Puan vermedi·120 syf.··
2024 18. kitabı
TARASKONLU TARTARİN / ALPHONSE DAUDET Bu sefer eski ama sevdiğim bir klasiği tekrar okudum ( belki 45 sene sonra). Tarzını sevdiğim yazar Daudet'den Taraskonlu Tartarin ile keyifli bir yolculuğa çıktık. Şiir, roman, hikâye, mektup, anı-mektup türlerinde eserler veren Daudet’nin Değirmenimden Mektuplar adlı eserinden sonra, 1872 yılında yazdığı Tarasconlu Tartarin, Güney Fransalı bir av tutkununun Fransız Cezayiri’ndeki serüvenlerini anlatır. Yayımlandığı ilk dönemde ilgi görmese de palavracı Tartarin zamanla Fransız edebiyatının sevilen komik karakterleri arasına girmiştir. Daudet, bu eserinde 19. yüzyıl Avrupa'sında zihinleri büyüleyen Doğu'ya bakışını, hem bu gereksiz oryantalist ilgiyi hem de Doğu'yu güler yüzlü bir şekilde eleştirir. Daudet, eserini "Dostum Gonzague Privat'a" diyerek ithaf etmiş. Benim için araştırılacak bir isim. Gonzague Privat (13.07.1843 Montpellier -30.11.1917 Paris), Fransız ressam, edebiyatçı, drama sanatçısı ve sanat eleştirmenidir. Önce Taraskon neresi bir öğrenelim, sonra kitabın konusuna bakarız. Taraskon, Fransa'nın güneydoğusunda, Provence-Alpes-Côte d'Azur adlı bölgesinde, Bouches-du-Rhône iline bağlı bir komündür. Bu küçük şehirde yaşayan Tartarin, macera ve aslan avı aşkıyla yanmaktadır. Ama evinden ve doğduğu yerden hiç ayrılmamış olan Tartarin için Afrika fazlasıyla uzak bir yerdir. Hem içindeki macera aşkı hem de çevrenin alaycı baskısı sonucu nihayet yola çıkmaya karar verir. Acaba gittiği çöllerde bir aslanı pusuya düşürerek avlamayı başarabilecek midir? Tartarin, başkalarını olduğu kadar kendini de kandıran saf, komik ama bir o kadar da ilginç olan bir roman kahramanıdır. Daudet, onun karakteri etrafında canlılık ve muziplik dolu, küçük bir taşra hayatı yaratmış, böylece, gülünç, karikatürize
Tarasconlu TartarinAlphonse Daudet · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2021257 okunma
10/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2023 42. kitabı
“Heybemde Biriken Yolculuk” Üzerine Değinmeler "Heybemde Biriken Yolculuk" Yazar Mustafa Işık'ın 2018’de okurlarıyla buluşturduğu deneme kitabı. İbrişim Kitap etiketiyle okurlarıyla buluşturulmuş. Yüz on iki sayfa hacmindeki kitap da otuz bir deneme yazısı yer almaktadır. Medeniyet ve inanç zemininde aşk, sevgi, okuma, şair, şiir daha genel anlamda insan olgusunu birçok konu başlığında ele almaktadır. Bu yazılanlarla yazar adeta insanı okumaktadır. Öz olarak anlatım zenginliğinin yanında derinlik muhteviyatı olan, nazenin, incelikli yazılar okudum diyebilirim. Yazarın aynı zamanda şair olmasından mülhem anlatım dilinin daha şairane olduğunu söyleyebiliriz. Daha çok ‘ben’ ve ‘biz’ zaman kipiyle denemeler yazılmıştır. Denemelerin bir kısmında anlatım özelliğinden dolayı öyküye yaslanmış olduğunu da söyleyebiliriz. Başka bir ifadeyle kimi denemeler öyküleme üzerinden yolunu almaktadır. Olay örgüsü, tasvirler ve tahliller gibi anlatın özellikleri bu tadı vermektedir. Son hadde de aklın patikalarından süzülüp gelen bu yazılar okurun ilgisini, dikkatini celp edecek türden yazılmış diyebiliriz. Kitabın tamamında yazarın anlatım dilinin aynı minvalde yol aldığını söyleyebiliriz. Kısa bir pasajla bu anlatım diline bir bakalım. "...nice ecinniden sır aldım, karıncayla muhabbetinden çokça içtim. Belkıs tahtını almaya hüthüt kuşuna vazife verilirken ben bütün olanın bitenin şahidiydim./.../ gün geldi apak kanatlarıyla kutsanmış bir piri fani oldum. Kelâmın cennetten düşmeydi ne yazık ki ağır geldi kulaklara emri bil ma'ruf ikazım" (sayfa 8) Bunlarla birlikte denemeleri destekleyen, etki gücünü artıran birçok alıntı söze de yer verildiğini görmekteyiz. Bir kaç tanesini de olsa buraya taşımak istiyorum. "Aşk, tüm varlıklarda sâridir" (Fahrüddîn-i Irakî), "Şair, ırmakta altın
Heybemde Biriken YolculukMustafa Işık · İbrişim Kitap · 201815 okunma
Reklam
“Türkü söyledikçe yeşeriyorum, çiçekleniyorum,”
10/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2023 177. kitabı
·
33 saatte okudu
·
Okunma: 08 Nisan 2023 01:38
Tam adı Mehmet Ruhi Su olan halk müziği sanatçısı, besteci ve şair, 1912 yılında Van'da doğdu. Babasını I. Emperyalist Paylaşım Savaşı sırasında, annesini de bundan kısa süre sonra kaybetti. Kendi anlatımıyla “I. Emperyalist Paylaşım Savaşı ’nın ortada bıraktığı çocuklardan biriydi”. Dünya görüşleri yüzünden yaşamının hemen her döneminde baskı gören, dışlanan, tutuklanan Ruhi Su, birçok türküyü cezaevinde besteledi. Bunlardan biri de Ankara’dan İstanbul’a Sansaryan Han’a getirilişini anlattığı “Bu Nasıl İstanbul Zindan İçinde” türküsüdür. Yine cezaevinde düşünmeye başladığı Nazım Hikmet’ten Kuvay-ı Milliye Destanı’nın bestesini 1960’tan sonra tamamladı ve “Seferberlik Türküleri ve Kuvay-ı Milliye Destanı” plak olarak 1971’de çıktı. Adana Cezaevi’nde, Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın “Almanya’da Çöpçülerimiz” şiirini ve A. Kadir’in “Bu günün Diliyle Mevlana”sından bazı şiirleri besteledi... Konservatuarda türkülerini dinleyen hocası Markovich'in zamanın Radyo Müdürü Vedat Nedim Tör’e kendisinden bahsetmesi üzerine 15 günde bir pazar günleri “Basbariton Ruhi Su Türküler Söylüyor” anonslu radyo programına başladı. Bu program, 1942-1945 yılları arasında devam etti. Ali İzzet’ten “Bir Allah’ı Tanıyalım/Ayrı Gayrı Bu Din Nedir”, Pir Sultan Abdal’dan “Gelin Canlar Bir Olalım”, Muhyi’den “Zahit Bizi Tan Eyleme” gibi nefesler söyleyen Ruhi Su, “Alevi türküleri söylüyor, komünizm propagandası yapıyor” diye susturuldu. Mesut Cemil, Ruhi Su’nun radyodaki işine son verdi. Tülay German anılarında şöyle diyor; "Çocukluğumda, Ankara Radyosu’nda Klasik Batı Müziği ve Klasik Türk Müziği programlarını dinlerdim. Muzaffer Sarısözen’in “Yurttan Sesler”i ise pek ilgimi çekmezdi. Bir gün, Âşık Veysel’den Ali İzzet’in “Mecnun’um Leylâm’ı Gördüm” türküsünü, başka bir gün de bas bariton Ruhi
Ezgili YürekRuhi Su · Everest Yayınları · 2006108 okunma
Puan vermedi·48 syf.··
Beğendi
·
2022 17. kitabı
“Hayat Meydanı” Kitabına Bir Bakış Denemesi “Hayat Meydanı” şiir kitabı, Şair Yazar Mine Ömer’in Haziran 2021 tarihinde, Nezih-Er Yayınları aracılığıyla okurla buluşturduğu eseri. “Kardeş Hayattır, Hayat Meydanı ve Gül Damlası” şiir bölümlerinden oluşan kitapta otuz üç şiir yer almakta ve kırk sekiz sayfa hacmindedir. Daha çok korona virüs hastalığı, eve kapanma döneminde, dergilerde yayınlanan şiirlerinden oluşmaktadır. Şiirlerin, şairin kardeşlerine ve Enver Ercan, Hasan Hüseyin Korkmazgil gibi bilindik insanlara atfedilmesi de ayrıca dikkatleri celp etmektedir. Daha öncesinde öyküler, çocuk kitapları, derleme kitapları, deneme ve şiir kitaplarıyla okurla buluşmuş üretken bir yazarımızdır. Aynı şekilde “Hayat Meydanı” hem kitap ismi hem de kitapta yer alan bu isimde ki şiirlerle müsemma bir yerde özgünlüğü yakalamış bir eserdir. Kitabın özünde acıların, savaşların ve yaraların hoşnutsuzluğu şiirlere nakşedilmiş gözükmektedir. Hayat; -bir meydan- bütünü değil midir sonuçta. Planlamalar, kurgular, hesaplar hep bir meydana, uygulama alanına açılıp hayat bulmaz mı? “Hayat koşum takımları” *nı yanına alan insanın bütün hünerlerini gösterdiği, kan ter döktüğü, yiğitliğini gösterebildiği veya gösteremediği kavganaz bir alandır sonuçta. Bu meyanda acılar, sıkıntılar, zorluklar bütün insanlığın, özellikle kadınların eteklerine tutunmaktadır. Kadınca ve annece bu duruş, eril bakışın karşısında mücadelesini göstermeye devam etmektedir. Nasıl ki anıları ortak olan insanların özlemleri de ortak oluyorsa, coğrafya kaderinde, çocuk gözlerinde, kadın yüreğinde, kederler ve kaderler kesişiyor maalesef. “Zamana mutfak önlüğü takan anneler” (sayfa 13) oluyor bir yerde kadın. “Hayat incecik kollarına ağırdı” (sayfa 19) mısrasıyla kadınların taşıdıkları yüke dikkat çekilmektedir.
Hayat MeydanıMine Ömer · Neziher Yayınları · 20214 okunma
Okuduğum incelemeler beni tatmin etmediği için yazdım.
Puan vermedi·559 syf.··
Beğendi
·
2022 85. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 29 Haziran 2022 04:13
Kitabın en az %90’ı Sabahattin Ali’nin yazdığı mektuplardan değil, Sabahattin Ali’ye yazılan mektuplardan oluşuyor. Tabii bu durumda, “…mektuplaşmalarını okuyoruz,” demek yanlış olur. Kitap, 1922-1948 yılları arasında ki -Nazım Hikmet Ran , Esat Adil Müstecaplıoğlu, Mehmet Ali Aybar, Mehmet Ali Cimcoz, Aziz Nesin , Melahat Togar (Melahat Kemal), Ayşe Sıtkı İlhan, Hüseyin Nihâl Atsız , Cemal Kutay, Samim Kocagöz, Pertev N. Boratav ; Sabahattin Ali’nin ailesi, arkadaşları ve öğrencileri- Sabahattin Ali’ye yazılan mektupların derlemesidir. Kitapta Sabahattin Ali’nin yazdığı sadece 52 mektup mevcut. -Ki bunlardan 37 tanesi eşi Aliye’ye yazdığı mektuplardır. Kitabı okurken kurgusal bir şey beklememek gerekir; çünkü o zamanlar iletişim kurmak için yazılmıştır. “Bir yazarı, ancak o yazarın kendi sözcükleriyle okumak gerek. O sözcükler her şeyi içeriyor.” der bir kitabında #y:695. Biz ne kadar Sabahattin Ali’nin mektuplarını okuyamasak da, ona gelen mektupları okuyabiliyoruz. O yüzden yazara yazılan mektupları ya da yazarın yazmış olduğu mektupları ve günlükleri yazarı daha iyi tanımak için okumamız gerekir. Tabii yazarın bütün eserlerini okuduktan sonra okumanızı öneririm. Mektuplarda, arkadaşları sık sık Sabahattin Ali’nin öykülerinden, romanlarından ve şiirlerinden bahseder. Sabahattin Ali’nin yazdığı mektuplar da olsaydı eğer, karşılıklı oturup sohbet ediyorlarmış gibi hissettirecek olan içten mektuplardır bunlar. Melahat Kemal, bir mektubunda Sabahattin Ali’ye kızdığından dolayı sevimli hakaretlerle başlayıp hikâyesini överek bitirdiği mektup gibi içten. Pertev Naili Boratav’ın mektuplarında Sabahattin Ali’ye “Sabahçığım” diye hitap etmesi kadar içten. Nâzım Hikmet’in, “Senin roman Ulus’ta mı çıkacak? Eğer ulus gazetesinde çıkacaksa rica ederim bana muntazaman, tefrika halinde yolla. Dehşetli merak ediyorum.
Edebiyat
Hep Genç KalacağımSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 20081,417 okunma
Puan vermedi
10:32 - 11:32 - 11:45 - 12:01 - 12:09 - 12:35 - 13:13 - 13:31 - 23:45 - 00:07 - 00:54 - 00:59 - 01:08 - 01:17 - 08:00 - 08:46 - 09:57 - 10:49 - 11:23 - 12:45 - 15:45 - 20:34 - 23:59 - 00:26 - 04:00 - 04:32 - 06:53 - 18:35 - 23:48 - 00:02 - 04:49 - 05:01 - 17:00 - 21:56 - 21:57 - 10:39 - 11:43 - 11:54 - 23:46 - 11:00 “ Artık hiç kimsenin acelesi yoktu... ”
Edebiyat
Zamanın EfendisiBülent Akyürek · C4 Kitap · 2017142 okunma
Reklam