Kitap Fuarından Okumalar/5
10/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2026 22. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 14:26
Fuardan 6 kitap aldım ve Behçet Hoca'nın kitabı, iyi ki almışım dedirten kitap oldu. Kolay kolay kişisel gelişim kitabı okumam. Topu topu 2 tane okumuşum, 1000Kitap'ta da göründüğü üzere; Griden Beyaza ve Kalk Çalış Başarısız Ol! eserleri. Bu aralar okuma modum düşük olduğu için kitap elimde süründü, 15 günde bitti ama her gencin okuması gerektiğini düşünüyorum. Böyle düşünmekle beraber Behçet Hoca'nın abartılı bir şekilde iddialı konuştuğunu düşünüyorum. Söyledikleri doğru, hak veriyorum, anlatmak istediklerini deneylerle destekliyor da... Ama herkes size başarıyı gözünüze sokuyor, herkes başarısızlıktan çok başarıyı görüyor konusunda katılmıyorum. Bu yaşıma kadar çoğunluk yapma etme gibi laflar etti. Başarılı olmuşlardan çok başarısızları örnek gösterdi. Sadece buna eleştirim var, onun dışında kitapta yazan her şeye katılıyorum. Ayrıca kitap başucu kitabım oldu. Anlatımı, konuyu işleyişini beğendim. Parantez içleri çok samimiydi. Sanki yazar karşımdaydı, okurken düşündüğüm de güldüğüm de oldu. Behçet Hoca bize başarısızlığın üzerinden başarılı olmayı öğretiyor aslında, kimse bunu öğretmeyi denemez de yazmaz da... Umarım başka eserlerde yazar, seviliyorsunuz hocam. :) Kalk Çalış Başarısız Ol! Behçet Yalın Özkara
2026 Okuma Raporları
Kalk Çalış Başarısız Ol!Behçet Yalın Özkara · Kronik Kitap · 20241,828 okunma
Puan vermedi·128 syf.··
2026 24. kitabı
Sanırım daha önce hem bu kadar sessiz hem de bu kadar derin bir hikâyeye sahip bir kitap okumamıştım. Banana Yoshimoto, Mutfak'ta olaylardan çok duygulara odaklanırken, hüzün ve umudu kusursuz bir dengeyle harmanlayarak bize sade ama etkileyici bir hikâye sunmuş. Roman, hayattaki tek yakını olan büyükannesini kaybeden genç bir kadın olan Mikage'nin yalnızlığıyla başlıyor. Yas sürecinin içindeki Mikage, teselliyi evlerin en sıcak köşesi olan mutfaklarda bulurken karşısına Yuichi ve onun sıra dışı, hayat dolu annesi Eriko çıkıyor. Bu beklenmedik dostluk sayesinde yalnızlığın yerini yavaş yavaş aidiyet ve umut almaya başlıyor. Kitap iki hikâyeden oluşuyor. İkinci hikâye daha kısa olsa da bizi sevgilisini kaybetmiş genç bir kızın yeniden ayağa kalkma anına tanıklık ettirirken yine hem hüzünlü hem de umut dolu bir yolculuğa çıkarıyor. Bu arada ilk hikâyeyi daha çok severek okusam da kesinlikle ikinci hikâyenin duygusu ruhuma çok daha fazla dokundu. Yoshimoto'nun dili oldukça sade, sakin ve huzur verici. Ölümün ve kaybın yarattığı boşluğu ajitasyona kaçmadan, naif ve gerçekçi bir şekilde ele almış. Yalnızlık, kayıp ve yeniden iyileşme sürecini kalbe dokunan bir şekilde sunmuş. Gündelik hayatın küçük ayrıntıları ve insan ilişkilerinin iyileştirici gücü ön plana çıkarken, okuru sessiz ama derin bir yolculuğa çıkartıyor. Özellikle Japon edebiyatının dingin atmosferini sevenlerin mutlaka şans vermesi gereken eserlerden biridir kendisi.
1000Kitap
MutfakBanana Yoshimoto · Beyaz Baykuş Yayınları · 2026806 okunma
Reklam
Kurumsal din vs dinin özü tartışması
10/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
·
107 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 23:35
Kitap o kadar harika ki hemen okumayın; anlayabileceğinizi düşündüğünüzde okuyun. Kitap aylardır elimdeydi çünkü bazı terimleri anlamak çok zordu. Tolstoy'un anlam arayışı beni çok cezbetti. Çünkü yazdığı başyapıtların ona kazandırdığı ün ve şöhrete rağmen hayatın anlamını aramaya başlıyor. İlk başta pozitivist bir yerden yaklaşıyor ama bulamıyor; hatta felsefenin bile bu konuda yetersiz kaldığının farkına varıyor. Bu beni çok etkilemişti. En sonunda alt sınıfın nasıl yaşadığını gözlemliyor ve inanç olmadan yaşamın olmayacağına inanıyor. Kendisinin de bulunduğu camianın yaşamını reddettiğini söyleyerek, bu sebeple o zamana kadar hayatın anlamını yanlış yerde aradığından bahsediyor. Yani hayatın anlamının nasıl yaşadığınla ilgili olduğunu söylüyor; bu nedenle de "Benim için hayatın anlamı bir hiçti." diyor. Yaşamını bir parazitin yaşamına benzetiyor. Sonuç olarak, yeryüzünün bir iradenin sonucu oluştuğunu ve biz de bu iradenin anlamını kavramak istiyorsak önce bizden istenenleri yerine getirmemiz gerektiğini söylüyor. Bu cümlelerine âşık olmuştum. Kitabın 11. bölümü ayrı bir kitap olmalı. Tolstoy zaman zaman yine Tanrı'nın varlığını hissedemediğinden yakınıyor ve şöyle bir cümle kuruyor: "Ben, onsuz hayatın olmayacağı şeyi arıyorum." Daha sonra, Tanrı olmadığında intihar düşüncesiyle dolup taştığını; inandığında ise yaşama sevinciyle dolduğunu fark ediyor. Şu cümleler beni özellikle çok etkilemişti: "Tanrı'nın varlığını bildikçe yaşıyorum; onun varlığından emin olmadığımda ölüyorum." Ve sonra şu sonuca varıyor: "Orada işte. O, onsuz yaşanılamayandır. Yaşamak ve Tanrı'yı bilmek aynı şeylerdir. Tanrı hayatın ta kendisidir..." Daha sonra Tanrı'ya tamamen inanıyor ama kilisede doğru bulmadığı şeyler üzerine düşünmeye başlıyor. Bunlara inanmayı kendine yalan söylemek
1000Kitap
İtiraflarımLev Tolstoy · Flamingo Yayınları · 202229,3bin okunma
Hikayesi gibi karanlıkta kalmış bir kitap
10/10
·228 syf.··
Beğendi
·
2024 60. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 13 Kasım 2024 22:43
Tahar Ben Jelloun'un Işığın Kör Edici Yokluğu romanını yaklaşık iki yıl önce okudum. Aradan geçen zamana rağmen hâlâ aklıma gelen, zihnimde yaşamaya devam eden kitaplardan biri. Bazı kitaplar okunur, kapağı kapatılır ve zamanla unutulur. Bazıları ise insanın içine yerleşir. Bu roman benim için ikinci gruba giriyor. Kitap, Fas'ta 1971 yılında Kral II. Hasan'a yönelik başarısız suikast girişiminin ardından yaşanan gerçek olaylardan esinleniyor. Darbe girişiminden sonra hayatta bırakılan askerler, sorgulanıp Tazmamart zindanlarına gönderiliyor. Ancak buraya "hapishane" demek bile yetersiz kalıyor. Çünkü burası bir cezaevi değil, yaşayan insanların yavaş yavaş ölüme terk edildiği bir mezar. Yirmi yıla yakın bir süre boyunca karanlığın içinde, insanlık dışı koşullarda yaşamaya çalışan mahkûmların hikâyesini okuyoruz. Hücreler o kadar dar ve karanlık ki insan, böyle bir yerde birkaç gün bile dayanmanın mümkün olup olmadığını düşünmeden edemiyor. Buna rağmen bazıları yıllarca hayatta kalmayı başarıyor. Kitabı okurken beni en çok etkileyen şeylerden biri umut ve inanç arasındaki fark oldu. Normalde umut insanı ayakta tutan bir şey olarak görülür. Oysa bu romanda umut etmek bazen insanı öldüren bir şeye dönüşüyor. Çünkü sürekli kurtulmayı beklemek, her geçen gün biraz daha hayal kırıklığına uğramak demek. Bu yüzden mahkûmlar umut etmeyi bırakıyorlar. Onları ayakta tutan şey ise inanç oluyor. İnanç sadece dinî anlamda değil; insan kalmaya, aklını korumaya ve kendi iç dünyasını ayakta tutmaya duyulan inanç. Kitap boyunca insanın ne kadar dayanabileceğini görüyoruz. Açlık, hastalık, yalnızlık ve karanlıkla mücadele eden insanlar zamanla fiziksel olarak tükeniyor. Bazıları aklını kaybediyor, bazıları sessizce ölüme yaklaşıyor. Bir zamanlar özgürce dolaşan, kahve içen, yemek
1000Kitap
Işığın O Kör Edici YokluğuTahar Ben Jelloun · Sia Kitap · 2020700 okunma
Kitap üzerine
Puan vermedi·78 syf.··
Beğendi
·
2026 34. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 16:26
kitabı elime ilk aldığımda "aman işte, bin yıllık mitolojik tanrı kavgaları, bana ne faydası olacak?" kafasındaydım. Ama biraz içine girince fark ettim ki, aslında Aiskhylos ta o zamandan bizim bugünkü dünyayı, plaza hayatını, hatta memleket gündemini yazmış. Kitap resmen bir güç dengesi ve sistem eleştirisi. kitap bize şunu çok net gösteriyor: Bizi fiziksel olarak bir yerlere bağlayabilirler, hayat kalitemizi düşürebilirler, önümüze engeller koyabilirler ama kafamızın içindeki o özgür düşünceyi, o ateşi asla söndüremezler. Ne kadar baskı yaparsan yap, en son sözü her zaman düşünen ve üreten akıl söylüyor.Bence herkesin, hayatın haksızlıklarına karşı bir parça "Prometheus duruşu" edinmek için bu kitaba bir göz atması şart. 
1000Kitap
Zincire Vurulmuş PrometheusAiskhylos · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201910,1bin okunma
Posta Kodlarının Ötesinde...
8/10
·368 syf.··
2026 228. kitabı
Zadie Smith’in NW Londra (NW) romanını okumak, benim için düzenli, steril ve haritası çizilmiş bir şehrin caddelerinde yürümek değil; Londra’nın o arka sokaklarında, kimliklerin, dillerin ve kültürlerin birbirine çarparak kıvılcımlar çıkardığı o devasa kaosun tam ortasına fırlatılmak gibiydi. Smith, o modern, ritmik ve adeta caz müziğini andıran deneysel kalemiyle beni öyle tekinsiz ve bir o kadar da canlı bir dünyanın içine çekti ki, sayfaları çevirirken metnin değil, doğrudan o caddelerin nabzını tutuyormuşum gibi hissettim. ​Bu kitap benim gözümde, sadece Londra’nın "NW" (Kuzeybatı) posta kodunda geçen bir mahalle hikâyesi değil; modern insanın o bitmek bilmeyen sınıf atlama çabasının, aidiyet krizinin ve geçmişinden kaçmaya çalışırken kendi köklerine takılıp düşmesinin sarsıcı bir panoraması. Çocuklukları aynı yoksul mahallede geçen ama büyüdükçe hayatın onları bambaşka sınıflara, bambaşka maskelere savurduğu Leah, Natalie, Felix ve Nathan üzerinden, Zadie Smith aslında hepimizin o ortak trajedisini anlatıyor: Ne kadar uzağa gidersen git, büyüdüğün o sokaklar zihninin bir köşesinde hep seninle gelir. ​Yazarın o çok sesli, sinematografik ve dilin sınırlarını zorlayan deneysel üslubu beni en çok büyüleyen şey oldu. O, düz bir anlatıyı reddediyor; kısa mesajlar, tabelalar, bilinç akışları ve sokak jargonlarıyla öyle dinamik bir metin inşa ediyor ki, okurken kendinizi bir metropole sıkışmış, nefes nefese bir koşunun ortasında buluyorsunuz. Smith, karakterlerinin iç dünyasındaki o çelişkileri, o "her yere ait olup hiçbir yere ait olamama" sancısını anlatırken asla yargılayıcı bir dil kullanmıyor; aksine, o modern şehrin acımasız dişlileri arasında sıkışan insanlığımızı tüm çıplaklığıyla önümüze koyuyor. ​NW Londra’yı bitirdiğimde, içimde hem o çok kültürlü, kalabalık ve
1000Kitap
NW LondraZadie Smith · Everest Yayınları · 201424 okunma
Reklam
Reklam