Okurbiruv

Okurbiruv
...Üslûb-ı beyân, ayniyle insân... instagram.com/okurbiruv
Puan vermedi·318 syf.··
2023 48. kitabı
Eveet bugün popüler bir kitap olan "Semerkant" hakkındaki düşüncelerimi, yorumlarımı paylaşmaya geldim. Öncelikle okumadan önce yapılan yorumları incelemiştim, biraz ondan bahsetmek istiyorum. Kitap hakkındaki yorumlara şöyle bir baktığımda gördüm ki okurlar ikiye ayrılmış. Bir kısım tarafından oldukça eleştirilen kitap, bir kısım tarafından övüldükçe övülmüş. Benim nerede yer aldığımı sorarsanız ortada bir yerde duruyorum. Evet eleştirdiğim yönleri olan bir kitaptı ama bu kadar gömülmesini de doğru bulmadım. Bu kitabından yola çıkarak Amin Maalouf'un tarafsız bir yazar olduğunu ben de düşünmüyorum ama her yazar bizim ırkımızdan değil. Doğduğu, büyüdüğü yerden birikimleri var ve bu birikimlerle, farklı bir bakış açısıyla kitabını yazıyor. İşte Amin Maalouf'da böyle yazmış. Bu yüzden Amin Maalouf'un ne tarafsız olduğunu söyleyebilirim ne de bunun yanlış olduğunu... Kitabın içeriğinden biraz bahsedecek olursam kitap dört bölümden oluşuyor. Tarihî romanları pek sevmememe rağmen ilk iki bölümü okurken gerçekten keyif aldım. Bu bölümlerde yazar; Semerkant'tan, Ömer Hayyam'ın hayatından ve Hayyam'ın tek el yazması olan eserin yazılma sürecinden bahseder. Son iki bölümde ise Ömer Hayyam'a hayran olan Amerikalı Omar'ın, el yazması bu esere ulaşma macerası anlatılır. Son iki bölüm birazcık karışık geldi bana. Ömer Hayyam, Hasan Sabbah gibi tarihî kişilerin hayatlarının hikâyeleştirilmesini daha ilgi çekici buldum. Bunların dışında bu yazardan farklı kitaplar da okumak istediğimi fark ettim. Sanırım o kitap da "Afrikalı Leo" olacak. Semerkant'ı ise ısrar etmemekle birlikte okumanızı önerebilirim. Benim düşüncelerim bu şekilde.
SemerkantAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 202574,8bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi
Lacivert Taşı'na gelecek olursam eser üç bölümden oluşuyor.  Hicret Bey ve ailesi geçimini çerçilikle sağladığı için sürekli kervan yollarındadır. Hicret Bey çocuklarına sürekli mektup yazarak nasihat eden bir babadır. Tabii bir de evin diğer bir üyesi develeri Humar vardır. İşte romana ismini veren lacivert taşı da bu devenin boynunda asılıdır. Bir gün bu lacivert taşının kaybolmasıyla olaylar başlar. Ailede bozulmalar, kayıplar; ülkede savaşlar ve felaketler meydana gelir. Bütün bu olup biteni Hicret Bey, Hicret Bey' in büyük oğlu Devran ve aileye sonradan dahil olan Yadigar'ın notlarından öğreniyorsunuz. Tarihle iç içe olan bu romanda hem Türk kültürünün unutulmuş adetleri hem de savaş yıllarının zorluğu mükemmel bir şekilde veriliyor.
Lacivert TaşıSevinç Çokum · Kapı Yayınları · 2024232 okunma
Puan vermedi·55 syf.··
2023 50. kitabı
İnce bir kitap olan Ermiş çok derin anlamlar barındıran bir eser. El Mustafa'nın çok önceden gelmiş olduğu şehirden ayrılması gerekir. Ona derinden saygı duyan halk, gideceği gün birtakım önemli sorular hazırlarlar ve El Mustafa'ya sorarlar. İşte eser de El Mustafa'nın verdiği bu cevaplardan oluşur. Ermiş, kişisel gelişim kitaplarının farklı bir tarzda yazılmış hali bence. Aşk, evlilik, çocuk, paylaşmak, yemek içmek, çalışma gibi birçok konuda insana yol gösterici nitelikte. Bence bildiğimiz kişisel gelişim kitaplarından bir tık daha etkili diyebilirim. Çünkü vermek istediği düşünceyi direkt olarak vermiyor ve sizin o düşünceyi çıkarıp bulmanızı istiyor. E bu da daha etkili hale gelmesini sağlıyor. Eserdeki cümleleri tek tek açıklamaya kalkışsak kitap baya kalınlaşır diye düşünüyorum. Bu arada en az yazar kadar çevirmen de mükemmel bir iş çıkarmış. Ömer Rıza Doğrul'un yazdığı ön söze hayran kaldım diyebilirim.
ErmişHalil Cibran · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202385,3bin okunma
Puan vermedi
Aydemir, Halide Edip Adıvar'ın ilk Türkçü romanından sonra Müfide Ferit Tek tarafından kaleme alınmış ikinci Türkçü romanımızdır. Tezli roman olarak kabul edilen bu eser bana göre ütopik bir eserdi. Savunduğu Turan düşüncesi evet çok güzel, çok inanılmış fakat gerçekleşmesi hayâl olarak kalan bir düşünce. İşte yazarımız da bu düşünceyi, Türklerin birlik olma düşüncesini işlemiş. İstanbul'da başlayıp Türkistan'da devam eden olaylar zincirine ilk olarak Hazin ve Demir'in, ikisi tarafından da dile getirilememiş aşkıyla başlıyoruz. Daha sonra bu iki aşığın bir ülkü uğruna aşklarından vazgeçişini ve kurdukları hayâl doğrultusunda yaşamlar sürmesini okuyoruz. Biraz daha ayrıntıya girecek olursak Demir;  rahat yaşamını ve sevdiği kızı bırakıp Rusya'nın nüfuzu altında yaşayan Türklerde milliyetçi duygular uyandırmak, oradaki insanlara rehber olmak üzere Türkistan'a gider. Orada, her ihtiyacı olanın yardımına koşması, Türkler arasındaki anlaşmazlıkları gidermesi gibi özelliklerle öne çıkar ve belli bir çevre oluşturur. İnsanlar tarafından bir kurtarıcı olarak görülür. Hazin ile kavuşma fırsatları doğmasına rağmen Türkistan'da kalıp millî bilinç uyandırmaya devam etmeyi tercih etmiştir. Kısaca Aydemir romanı; millî duygular uğruna bireysel isteklerin geri plana atıldığını, bazı fedakârlıkların yapıldığını anlatan ve Türkçülüğün her şeyden önde geldiğini savunan bir eserdir. Roman aynı zamanda edebiyat çevreleri tarafından da ilgiyle karşılanmış öyle ki Şevket Süreyya da "Aydemir" soyadını bu kitaptan esinlenerek almış. Hazin ve Demir kavuştu mu? Demir Türkistan'da Türklük bilincini uyandırabildi mi? Gönül isterdi ki şuracığa tüm özeti yazıvereyim ama okuma hevesinizi kaçırmak istemem. O yüzden soruların cevabı için hemen okuyun
Ay DemirMüfide Ferit Tek · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022695 okunma
Puan vermedi
Biliyorsunuz ki yanlış Batılılaşma, Doğu-Batı çatışması, Türk halkının dönüşümü gibi konular birçok eserimizin konusu olmuştur. Bu konular bazen eleştirel, bazen mizahi bir şekilde işlenmiştir. İşte "Şık" da daha çok mizahi bir anlatımla ele alınmış bir kitap. Döneminin bağımsız sanatçılarından biri olan Hüseyin Rahmi Gürpınar bu eserini genç yaşlarda yazdı. Daha sonra yayımlanması için Tercümanı Hakikat gazetesine gönderdi. Hiç umudu yokken Ahmet Mithat Efendi'den açık bir davet aldı. Tabii burada örnek aldığı Ahmet Mithat ilk başta Hüseyin Rahmi'nin bu eseri bir yardım almadan yazdığına inanmadıysa da daha sonra inandı ve Şık 1887'de tefrika edilmeye başlandı. Yazar bu eserini ikinci düzenlemesinde pek fazla değişiklik yapmayı tercih etmemiş çünkü genç yaşlarda kaleme aldığı bu eserin ilk günkü toyluğuyla kalmasını istemiş. Öyle ki "Okuyunuz efendim, okuyunuz. Gençliğimin ihtiyarlığımdan çok neşeli ve daha güldürücü olduğunu göreceksiniz... Çünkü ben bile kendime bayıla bayıla güldüm." demiştir. Şöhret; çap pat yabancı diliyle, yabancıların gittiği terzilere gitmekle, onlar gibi giyinmekle, yanında köpek gezdirmekle Batılılar gibi olacağını düşünen ve mutluluğu bunda arayan alafranga bir tip olarak karşımıza çıkar. Gülünç hâllere düşer, başına gelmedik iş kalmaz, bu merakın ve maceranın sonu kötü bir sonla biter. Evet eserde mübalağa hâkimdi ama Osmanlı toplumunun Şöhret gibi tiplere karşı tavrı hakkında da fikir sahibi olmamızı sağlayan bir kitaptı. Eğlendirici yönü biraz daha ağır bastı benim için. Aslında Şöhret'e ilk başlarda biraz üzüldüm bir hevestir geçer diye ama asla ders almadı
ŞıkHüseyin Rahmi Gürpınar · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20255,9bin okunma