Gerçekten bazı kitapların bir zamanı olduğuna inanıyorum :) İnce Memed’i de tam doğru zamanda okuduğumu biliyorum...Kitap o kadar akıp gitti kiii.İçinde zulme karşı bir başkaldırı var, aşk var, özgürlük arzusu var. Yaşar Kemal’in anlatımı da öyle güçlü ki çoğu zaman kitap okumaktan çok film izliyormuş gibi hissettim :D Çukurova’nın sıcağını, köylülerin çaresizliğini, dağları, yolları gerçekten gördüm sanki.En sevdiğim şeylerden biri kesinlikle diliydi. Halkın konuşma şekli çok doğal ve samimi aktarılmıştı. Hiç yabancılık çekmedim, aksine karakterlerle daha da yakınlaştım.Memed’in bu kadar haksızlığa rağmen boyun eğmemesi, sevdiği kadının peşinden gitmesi ve zamanla bir umut sembolüne dönüşmesi güzeldi ama en çok üzüldüğüm kişi Hatçe oldu :( Memed de çok acı çekti ama Hatçe’nin yaşadıkları içimi daha fazla burktu. Özellikle hapishane süreci...Kitaptaki karakterlerin hiçbiri boş yazılmamış Abdi Ağa bile sadece bir karakter değil, her dönemde ve her yerde karşımıza çıkabilecek bir düzenin temsilcisi. Bu yüzden kitap sadece Memed’in hikayesi değil ezilen insanların, sömürülen emeğin ve adalet arayışının hikaesi...Bir yandan Memed’in eşkıya oluşunu düşünmeden edemedim. Başka bir yolu var mıydı bilmiyorum. Ama kitabın bana hissettirdiği şey onun bir suçludan çok halkın içindeki isyanın ve umudun sembolü olduğu :)
Serinin devamını merak ediyorum ama araya kitap almam şart :D