"Seni büyüleyen her kimse onunla arasında duygusal bir bağ var." "Duygusal bağ mı? Onun sevdiği biri bana büyü mü yapmış?"
As'a döndüm. Ona, "Sevdiğin büyücüler ve cadılar var ama sana hiçbir şey yapmayan benden mi nefret ediyorsun?" diye sormayı çok istedim ama cevap vermeyecekti sorduğumda kalırdım.
Geçen gün bir dostumun evinde, ilk defa olarak Berlin radyosunun türkçe neşriyatını dinledim. Aman yarabbi; İngilizlere ne küfürler, ne küfürler! Ve ne uydurma haberler, mütalealar, mülâhazalar!.
Baştan aşağı yalan, iftira, tecavüz, hakaret! Hiç insan, koca ve resmî bir radyo cihazı, düşmanı hakkında olsa bile ağzını bu mikyasta bozabilir, fikrini bu derecede ayağa düşürebilir, vicdanını hakikate karşı bu kadar körleştirebilir mi?.
23 Şubat 1940
"Onu korumaya çalıştım." Benden, burada değilmişim gibi bahsediyordu. Aynı keyifsiz sesi bir kez daha duydum. Rengi solmuş dudaklarının arasından çıkan o gülüşte bir keder hissettim.
"Bir canavar olduğumu nasıl unutturduysa bana..."
Uzun bir şiir yaşamış gibiyim sözcük sözcük
Bir denizi damla damla duymuş gibi bedenimde
Yaşamın dar yollarında gide gele yoruldum artık
Alıp başımı kaçmak isterdim ufkun çok ötelerine
Ovalar dağıtırdı bağırışlarımı, dağlar boğardı
Ve öterdi bir cırcırböceği duraksamadan öyle.
Ben o cırcırböceği olmalıyım peki yolcu kim?
Bu şiiri yazan kim ve günde beş vakit bıkıp,
Usanmadan Akdeniz'e gidip de dönen kim?