Allah "Hac esnâsında kurban kesilecek" buyurduysa, insanın bunu değiştirmeye ne hakkı ve ne de salâhiyeti vardır. Kurban kesmekle hayvanların isrâf edildiğini öne sürenler veya "bu kadar hayvanı boğazlamak gaddarlıktır" şeklinde konuşanlar, nedense her gün kasaba gidip pirzola, biftek almayı da ihmål etmiyorlar. Böyle merhametçilik olmaz! Dünyanın tüm ülkelerinde, hergün milyonlarca hayvan boğazlanır, hiç kimsenin sesi çıkmaz; Allah için kesilince vaveylâ kopartılır! Pervasızca bir çifte standartlılık.... Bu tipler hem Müslüman olmazlar - zaten onlanı "olun" diye zorlayan da yok-hem de İslâmî konularda ahkâm kesmekten hayâ etmezler. İslâm'1, hatta Arapça'yı bilmeden İslâm hakkında fetva verirler. Öyle ki, hiçbir eğitimi olmadığı halde bir tıp doktoru, bir mühendis, bir siyasetçi, bir edebiyatçı, hiç çekinmeden İslâm hakkında kolayca hüküm vere-biliyor. Bu şuna benziyor: Müslümanlar arasındaki bir savaşta, herhangi bir Batılı gayrımüslim, bu savaşın meşru olup olmadığını tartışabiliyor, fetva verebiliyor.
Reklam
Bana yarınlardan, bana doğacak güneşlerden söz ederler Ben bugünleri yakıştıramazken kendime. 
Edebiyat
Konuşan insan, öyle kolay kolay dertten ölmez. Bir insan konuşmadı da içine gömüldü müydü, sonu felakettir..
Ben niye kimselerin ağlamadığı yerlerde ağladım? Kopardığım çiçeklerden niye hep kan fışkırdı? 
Alıntı
Yüzüm camlarda. Oda karanlık. S.178
Yağmur yağıyor. Çakıl taşlan pırıl pırıl... Yağmur yağıyor. Benim de bir yağmurum olsaydı. ..
Sayfa 178·Kitabı okuyor
Şiir
Reklam
Reklam