Peyami Safa’nın psikolojik tahlillerini çok sevmeme rağmen bu kitabı çok zor bitirdim. Kitapta üç ana karakter var. Bunlar yazar Muharrir bey, onun kitabını okuyup kendisiyle tanışan ve sonradan yazardan evlenme teklifi alan Mualla Hanım ve yazarın adeta iç dünyasının yansıması olan Mualla Hanım. Kitap çoğunlukla diyaloglar ve mektuplar akabinde de bunların sorgulamalarından oluşuyor. Adının hakkını verircesine her şeye karşı duyulan bir tereddüt söz konusu. Evliliğe, yaşama, ölüme, modernizme, gelenekselliğe, aşka, sevgiye, nefrete… yazar bir dakika önce hoşlandığı birinden biraz sonra nefret edebiliyor, nefreti yaşamadan yeniden sempati duyabiliyor. Bu git geller beni biraz yordu. Dil-anlatım açısından da bence akıcı değildi. Bilemiyorum belki de yanlış bir zamanda okudum. Ama ruhuma ağır gelen bir kitap oldu. Ruhsal bunalımlı, topluma kendini tam konduramamış, ne tam doğulu ne tam batılı olmuş bireylerin eleştirisini de alt perde de görmek mümkün. Zaten kitapta en beğendiğim kısımlarda bu toplumsal eleştirinin parantez aralarında verildiği bölümlerdi.