Türkiye’nin 2026 FIFA Dünya Kupası İstatistikleri (Grup Aşaması, 26 Haziran 2026 itibarıyla): Genel Grup Performansı (Grup D) - Oynanan Maç: 2 - Galibiyet: 0 - Beraberlik: 0 - Mağlubiyet: 2 - Atılan Gol (GF): 0 - Yenilen Gol (GA): 3 -Averaj: -3 -Puan: 0 (Grup sonuncusu, elendi) Grup D Puan Durumu (2 maç sonrası): 1. ABD: 6 puan (+5 averaj) 2. Avustralya: 3 puan 3. Paraguay: 3 puan 4. Türkiye: 0 puan (elendi) Maç Sonuçları - Avustralya 2-0 Türkiye (13 Haziran) - Türkiye çok şut çekmesine rağmen (yaklaşık 30+ şut) gol atamadı. - Türkiye 0-1 Paraguay (19 Haziran) - Paraguay bir süre 10 kişi oynamasına rağmen Türkiye yine gol atamadı (33+ şut). - Türkiye - ABD (26 Haziran): Henüz oynanmadı (turnuva için son maç, tur şansı yok). bu sabah 5’ de oynanacak . Dikkat Çeken İstatistikler -Toplam Şut: İlk 2 maçta 62 şut (birçoğu isabetli), 0 gol. Dünya Kupası tarihinde (1966’dan beri) en çok şut çeken ancak gol atamayan takım rekoru. - Yüksek topa sahip olma ve pozisyon üretme ancak bitiricilik sorunu öne çıktı.
Doğu Kafkasya Bildiğimiz gibi, J1-Y3495 dalı, Eneolitik dönemde, yani Kura-Araks kültürünün Doğu Kafkasya'ya yayılmasından önce, Dağıstan'ın merkezinde bir yerde ortaya çıkmıştır (filogenetik ağaç analizine göre). Arkeolojik olarak, daha sonra öne çıkan Ginchi ve gibi yerleşim yerlerinin bulunduğu bölgedeki Neolitik yerleşimlerle (kırmızı noktalarla işaretlenmiş yerler) ilişkili olduğu anlaşılmaktadır. Arkeolojik olarak, daha sonra öne çıkan Ginchi ve Chokh gibi yerleşim yerlerinin bulunduğu bölgedeki Neolitik yerleşimlerle (kırmızı noktalarla işaretlenmiş yerler) ilişkili olduğu anlaşılmaktadır. Geç Bakır Çağı ve Erken Bronz Çağı'nda (~6.5 bin yıl önce), bu soy hattını taşıyanların, ana J1-Y3495 soylarının coğrafyalarının örtüştüğü, dağlık Dağıstan'ın orta kesimine yerleştiklerini ve atalarından kalma Doğu Kafkas dilini konuşan topluluğun bir parçası olduklarını varsayıyoruz. Ayrıca, Doğu Kafkas dillerini konuşan halkların dilsel ve genetik bağları arasındaki ilişkiyi zaten oldukça iyi anlıyoruz. J1-Z1842'de daha fazla test ve Y-DNA ağacı oluşturulması, bunu açıklığa kavuşturmamızı sağlayacaktır. J1-Y3495 haplogrubunun en yaygın soy hattının, Dağıstan'daki yerli bir atalar topluluğundan kaynaklandığını ve ~6 bin yıl önce J1-ZS3114 (Darginler, orta Laklar, Lezgice konuşan topluluklar) ve J1-CTS1460 (Avar-Andi-Tsez dil grubu) olarak ayrıldığını öne sürüyoruz. Arkeolojik bulgular ve DNA verilerine dayanarak, J1-Y3495 filocoğrafyasının analizi, Bronz Çağı'nda başlayan günümüz Dağıstanı topraklarındaki nüfusun büyümesini, daha sonraki yayılımını ve farklılaşmış nüfusun mikroevrimini göstermektedir. Kümülatif bir etki söz konusudur: J1-ZS3114, Dargin, Lak ve Lezgi dallarını konuşanlar için daha yaygındır; J1-CTS1460, Avar-Andi-Dido dillerini konuşanlar için tipiktir;
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Parodi Yayınevi ve Koridor Yayınevi Çeviri Farklılıkları
Selamlar, D&R'dan 1 hatta 2 yıl önce, fark etmeden aynı kitabın 2 farklı yayınevine ait basımını almıştım. Bugünde kütüphaneyi toplarken tekrar gözümün önüne düştüler ve "çeviri farklılıkları nedir?" sorusu aklıma gelince en azından ilk sayfalarını açıverdim. Gördüğünüz gibi ilk sayfalar da Koridor yayınlarının üslubu daha edebi; Parodi yayınları ise anlaşılması daha kolay ve hızlı, sade sade üslubu tercih etmiş. Hatta öyle ki çevirmen veya editör notları da daha açıklayıcı olduğu için uzun. Aslında iki kitabın da hikaye başlamadan hemen önceki "giriş" sayfasında da yer alan sayısal veriler de farklı. Ortada gerçek hikaye olmasa bile ilginç. Siz olsaydınız "abartma" deyip seçim bile yapmaz mıydınız? Yoksa seçim yapsaydınız hangisin seçerdiniz? Bahsettiğim kitaplar: Dr. Moreau’nun Adası ve Doktor Moreau’nun Adası
Çeviri İçin Yayınevi Tercihi
Azgın Nefsin Şerrinden Korunmak
“Nefsin şerrinden korunmak”, İslâm ahlâkının tam merkezinde yer alan en hayati ve en önemli meselelerden biridir. İnsan hayatındaki en büyük mücadelelerden biri, dış düşmanlarla değil; insanın kendi içindeki nefisle verdiği mücadeledir. Çünkü nefis, kontrol edilmediğinde insanı günaha, kibire, azgınlığa, hevâ ve arzuların peşinden körü körüne gitmeye sürükleyebilir. Terbiye edilmediğinde insanı adım adım helâke götüren bu güç, terbiye ve tezkiye edildiğinde ise insanın manevî yükselişine, olgunlaşmasına ve hakiki kurtuluşuna en büyük vesile olur. Bu konuda hem Kur’ân-ı Kerîm’de hem Hadis-i Şerifler’de, ayrıca sahâbe ve tasavvuf büyüklerinin sözlerinde bizlere bırakılmış çok zengin, köklü bir miras vardır. 1. İlahi Kelâmda Nefis Terbiyesi Yüce Allah Kur’ân-ı Kerîm’de nefis terbiyesinin ve tezkiyesinin (arınmanın) gerekliliğini ve önemini açıkça ortaya koyarak şöyle bildirir: “Nefsini arındıran kurtuluşa ermiştir. Onu kirleten ise ziyana uğramıştır.” (Şems, 9-10) Başka bir Ayet-i Kerime’de ise nefsin insanı her an kötülüğe ve harama sürükleyebilecek potansiyeli şöyle ifade edilir: “Ben nefsimi temize çıkarmam. Çünkü nefis, Rabbimin merhamet ettiği hariç, kötülüğü emreder.” (Yusuf, 53) Rabbimiz, nefsani arzuları frenlemenin ebedi mükafatını ise şu müjdeyle beyan buyurur: “Rabbinden korkan ve nefsini hevâdan alıkoyan kimsenin varacağı yer Cennet’tir.” (Nâziât, 40-41) 2. Sünnet-i Seniyye’de Nefis Mücadelesi İki Cihan Güneşi, Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed Sallallâhü Aleyhi ve Sellem buyurmuştur: “Gerçek mücahit, Allah Teâlâ’ya itaat yolunda nefsiyle cihad edendir.” (Sünen-i Tirmizî) Manevi uyanıklığın ve akıllılığın ölçüsünü bildiren bir diğer hadis-i şerifte şöyle buyurulur: “Akıllı kişi nefsini hesaba çeken ve ölüm sonrası için çalışandır.” (Sünen-i
Hayat ve İnsan
Nilgün Marmara'nın Defterler kitabında geçen kitaplar: John Berger'ın G romanı (çüktüf [fiktif ile kurulmuş hoş bir sözüm] bir roman!) Elsa Morante'nin Endülüs şalı Öyküleri, bir enfantilenin öykü kurmaca oyunları. BFS yayınları Çeviri Dergisi ve Dün ve Bugün Felsefe: "[Çeviri] kitaplar çok önemli yazılar var - Rilke, Bachmann şiirleri, G. Deleuze'ün "Göçebe Düşünce" yazısı, Oğuz Atay'ın Tutunamayanlar'1. Cüce Nedim Gürsel'in cüce bulup buluşturmaları "Yerel Kültürlerden Evrensel'e"ymiş... Jean Anouilh'in çoktan çöpe atılması gereken oyunu Becket. ve iyi ki yanımda getirdiğim Rimbaud, Char, Celan, Rilke, Kafka su serpiyor. Iris Murdoch'ın The Sacred and Profane Love Machine adlı bir romanı. Bu okuduğum en yalınkat ve matrak İrisanım romanı. Rosalind Coward-John Ellis'in Dil ve Maddecilik'i. Çok yoğun ve gerekli bir özet. Freud'un Totem ve Tabu'su. Canım Viyana'lı öyle !alçak!gönüllü ve açık ki... Daha çok yüzyıllar diller düşünceler müzesinde rafı duracak. Freud Bedrettin Cömert'in "Croce'nin Estetiği" şu sıra okuduğum, kuşkuyla izliyorum nereye bağlanacak bilmiyorum sonunda, sağlam bir kazığa mı yoksa kırılgan bir dala mı? Bir de senin kayranla bana ulaşan dergiler göreceli ayakta tutuyor ve bu arada oyun savsaklanıyor, sarsaklaşıyor, zaten TEKTÜK perdeli bir parodi aslında. Öykü durdu, bazen şiir -bazen Poème en Prose'umsu fragmanlar- böyle işte, Emelciğim teğelleniyoruz. S.166 Çöl bitiştirildiğinden bu yana zehir zıkkım okuma, pis alışkanlık, uyuşturucu yatırımı: G-John Berger (hıyarının) çüktüf romanı. Heyecanlı sürükleyici!! Endülüs şalı - Elsa Morante enfantile'nin (superlative'leri çok iyi kullanan, 8 yaşında ölen kuzen Veranzio hariç) çocuksu öykü kurmaca oyunları. Bok bile daha kolay yenir yutulur. Neyse ki Çeviri Dergisi (BFS, kitap 1, 985), Dün ve Bugün Felsefe
Ebu'd-Derda (Allah ondan razı olsun) şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem)'i şöyle buyururken işittim: "Her kim ilim tahsili için bir yola girerse Allah ona cennetin yolunu kolaylaştırır. Şüphesiz melekler de ilim yoluna girenin yaptığından memnun oldukları için onun üzerine kanat gererler. Göklerde ve yerde bulunan varlıklar hatta suyun içindeki balıklar bile, ilim adamları için Allah'tan bağışlanmasını dilerler. Alim bir kimsenin bilgisizce ibadet eden bir kimseye üstünlüğü, ayın diğer yıldızlara üstünlüğü gibidir. Alimler peygamberlerin varisleridir. Peygamberler altın ve gümüşü miras olarak bırakmazlar, onlar sadece ilmi miras bırakmışlardır. İşte o mirasa konan kimse de bol nasib ve kısmet almış olur." Ebu Davud, İlim, 1; Tirmizi, İlim, 19
Din İslam