Cumhuriyet rejimi Ermenilerin sosyal konumunda bir değişiklik yarattı mı?
Evet, kötüye doğru.
Sürgün ve soykırımın bazı sonuçları elbette 1923'ten sonra da hissedildi, o anlamda bütün kabahati Cumhuriyet yönetimine yüklemek haksızlık olur. Fakat Cumhuriyete miras kalan 100 bin kadar Ermeni açısından 1923 sonrası tam bir kâbustur. Tek Parti döneminde Ermeni toplum kurumları ağır devlet baskısına uğradılar; çok sayıda okul, gazete, yayınevi, kültür kurumu kapatıldı; vakıf mallarına el konuldu. Mülk ve işyeri sahipleri gerek devletin, gerek siyasi ortamdan faydalanan fırsatçıların şantaj ve zorbalığına maruz kaldılar. Anadolu Ermenileri kimliklerini saklamaya ya da yurtlarını terk edip İstanbul'a göçmeye zorlandılar. Ayakta kalabilenlerin çoğu 1942'de Varlık Vergisi ile çökertildi. 1943'te yirmi iki sınıfın askere alınma bahanesiyle Kütahya'da toplama kampına gönderilmesi Ermeni ailelerini büyük psikolojik yıkıma uğrattı.
Demokrat Parti döneminde baskı biraz gevşer gibi olduysa da 1955'te Rumlara yönelik 6-7 Eylül pogromu umutları bir kez daha söndürdü. 1960'larda Tek Parti yıllarının baskı politikalarına geri dönüldü; ileri gelen Ermeni iş adamları devlet tarafından Mafyavari yöntemlerle iflasa itildi, mal varlıkları yağmalandı. Silahlı Kuvvetlerde Ermeni gençlere yönelik sistemli bir yıldırma politikası izlendi. 1970'lerin anarşi ortamında Ermeniler hem milliyetçi ve dinci sağın hem kendine "sosyalist" diyen solun hedefi oldular. 1980'lerde devrin diktatörü Kenan Evren her gün televizyonlara çıkıp Ermenilere hakaretler yağdırdı.
İşlerin biraz rahatlaması Özal dönemindedir. Ermenilerin ilk kez kendilerini gerçek anlamda vatandaş hissetmeye başlamaları ise 2000 sonrasında mümkün olmuştur.
Sayfa 124 - Liber Plus Yayınları / Ermeniler kitabı notları / Mart 2010