Okurbiruv

Okurbiruv
...Üslûb-ı beyân, ayniyle insân... instagram.com/okurbiruv
Puan vermedi·416 syf.··
2023 2. kitabı
Fatih Harbiye'deki Doğu-Batı arasındaki sıkışmışlığı, Bir Tereddüdün Romanı'ndaki kararsızlık hâlini, Biz İnsanlar' daki idealizm, materyalizm arası gelgitleri ve her romanında ustalıkla yansıttığı ruh tahlillerini Yalnızız'da da görüyoruz. Bu durumlar, her karakterde ayrı ayrı özellikleriyle yansıtılmış. Ayrıca bilirsiniz Peyami Safa hemen her kitabında kendi düşüncelerini konuşturacağı bir karakter seçer, işte o karakter Samim'di. Ütopik dünya düzeni, Samim'in simeranyası üzerinden verilmişti. Durumlar yer yer, olan ve olması gereken bakımından ele alınmış. Etrafındaki kalabalığa rağmen yalnız olmanın verdiği ızdırap Peyami Safa'nın ruh tahlilleriyle birleşince dadından yenmez bir kitap olmuş. Yazar, romanın başlarında gereksiz bir kurguya sürüklese de okurun kitabı bırakmaması için çok iyi bir fikir bence Ayrıca bazı okurlar "anlamadık, ne anlattı şimdi bu" gibi yorumlarda bulunmuş bu duruma düşmemek için kesinlikle kendinizi vererek okumanızı tavsiye ederim.
YalnızızPeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 202227,3bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·152 syf.··
2023 27. kitabı
Distopik romanlarıyla ünlenen George Orwell'ın ilk okuduğum romanı Hayvan Çiftliği oldu. 1984'ü bundan sonra okumuştum. Neyse Bir masal gibi yazılmış, fabl özelliği taşıyan bu roman 1945 yılında yayımlanmış. Kitabın içeriğine de biraz değinmek istiyorum. Olaylar bir çiftlikte hayvanlar ve insanlar arasında geçiyor. Çiftlikteki hayvanlar yönetime gelip daha eşitlikçi bir düzen oluşturmak için insanlara baş kaldırıyorlar ve amaçlarına da ulaşıyorlar. "Bütün hayvanlar eşittir." sloganıyla başladıkları bu yola "Bütün hayvanlar eşittir ama bazı hayvanlar diğerlerinden daha eşittir." düşüncesiyle devam ediyorlar. Ama ne yazık bu durum domuzların amaçlarından sapmalarına ve çiftliği insanlardan daha çok baskı kuracak şekilde yönetmenlerine sebep oluyor. Bu ayaklanma başta başarılı gibi görünse de sonradan işler sarpa sarıyor. Hayvan Çiftliği'nin bu kadar ünlü bir kitap olması ve günümüze kadar popülerliğini yitirmemesinin sebebi hangi dönemde okunursa okunsun, gerek bireysel gerek toplumsal yönden kendine yer edinebilmesi diye düşünüyorum.
Hayvan ÇiftliğiGeorge Orwell · Can Yayınları · 2024296,5bin okunma
Puan vermedi·252 syf.··
2023 11. kitabı
İskender Pala bizi bu romanında on iki bin yıl öncesine, Göbeklitepe'ye götürüyor. İnsanın varoluş öyküsünü masalsı bir olay örgüsü içinde anlatıyor. Kurgusu çok güzeldi. Henüz net bilgilere sahip olmadığımız Göbeklitepe ve ilk insanlar oldukça güzel kurgulanmıştı. Kitabın konusundan biraz bahsetmek istiyorum. Eser günümüzden bir kesitle başlıyor. Biraz ilerledikçe geçmişe doğru yola çıkıyorsunuz. On iki bin yıl öncesinde yaşayan bir kabileye konuk oluyorsunuz. Bu kabilede saçları ve kaşları beyaz olan bir bebek dünyaya geliyor ve olaylar bundan sonra hareketlenmeye başlıyor. Kabile bu bebeğin lanetli olduğunu düşünerek bebeği kurban etmek istiyor. Bunu gerçekleştirmek için bir ayin düzenliyorlar. Tam bunu yapacakken başlarına bir felaket geliyor ve bu felaketten çok az kişi kurtuluyor. İşte hayatta kalan Sarıca ve Çıra'nın hikayesi de burada başlıyor. Bir anlam arayışı ve aşka tanıklık ediyorsunuz. Kitap içinde verilen görseller çok hoşuma gitti. Anlatıma canlılık katmıştı. Hayal dünyanıza yön veriyordu. Ben kitabı beğendim. Kitabı okurken dikkatinizin dağılmamasına önem verin. Çünkü en ufak bir yeri kaçırdığınızda olayın akışını kaybedebiliyorsunuz. O yüzden dikkatle okunması gerekiyor.
Akşam Yıldızıİskender Pala · Kapı Yayınları · 20208,2bin okunma
Puan vermedi
Çok çok sevdiğim yazarlardan biridir Peyami Safa. Ruh tahlilleri ve insan psikolojisini yansıtma ustalığı tartışılamaz bence. Uzun zamandır Biz İnsanlar'ı okumak istiyordum ama bir türlü sıra gelmemişti. Neyse ki okuyabildim sonunda Bu kitapta bizi, ilk olarak Orhan karşılıyor. Orhan; milliyetçi, ideolojik ve materyalist düşünce arasına sıkışmış bir öğretmen olarak karşımıza çıkıyor. Okulda vuku bulan bir olaydan sonra görevinden ayrılmak zorunda kalıyor. Olaydan kısaca bahsedecek olursam; Batı'ya özenen, kendi insanlarına yabancılaşan bir ailede yetişmiş olan Cemil'in, arkadaşı Tahsin'e eşek Türk demesiyle birlikte Tahsin'in Cemil'e zarar vermesi bir olur. Bunun üzerine Tahsin'in okuldan atılmaması için Orhan oradaki görevini bırakmak zorunda kalır. Olaylar Orhan'ın sadece işini bırakmasıyla kalmıyor tabii ki. Aynı zamanda şaşkın, ne istediği belli olmayan, düşünceleri karmakarışık bir kıza, Vedia'ya da aşık olup Vedia'nın kararsızlığında savrulmasıyla devam ediyor. Hikâyemde de paylaşmıştım Vedia gerçekten ben. Onun o davranışlarını, ruhsal durumunu o kadar kendime benzettim ki. Cümleleri yazdım yazdım sildim hikâyenin hepsini açık etmeyeyim diye Yabancı kelimeler vardı kitapta ama bu okumayı zorlaştırmadı benim için. Aksine ifade edilecek durumun daha iyi aktarılmasını sağlamış. Onun dışında hepimiz aşina olduğumuz üzere yine bir hastaneye uzanıyor hikâye... En başta da dediğim gibi  durumlar karşısında karakterlerin duruşları çok güzel yansıtılmıştı. Siyasî, felsefî yönü olan bir kitaptı, güzeldi. Okumanızı kesinlikle öneririm...
Biz İnsanlarPeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 20233,743 okunma
Puan vermedi·238 syf.··
2023 82. kitabı
Okumayı çok isteyip bir türlü başlayamadığınız bir kitap oldu mu? Benim oldu. Çok fazla andığım kitaplar gözümde o kadar büyüyor ki sakin kafayla okuyamayacağım diye asla başlayamıyorum. Oğuz Atay'ın "Kötü bir resim asarım korkusuyla hiç resim asmadım; kötü yaşarım korkusuyla hiç yaşamadım." dediği... Neyse ki bu huyumuzdan vazgeçmeye çalışıyoruz. Neyse çok uzatmayayım, Puslu Kıtalar Atlası da böyle bir kitaptı benim için. Değerli yani. Tarihi-fantastik türde yazılan eser postmodern tarzda olduğu için üstkurmaca, çok katmanlılık gibi unsurları da barındırıyordu. Örneğin İhsan Oktay Anar ile Uzun İhsan Efendi arasındaki bağıntı, baştan sona okuduğumuz her şeyin Uzun İhsan Efendi'nin düşleri olması... Çok çeşitli kahraman kadrosu, tek bir kahraman üzerine odaklanmamızı engelliyor ve her bölüm ilginç bir şekilde birbirine bağlanıyor. Tamam bu karakterin rolü bitti dediğiniz yerde bir de bakıyorsunuz diğer bölümün önemli kişisi olmuş :) Sürekli uyuyup düşlerinde dünyayı gezdiğini, bir atlas yazdığını iddia eden Uzun İhsan Efendi'nin düşlerini okuduğumuz bu eserin felsefi yönü de ağır basıyordu. Türü ne kadar tarihi- fantastik olsa da insanı düşünmeye sevk eden bir tarafının da olduğu yadsınamaz bence. Olağanüstü durumların yer alması nedeniyle de masalsı bir anlatımı vardı. Bu durum da yine gerçekliğin kırılmasında önemliydi. Bu eserden beklentim büyüktü ve beni hayal kırıklığına uğratsaydı gerçekten üzülürdüm. Şükür ki sevildi :)
Puslu Kıtalar Atlasıİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 202467,8bin okunma