik! Buradan namazın ne kadar önemli olduğu anlaşılmaktadır. 8. Genelde ibadetler, dini inancın koruyucularıdır. 9. Yetişkinlerin, anne babanın namaz kılmasının, çocukların namaz kılmayı arzu etmeleri, namaz kılmak istemeleri açısından da önemi büyüktür. Çünkü çocuk çevresini tanımaya başladığı anadan itibaren çevresinde ki büyüklerin, özellikle anne babasının söz ve davranışlarını taklit edip örnek almaya başlar. Bu nedenle namaz kılan bir anne babanın çocukları da namaz kılmaya özenir. Namazın Psikolojik Süreçleri 10. ‘’Vay haline şu namaz kılanların! Ki onlar şuurunda değildir namazlarının. Gösteriş yaparlar onlar, Hayra engel olurlar.’’ Ma’un 4-7 ayetler. 11. Namazda neyi okuduğunun bilincinde olunmalıdır. Çünkü
Din
Namaz PsikolojisiHüseyin Peker · Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları · 2020123 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
10/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2023 23. kitabı
“Kırk Yama” Şiirleri Üzerine Değiniler “Kırk Yama” -Kırk Yılın Şiirleri- Şair Murat Ertaş’ın Arı Sanat Yayınları etiketiyle okurlarıyla buluşturduğu şiir kitabı. Yüz yirmi sayfa hacmindeki kitapta altmış şiir yer almaktadır. “Kırk Yılın Şiirleri” alt başlığında verildiği gibi doksanlı yıllardan, iki bin on üçlere uzanan geniş bir zaman diliminde yazılmış şiirlerden oluşmaktadır. “Kırk Yama” kitap ismiyle müsemma; şairin hayatını bütünleyen, toparlayan bir nevi yamayan bir çağrışımı yansıtmaktadır. Kitabın girizgâhında dendiği gibi şair, hakiki özgeçmişini şiirlerinde, anne babasında ve Erzurum’da olduğunu söylemektedir. Şiirlerin sesi yüksektir. Türk-İslam medeniyetimizden ve geleneğimizden beslenen güzel şiirler bunlar. Anlatımlarda ki izleksel unsurlar olarak; Erzurum ve özellikle Palandöken vurgusunu şiirlerde çokça işlendiğini görmekteyiz. Bununla beraber Erzurum türküleri, Erzurum’un karı, Erzurum kültürünün yansıtıldığı hatırı sayılır sayıda şiirlerin kitapta yer aldığını söyleyebilirim. Bununla beraber “kadim kültürümüzün değerleri, çocuk, anne, çocuk oyunları, zamanın iyileştirdiği ve yaraların taşındığı haneler” şeklinde devam eder. Şiirlerin, kadim medeniyetimizden kültürümüzden, tarihimizden beslendiğini söylemiştik. Erzurum’un deneyimlerinin öğreticiliğiyle beslenir şair. Hecenin, aruzun, klasik şiirimizin imkânlarından bolca faydalanılmaktadır. Şairin şiirlerinde kullanılan dilde kelime haznesinin çok geniş olduğunu görmekteyiz. “Mukallit, müdara, püsür, mübâdil, behremen, bülendin, salvele, hâce-i evvel, çıtalım, bahr-ı mescûr, aşsık enekem” gibi çok çeşitli ve az kullanımda olan birçok kelimeye yer verilmektedir. Burada şairin edebiyat okumasının katkısı ve etkisi çokça olmuştur muhakkak. Ayrıca “Kırmızı gül demet demet, ay doğunca akşamdan” gibi
Kırk YamaMurat Ertaş · Arı Sanat Yayınevi · 05 okunma
10/10
·80 syf.··
Beğendi
·
2023 20. kitabı
“Minyatür Tanrılar” Üzerine Derkenar "Minyatür Tanrılar" Şair İsmail Delihasan'ın, İnsancıl Yayınları etiketiyle okurlarıyla buluşturduğu, "Ateşlerle Top Oynamak" şiir kitabı sonrası ikinci şiir kitabıdır. Seksen sayfa hacmindeki kitapta kırk şiir yer almaktadır. Kitaba önsöz yazan Afşar Timuçin gibi söylersek; kısa ve kırık şiirlerle şair, toplumsal düzeyde eleştirici ve düşünen bir aydın gerçekçiliğini taşıyan bir tutumla şiirlerini yazar. Düşünceye ağırlık verilen, estetiğini bulmuş güzel şiirler bunlar. İki defa pürdikkat okuduğum kitapta künhüne eremediğin noktalar olmuştur elbet. Kavramam ölçüsünde kitabın bir cihetine de olsa değinmek istiyorum izninizle. Dervişane bir dokunuşla, hissiyatta şiirler ruhunu buluyor. Diyebilirim ki hem Derviş Yunus gibi hem de Asaf Halet Çelebi gibi, felsefi bakışları çağrıştıran, izlerini taşıyan şiirler okudum. Şöyle ki "…yaşamadın/ gerçekte düştü güneş/ sende bir sen vardı/ zamanı mekânı ölümsüzleştiren…" (sayfa 41) veya “…ben ol da gel…” (sayfa 14) gibi ifadeler ne kadar Yunusça bir bakış ve bir felsefi yaklaşım değil midir? Şair; şiirlerine ve şairliğine dair öz bir açıklamayı da “Andan Göklere” şiirine adeta eklemlendirerek yapmaktadır. İlgili şiirinin son bölümünde şair şöyle seslenir; “zamanın ve göklerin şairi diyecekler bana/ hoşuma gider desinler/ gökleri çok sevdim/ ölünce beni andan göklere gömsünler” (sayfa 70) Şiirlerin ana fikri; iyiye, doğruya, güzele gidiştir. Şair; kötülere ilenerek, iyilere övgülerde bulunur bir taraftan. Şiirlerin daha çok zaman, deniz, gök ve adam perspektifi ve kavramları üzerinden yol aldığını söyleyebilirim. Bir nevi bu kavramlar üzerinden doğruya ve iyiliğe gidiş portreleniyor. Bir nevi zamana, deniz ve göğe ruh biçen mahir bir terzi hüviyetinde görevini ifa ediyor. Bunlarla birlikte
Minyatür Tanrılarİsmail Delihasan · İnsancıl Yayınları · 20164 okunma
10/10
·134 syf.··
Beğendi
·
2023 18. kitabı
“Kapattım Çatlağını Kalbimin” Kitabı Üzerine Okuma Notları: "Kapattım Çatlağını Kalbimin" Yazar Fuat Oskay'ın ilk kitabı. Deneme türündeki eser, Mayıs 2022'de, Klaros Yayınları etiketiyle okurlarıyla buluşturulmuş. Kitap, yüz kırk dört sayfa hacminde ve kırk dört denemeden oluşmaktadır. Yaşanmışlıklarla iç içe ve mazi tanıklığında hayata, insana ve dünyamıza bir bakış denemesi diyebilirim. Yazıların bir kısmındaki mazi dair anlatımlar, Nuh Nebi'den kalma değildir elbette. Yazarın yaşına göre, sadece otuz yıl öncesi yaşanmışlıklar diyebiliriz. Mazinim birlikteliğine, diğerkâmlığına, güzelliklerine, özlemlerine hep bir değiniş vardır. Zamanın bu tanıklığıyla birlikte yer yer bu günün yaşantısıyla karşılaştırılması da yapılır. Eskiye dair özlemin ve zorlu bir kırsal yaşamın yazıya geçirilmesi diyebiliriz. Konfora, itibara, zaman öldürücülere ve maddeye teslim olmuş günümüz insanına gösterilmeye çalışılan daha çok değerlerimiz ve güzelliklerimizdir. Bunlarla birlikte hüzünler, kırılganlıklar ve umutları da ekleyebiliriz. Anlatımlarda diğer bir cihet; sevgi, merhamet, çaba ve tevekkülle ancak aşabileceğimiz sıkıntılarımız üzerindeki mülahazalardır. Bu insani değerler, bilinçle şekillenip duyumsamayla yolunu alacağı ana fikriyle işlenmektedir. Dertlerle, dertlenmek diyeceğimiz bir durum yani bu. Madde ve ruh uyumunun gözetildiği, medeniyetimiz köklerine dönmemiz gerektiğinin vurgusudur. Ruhunda her an açılan gedikleri kapatma çabasında olacak bir arzu. Vicdan, dostluk, yalnızlık, özlem, vuslat, hilm gibi birçok insani olgu açılımlanarak ele alınıp bir nevi konular içerisinde işlenmektedir. Yazılan yazılarda 1 inci 2 inci tekil ve geniş zamanın kullanıldığını görmekteyiz. Yer yer uzun yazılar da olsa yazıların geneli kısadır. Yer yer küçürek diyebileceğimiz denemeler de
Kapattım Çatlağını KalbiminFuat Oskay · Klaros Yayınları · 20228 okunma
Günün anlam ve önemine istinaden
8/10
·688 syf.··
2022 31. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 04 Aralık 2022 00:00
Turgut Özakman kitabın önsözünde şöyle diyor: “Hazır olduğumu sanarak başladım. Epeyce de yazdım ama sürdüremedim. Hazırlığımın yeterli olmadığını anladım. Kendini o siperlerde yatmış, o ateş altında kalmış, yüzüme kan sıçramış gibi hissetmiyor, Çanakkale’yi yaşamıyordum.Diriliş’i yazarken bazı şehitlerin omuzbaşımda durdukları, yazdıklarımı denetledikleri duygusuna kapıldığım çok oldu. Bu nedenle de her satırı, bu duygunun etkisi altında, yanlış olmaması, yanlış anlamaya yol açmaması için birçok kez elden ve gözden geçirdim.” İşte bu duyguyla kitap yazarsanız o kitabın vermek istediğini duyguyu almamanız neredeyse mümkün değildir. Peki gerçekten söylediği gibi Çanakkale’yi yaşıyor musunuz? Aslında isterse yaşatırdı diyorum. Ama bunun için birkaç cilt kitap yazması gerekirdi. Çünkü Çanakkale’nin tek kitapla anlatılmasının mümkün olmadığını kendisi de söylüyor. Çanakkale savaşları 10 aydan fazla sürüyor ve savaş içinde onlarca savaş var. Neredeyse her savaşın farklı kitaplarda anlatıldığını görmüşsünüzdür. O yüzden bu kitap bir özet niteliğindedir. Kitapta beni rahatsız eden, kitabın anlam bütünlüğünü bozan karakterler ve bu karakterlere hikayeler yazılması olmuş. Savaşın en önemli anlarında belki de okuyucuyu savaşla boğmak istemediği için bu karakterlere anlamsız bir geçiş oluyor. Ayrıca kadınların başkaldırısı ve çarşaftan kurtulmaya çalışmaları da bence kitabın gereksiz ayrıntılarından olmuş. Son olarak Liman VonSanders’e çok yüklenmiş yazar. Onun yüzünden binlerce şehit ve yaralı verdiğimiz söyleniyor. Bu konuda emin olamadım. Başka kaynaklardan savaşı okumak gerekir. Aldığım notları aşağıda paylaşıyorum. Uzun olacak. Dip not: Kitap bittikten sonra notları mutlaka okuyun. Çok önemli ayrıntılar var. Notlar 100 sayfadan fazla:) Asteğmen, subay vekili demekmiş.
DirilişTurgut Özakman · Bilgi Yayınevi · 20146bin okunma