"Tek başına birisi istediği her yere gidebilirdi. Otobüslerle, uçaklarla ya da yayan... Becerebiliyorsa aya bile gidebilir, orada kalabilirdi. Tek başına birisi iki üç günlük yolculuklara da çıkabilirdi, bir daha geri dönmeyeceği sonsuz yollara da düşebilirdi. Bu kimseyi ilgilendirmezdi. Ama tek başına olmayan biri, başkalarının sorumluluğunu taşıyan biri, ardında bir çocuk bırakan biri, öyle her istediğinde elini kolunu sallayarak gidemezdi. Şayet bunu göze alabiliyorsa, kalanlar bu durumu "gitmek" değil, "terk etmek" olarak algılamak hakkına sahipti."
"Bazı şeyler gerçek önemini yitirdiğinde birden önemli hale geliverir bizim için. Onlara anlamlar biçmeye çalışırken buluveririz kendimizi. Öyle olması icap ettiğine inandığımızdan olsa gerek, birdenbire kayıpların boşluğunu hissetme sevdasına kapılırız."
"İnsanın bir meşguliyetinin olması bir bakıma iyi bir şey, uğraştığımız şey çok aptalca olsa bile. Ne pahasına olursa olsun sıkılmak istemiyoruz ancak ben, sıkılmaktan hoşlandığımı fark ettim. Sıkıntının hakkı yeniyor."
"Yapayalnızdı o. Babam yani. Annem hep yanındaydı ama o yine de yalnızdı. Hayatının son kırk yılında ben ve kardeşlerim de vardık ama bu yüzden daha az yalnızdı diyemeyiz."