8/10
·392 syf.·
2026 55. kitabı
MÜKEMMEL ÇİFT #TheKitapYayinlari #ruthware Bugüne kadar altı milyondan fazla kitabı satılan, New York Times'ın çok satanlar listesinde yer alan güçlü yazar Ruth Ware’ nin #mükemmelçift adlı temposu hiç düşmeyen, zekice kurgulanmış ve soluksuz okuyacağınız bir psikolojik gerilim romanının yorumu ile karşınızdayım. Yazar bu kez bizleri güneşli bir cennetin ortasında karanlık sırlarla dolu ölümcül bir oyuna davet ediyor. Kahramanımız Lyla Santiago’ nun hayatı tam anlamıyla çıkmaza girmiştir. Üniversitede virolog olarak görev yapan bir bilim insanıdır. Lakin akademik kariyeri sallantıda, sözleşmesinin yenilenmeside belirsizdir. Hevesli oyuncu sevgilisi Nico ile işlerde hiç iyi gitmiyordur. Nico'nun yeni bir reality şov olan " Mükemmel Çift" in kadrosuna katılma fırsatı doğunca, onunla birlikte deneme yapmaya karar verir. Ödülü kazanmak için seçilen beş çift , $1 milyon dolar ödül , Güneş, deniz, kahkahalar ve bolca flört daha ne olsun her şey kusursuz …Ne gibi aksilikler olabilir ki… Değil mi? Ne yazık ki, ıssız adaya vardıklarından kısa bir süre sonra işler ters gitmeye başlar. İlk yarışmanın herkesi sarsıp öfkelendirmesinin ardından cennet sandıkları bu ada , kısa süre içinde kabusa dönüşür. Şiddetli bir fırtına ile her şey kontrolden çıkar, Fırtına adayı dış dünyadan koparır ve yardıma kimse gelmez. Ta ki ilk ceset bulunana kadar... Güvenilecek kimse kalmıyor. Ve her yeni ölümle birlikte tek bir soru büyüyor: Katil kim? Hızlı tempolu, büyüleyici, entrika dolu ve gerçekçi karakterlerle dolu bu roman, Ruth Ware'in psikolojik gerilim kraliçesi olduğunu bir kez daha kanıtlıyor. Ben çok beğendim 🫆
Mükemmel ÇiftRuth Ware · The Kitap · 202666 okunma
Mithat Cemal Kuntay - Üç İstanbul
Puan vermedi·648 syf.··
2026 16. kitabı
Edebî açıdan özellikle başları öyle zayıf geldi ki eserden ne anlayacağımı şaşırdığım anlar oldu ancak devamında anladım ki eserin amacı edebî keyif vermekten ziyade dönemin menfaat peşinde siyasî fikri değişen namussuzlarını okura tanıtmakmış. Abdülhamit'in Selanik civarını kurşun atmadan verdiğini daha önce de duymuştum, eserde verilen bilgilerden biri de budur. Eserde Divanı Lügatit Türk'ü bulan Ali Emiri Efendi hakkında bilgili ve namuslu bir memur olup kitap topladığından bahsedilir. Eser aslında günümüzde de devam eden çarpık ilişkiler, yapmacık saygı ve kendine işleyen bürokrasinin bir eleştirisidir. İttihat ve Terakkiyi ince ince eleştirirken aynısını Hürriyet ve İtilaf'a da yapar. Eser içerisinde bir partili "Manda istemek vatansızlıktır." der ve parti bu sözleri üzerine adamı partiden atar çünkü böyle namuslu insanlarla parti "simasını" kaybedecektir. Anadolu'nun doğusu ve güneydoğusundan "Kürdistan" diye söz edilir. Denilene göre meme hizasını geçmeyen sakalla orada devlet adamlığı yapmak imkânsızdır. Hikâye boyunca (bence bilinçli bir şekilde de abartılmıştır) o cenahtan bu cenaha savrulan, siyaseti şahsi menfaat için kullananların karıları da kocaları gibi güç dengesi kimdeyse onunla yatıp kalkarlar. Eser, annesi hasta olan genç Adnan'ın 93 harbindeki acıyla ilgili yazmaya başladığı romanın girişiyle başlar. Savaşta bizimkiler ezkaza Sohum Kalesi diye ironik isimli bir kale alır ve bunun üzerine Abdülhamit kendini gazi ilan ettirir ama Ruslar Ardahan'ı bu sırada alıp Tuna'yı geçer. Adnan'ın babası şehit bir Miralay (Albay)dır ve ailesiyle İstanbul'da bir yalıya sığınmışlardır. Annesi veremdir. Adnan hem parasız hem de çalışmakta hiç gözü olmayan, eli kalem tutan ancak çok da ileri olmayan özenti bir tiptir. Annesi sefil ve aç bir halde yaşarken bu karı
Üç İstanbulMithat Cemal Kuntay · Sander yayınları · 19833,386 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi
Yazar bir mühendis ve en dipten kendi tırnakları ile kazıyarak zirveye taşıdığı Piller Rise şirketinin oluşum sürecini ve gördüğü rüyaların nasıl hayatında bir klavuz görevi gördüğünü okuyoruz ve bundan oldukça etkileniyoruz.Yazar bir terzinin oğludur.Doğum anı da oldukça ilgi çekici.Komşuları rüyasında bu çocuğun doğması gerektiğini ve isminin İsa olmasını gerektiğini defalarca görür.Maddi durumları çok da elverişli olmayan aile çocuğu aldırma fikrini düşünse de artık çok geçtir.Ve çocuk dünyaya gelir ve ismi de İsa olur.İşte tüm hikayede bu noktada başlar. Eser iki noktada geçer.Zahir ile Batın arasında.Zahir gerçek hayat,Batın ise görülen rüyalar ve bunun İsa'nın üzerindeki etkisi.Yazar burada yaşadıkları ve gördüğü rüyaları birleştirme noktasında ve bunları yorumlama kısmında oldukça başarılı.Gördüğü rüyalar ise etkileyici.Anlamları ve hayata kattıkları ile daha manalı hale geliyor.İlk iş deneyiminde ortağının kazığını yiyor İsa ve 1 milyon dolar borçla baş başa kalıyor.Borcu ödemek için Irak'a gidiyor ve mühendis olarak pek çok inşaatta çalışıyor.Bu sıralarda gördüğü rüyalar ve hayatına etkisi inanılmaz gerçekten.Daha sonra büyük şirketlerden teklif alıp hızla borcu kapatırken yeniden kendi kurduğu şirketi ile zirveye gidiyor. Gördüğü rüyalardan benim çıkardığım ders,aza tamah ederek, şükrederek İsa'nın bir yerlere gelmesi.Elindekinin kıymetini bilen, paylaşmayı seven,dünya malına tamah etmeyen bir insan olan İsa,bu sayede nihai hedeflerine bir bir ulaşır.Bu yolda rüyaları ona rehber olur.İlahi rüyaların etkileyici ilk seviyesi de bir hayli yüksekti.Güzel ve anlamlı bir o kadar da ilahi bu eseri tavsiye ederim.Okumamda emeği geçen ESRA AKGÜN teşekkürler.Bu arada beni en etkileyen rüya ise asansör ile ilgili olandı.Detaylar eserde
Herşey Böyle Başladıİsa Özinan · Feniks Kitap · 202670 okunma
Birlikte Yaşam ?
Puan vermedi·472 syf.··
2026 21. kitabı
Ilan Pappe kendisini tanımladığı şekilde aktarırsak İsrail Devleti kurulduktan sonra o topraklarda doğan ve siyonist Yahudi fikrine muhalif olan bir tarihçi, akademisyendir. Ilan Pappe aslında bu kitabını biraz inandığı bir teoremi desteklemek için yazmış olduğunu görüyoruz. Gerçi haksızlık etmek istemem; belki de elde ettiği bulgular sonucunda teoreminin tek çıkış yolu olduğunu da düşünüyor olabilir. Bu nedir aslında sol bir dünya görüşü etrafında bu topraklar üzerinde Filistin ve Yahudi halkları barışçıl bir şekilde yaşabilirler. Buna engel olan şeyler Filistin tarafındaki radikal paramiliter gruplar, İsrail tarafında da siyonizmdir. Gerçi cımbızla tek bir şey çekip konuşmak doğru olmaz; ama Ilan Pappe İsrail için "birlikte yaşanması mümkün olmayan" tanımlaması da yapmaktadır. Modern Filistin tarihi incelemesine 17.-18. yy'daki bazı verileri kullanarak başlıyor Ilan Pappe. Bu dönemde yerli halk arasında Müslümanlar, Hristiyanlar, Arap Yahudiler, Dürzüler ve diğer etnik gruplar mevcutlar. Aralarında Arapça konuşuyorlar. Osmanlı Devleti'nin yönetiminde çok merkezi bir idarecilik olmazsa da işler aşiretler üzerinden ilerlemektedir. Mahalli hukuk mevcuttur yani. 20 yy'a gelindiğinde başta Avrupa'da olmak üzere dünyanın çeşitli yerlerinde Yahudiler'e, Hrıstiyan zulmü mevcuttur. Birinci dünya savaşının sonrasında 50.000 kadar Siyonist Filistin'e yerleşiyor ve mülkiyet arayışına giriyorlar. Bu mülkiyet arayışına karşı aslında en çok mücadeleyi veren grup; öncesinde Filistin topraklarında bulunan Arap Yahudilerdir. Çünkü Siyonistler, Siyonist olmayan Yahudilere de zulmederler. Cemal el-Hüseyni (1912) yılında fiili olarak Osmanlı Devleti'nin Filistin üzerindeki hakimiyetini ortadan kaldırıyor ve bir şekilde Filistin'in İngiliz mandasına hazırlanmasına neden oluyor bu
Modern Filistin TarihiIlan Pappé · Phoenix Yayınevi · 200728 okunma
Özetle
8/10
·128 syf.··
2026 1. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 15 Mayıs 2026 00:00
İlk bölüm üç fotoğraf ile bizleri karşılıyor 1. fotoğraf: Maymunun tebbesümüne ait çocukluk hali 2. fotoğraf: Gençlik dönemi 3. fotoğraf: Daha sonraki dönem, suratında hiç bir his bulunmayan rahatsız edici fotoğraf Çocukluğundan beri hayatı ve insanları anlamlandıramayan Yozo insanlarla bağ kurmak için soytarılığa başvuruyor ve zamanla onun ikinci kişiliği haline geliyor. Ortaokula giderken Takeiçi adlı sınıf arkadaşı soytarısının farkına varıyor. Takeiçi, Yozonun öcü resimlerindeki yeteneğini görür ve kadınların ona çok ilgi duyacağını söyler. Sonrasında Güzel Sanatlar okuluna gitmek isterken babasının memur olmasını istemesi üzerine Tokyo'daki bir yüksekokula kabul alır ve yurtta hem soytarısını gizlemek çok zor olacagından doktoru akciğer tüberkülozu mektubu yazmaya ikna ederek babasının Tokyo'daki villasına geçer. Bu dönemde bir resim stüdyosunda Horiki ile tanışır. Horiki sayesinde siyasal bir gruba üye olur ve sırf illegal olduğu için oraya gitmeye devam ederken babasının görev süresi dolar ve Yozo Tokyo'daki evden çıkıp bir pansiyona geçer o dönemde ilk kez yokluk nedir öğrenir. Bu arada parti işlerinde yerine başka birinin geçmesinin daha iyi olacağını düşünür ve kaçar. O vakitlerde ona üç kız ilgi duyar biri pansiyon sahibinin kızı, biri bir onu abla olarak görmesini söyleyen işi pişirdiği bir yoldaş, bir de Ginza kafesinde ilk intiharını gerçekleştirecegı Tsuneko. İlk başta dolandırıcılıktan hapsedilmiş kadınla bir gece geçirmek Yozo için keyiflidir fakat bir adamın parası bitince kalbini kaybeder diyip kadını yollar. Gerçi bir gün kafası güzelken Horiki ile tekrar kafeye giderler ve bir kız Yozo'nun yanına, Tsuneko da Horiki'nin yanına oturur ama Horiki Tsuneko'nun çok kederli göründüğünü söyleyip onu öpmez. Yozo ve Tsuneko Kamakura'da kendilerini denize
İnsanlığımı YitirirkenOsamu Dazai · İthaki Yayınları · 202560,4bin okunma
Puan vermedi·426 syf.··
2026 158. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 12 Mayıs 2026 19:19
Merhabalar dostlar Victoria Secret hakkında ne biliyorsunuz? Ben açıkçası bu kitabı okuyana kadar özellikle erkeklerin bayılarak izledigi şovlarını (ki Adirana Lima,Aleksandra Ambrossa ,Gisele Bundchen gibi insan olduklarına inanması zor olan melekleriyle yapıyorlardı bu şovları) biliyordum sadece . Okuyucu ? ndan bu kitabı görünce merak ettim . İlginç bir kuruluş hikayesi var . Hikaye, Stanford mezunu Roy Raymond'un 1970'lerin ortasında eşine iç çamaşırı almak için bir mağazaya gitmesiyle başlıyor .Aynı zamanda eşi Gaye fizyoterapist .Hastalarına sırt masajını vibratorle yapıyor ve eşinden istiyor Gaye . Raymond, o dönemki mağazalarda kadınların arasında tek erkek olmaktan büyük bir rahatsızlık duyar ve personelin ona "röntgenci" gibi baktığını hissediyor .Ve böyle mağazaların şehrin tehlikeli bölgesinde satılmasından rahatsız oluyor . Bu deneyimden yola çıkarak, erkeklerin de rahatça alışveriş yapabileceği, şık ve zarif bir iç giyim mağazası hayal ediyor. 1977 yılında, 80 bin dolarlık bir krediyle ilk mağazasını California'daki Stanford Shopping Center'da açıyor . İngiltere'nin Victoria döneminden esinlenerek, o dönemin zarafetini ve sofistike tarzını yansıtması için bu isim seçilmiş. Ama bununla ilgili bir de hikaye uyduruyorlar . Raymond, markayı hızla büyütse de finansal zorluklar yaşamaya başlıyor .1982 yılında, 6 mağazası ve bir katalog işi olan şirketi, Leslie Wexner'a yaklaşık 1 milyon dolar gibi düşük bir fiyata satar. Wexner, stratejiyi değiştirerek markayı erkeklerden ziyade kadınlara hitap eden küresel bir imparatorluğa dönüştürüyor. Ray Raymond un sonu hazin .İşleri kötüye gidince intihar ediyor. Markanın seveni oldugu kadar sevmeyeni de çok .Marka, yıllarca sadece "sıfır beden" ve "kusursuz" kadınları ön plana çıkardığı için yoğun tepki çekt Eski
Seksiyi SatmakChantal Fernando · The Kitap Yayınları · 20261 okunma