"Devrimler halkla birlikte yapıldı!"
MUSTAFA KEMAL'İN 'TARAF olduğu hiçbir konu bu ülkede doğru düzgün hiç tartışılmadı. Sadece kavga edildi. 'Taraf' olanlarla 'karşı' olanlar birbirlerini yere sermek için çabalayıp durdular.
Zaten tartışılamazdı da! Çünkü "Koruma Kanunu" vardı ve 'muhalif'lerin tepesinde 'Demokles'in kılıcı' gibi sallanıyordu! Düştü düşecek, vurdu vuracak! Böyle bir ortamda sağlıklı ve özgür tartışma yapmak mümkün değil. Sonunda herkes kendi çalar, kendi oynar ama fikir hayatına ve tarihe hiçbir katkı olmaz. Kemalistler, "Oldu da bitti maşaallah, nazar değmez inşallah"larına; muhalifler, "Geldi geçti" havasından çıkıp aşağıdaki tek soruya cevap aramalı.
Soru şudur: Devrimler zaruretlerden mi doğdu?..
Saltanatın ve hilafetin kaldırılması;
Medeni Kanun'un kabul edilmesi~ki, Osmanlı gayrimedeni kanunla mı altıyüz sene yönetilmişti~;
Tarikatların kaldırılması, türbe, tekke zaviye ve medreselerin kapatılması;Laikliğin kabul edilmesi; Şapka ve kıyafet kanununu; Takvim, saat ve ölçüleri değiştirme; Harf İnkılâbı, Dil İnkılâbı, Tarih İnkılâbı... Bu dosyaları, 'taraf' ve 'taraftarlığın, 'sevgi' ve 'nefret'in dışında, 'gereklilik, 'geçerlilik ve 'zarureť' çerçevesinde, yeniden açmamız lazım. "Dönemin şartları"nı dikkate almakla birlikle, fikrimizi şartlara hapsetmeden bunu yapabilmeliyiz. Zira şartları sebepler hazırlar. Bazı hallerde 'şartlara sığınmak, tarihe karşı sorumluluktan kurtulmanın tek yoludur. Bu yüzden gerekip gerekmediğine bakmak icap eder. En aykırı sorudan başlayalım: "Saltanat ve hilafeti kaldırma zarureti var mıydı?"
Hemen 'saltanatçı'~ki, olsam ne lazım gelir? Demokrasi 'saltanatçı olma hakkı da tanıyan rejimin adıdır~damgası vurmadan düşünün ki, yıllar boyu insanları damgalayarak susturdunuz ama bir işe yaramadı: Zaten bu saatten