Bir gün uyandım ama annemin yatağındaymış gibi yumuşakça değil bir şeyler yapmam gerektiğine dair çetin bir inançla uyandım. Bana anahtar kelimeler verdiler, ben de bunlardan bana ne diye düşündüm. O zamanlar her şey kıpırdaşan ışıkların heyecanı misali kendi niyet ve beklentilerimle doluydu. Ama o arada fark etmeden zemin kaydı ve ben yolumda bir parça ilerledim; belki de çoktan çıkışa gelmiştim. Çok geçmeden zemin biraz daha kayarak beni dışarı atacak, ben de büyük rolüm hakkında şöyle diyeceğim: "Atlar eyerlendi. Hepinizi şeytan alsın!’”
Sayfa 214·Kitabı okuyor
Kul, hakikat ehlinin sıfatında ve takva makamından bir makamda olursa; bu hâli elde ettiği için Mevla’sı tarafından övgüyü hak eder, nefsin hazlarından uzaklaştığı için Hakk’ın yakınlığını elde eder. Yüce Mevla’nın güzel övgüsüne kavuşmak; Hakkı arayanların asıl gayesi ve rağbet ehlinin en büyük hedefidir. Bu da ancak, Allah Teala’nın muttakî velileri, felaha ulaşmış dostları ve salih kulları için düşünülecek bir durumdur. Onlar, selim ve temiz bir kalbe, zikreden ve huşu içinde bulunan bir azaya sahip, gerçek akıl sahipleridir. Ve bunlar, müminlerin salihlerinden oluşan şu üç tabakadır. 1- Allah Teala’yı bilen arifler 2- Allah Teala’ya aşık, muhabbet ehli 3- Allah Teala’dan korkanlar Bunlar, Allah Teala’nın seçilmiş ve ilahi huzurda kabul gören salihlerin sıfatını elde etmiş dostlarıdır.
Sayfa 448 - Semerkand Yayıncılık, 2. Baskı, Aralık 2003 (Çev: Yakup Çiçek ve Dilaver Selvi)·Kitabı okuyor
Reklam
Peki, neden belirsiz ve bulanık yaşıyordu? Şüphe yok, —dedi kendi kendine— Ulrich’i münzevi ve adı konmamış bir yaşam formuna hapseden, insanın karşılaşmaktan pek hoşlanmadığı tek bir kelimeyle, zihnin nitelediği o dünyadan çözülme ve ona bağlanma mecburiyetinden başka bir şey değildi. Nedenini Ulrich de bilmiyordu ama birdenbire hüzünlenip şöyle düşündü: “Ben kendi kendimi bile sevmiyorum.”
Sayfa 212·Kitabı okuyor
Allah’tan uzaklık, bir perdedir. O’ndan uzak olan büyük bir azaptadır. O’na yakınlık ise çok büyük bir nimettir. Allah’a yakın olan kimse, devamlı artan bir nimet ve rahmet içindedir.
Sayfa 446 - Semerkand Yayıncılık, 2. Baskı, Aralık 2003 (Çev: Yakup Çiçek ve Dilaver Selvi)·Kitabı okuyor
Kendini aldatan insanlar...
Allah Teala, Habibi Hz. Muhammed’e (s.a.v), fani dünyanın peşine düşen, yakîninin zayıf, cehaletinin çokluğundan dolayı tövbeyi geciktiren ve ileride mağfirete ulaşacağını uman kimselerden yüz çevirmesini emretmiş ve onların sıfatlarını şöyle açıklamıştır: “Onlar ayetlerimizi tahrif karşılığında adi dünya malını alırlar ve “nasıl olsa affa nail oluruz” derler.”
Sayfa 441 - Semerkand Yayıncılık, 2. Baskı, Aralık 2003 (Çev: Yakup Çiçek ve Dilaver Selvi)·Kitabı okuyor
Ariflerden birisi demiştir ki: "Kulun ömrü, Allah Teala’nın, kendisine verdiği ve ölürken ondan hesap soracağı bir emanettir. Eğer isyana dalarsa, Allah Teala’nın emanetini zayi etmiş ve ahde vefasızlık yapmış olur. Ama vakitlerini korur ve hiçbir zaman Allah’a itaatten ayrılmazsa; emanetini korumuş ve ahdine vefa göstermiş olur. Onun bu vefasına karşılık olarak Allah da ona vefa gösterir." Nitekim Allah Teala şöyle buyurur: "Siz, benim ahdimi (bana verdiğiniz sözü) yerine getirin, ben de sizin ahdinizi (size olan müjdelerimi) yerine getireyim. Siz ancak benden korkun." [Bakara 2/40]
Sayfa 439 - Semerkand Yayıncılık, 2. Baskı, Aralık 2003 (Çev: Yakup Çiçek ve Dilaver Selvi)·Kitabı okuyor
Reklam
Reklam