1000okur

Romanın Üslup Bakımından Değerlendirilmesi
6/10
·320 syf.··
2025 40. kitabı
1995 yılında yayımlanan Körlük, ilahi bir bakış açısıyla yazılan distopik bir romandır. Yazarın kendine özgü; ironik, eleştirel ve yoğun betimlemelerle örülü bir dili vardır. Dolayısıyla uzun cümleler içeren, noktalama işaretleri az olan, tıkalı bir diyalog sistemi dikkat çeker. Diyaloglar tırnak işareti olmadan, virgüller ve büyük harflerle birbirine eklenmiş şekilde ilerler. Bu yüzden “akıcılık yokmuş” hissi uyandırır ama aslında bu bilinçli bir tercihtir. Çünkü yazar bu anlatı şekliyle biçim ile içeriği birbirine uyumlu hale getirmek istemiştir. Körlüğün yarattığı kaos, belirsizlik ve yönsüzlük, romanın anlatımında da hissedilir. Okur, tıpkı görme yetisini kaybeden karakterler gibi zaman zaman kimin konuştuğunu ayırt etmekte zorlanır. Böylece metin, okuyucuyu edilgen bir izleyici olmaktan çıkarır ve olayların içine çeker. Ayrıca karakterlerin isimle anılmayıp “doktor” ve “ilk kör” gibi sıfatlarla betimlenmesi, bireyselliğin yok oluşuna ve insanlığın geneline vurgu yapar. Bu anlatı şekli, eseri diğer distopik romanlardan ayıran keskin bir çizgi olmuştur. Aynı zamanda okurları da ikiye ayırmıştır: Okur, hikayenin içine düşene kadar bu anlatı şeklinden rahatsızlık duyabilir. İlerleyen sayfalarda hikayenin akışı okuyucuyu içine çekmezse bu anlatı şekli de okuru yorabilir. Ama hikaye hazmedilmeye başlanırsa bu anlatı tarzı da okur ve kitap ile bütünleşir. Yazarın bu tarzı başarılı olduğu kadar riskli bir tercihtir: Uzun, noktalamasız cümleler ve karmaşık diyalog tekniği okurun büyük kısmını zorlar. Bu yüzden kitap kolayca “satılabilir” olmaktan uzaklaşır. Ayrıca, yazar bu tarz ile alışılmış roman kurgusunun dışına çıkmıştır. Geleneksel anlatı kalıplarını bozduğu için eleştirmenlerden “okunmaz, anlaşılmaz” gibi tepkiler alma ihtimali vardır ve kısmen almıştır. Sonuç
KörlükJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınları · 2024132bin okunma
Reklam
"Allah’a yemin olsun ki, Türk, eli kolu bağlı olarak bir kuyuya atılsa mutlaka çaresini bulup kurtulur. Türk, ancak korkulması gerekenden korkar. Ümit edilmeyecek şeye karşı ümit beslemez. İyi bilmediği bir şeyin hiçbir tarafını iyi bilmez. İyi bildiği hususun tamamını iyi yapar. Her işi bizzat kendisi yapar. İçi dışı gibidir. Türkler yaltaklanma, yıldızlı sözler, münafıklık, kovuculuk, yapmacık, riya, dostlarına karşı kibir, arkadaşlarına karşı fenalık, bid’at nedir bilmezler. Çeşitli fikirler onları bozmamıştır. Türkler harp sanatında, Yunanlıların felsefe ve ilimde, Çinlilerin sanatta, bedevilerin saydığımız hususlarda, Sasanilerin devlet ve siyasette elde ettikleri dereceyi elde ettiler." el-Cahiz
Sayfa 225·Kitabı okudu
İnkilap yalnız başlar. Ama inkilabın bitişi diye bir şey yoktur. Zaten inkilabı ihtilalden ayıran da budur. Başlamak ve bitmemek!… Halka rağmen, halk için.
Sayfa 496·Kitabı okudu
'Türk milleti büyük insanlık ailesinin yüksek ve şerefli uzvudur. Bu itibarla bütün insanlığı sever. Milli menfaatlarına dokunulmadıkça başka milletlere karşı düşmanlık beslemez ve telkin etmez. Türk milliyetçiliği, bütün çağdaş milletlerle bir ahenkle yürümekle beraber, Türk içtimai Heyetinin hususi seciyesini ve başlı başına müstakil hüviyetini korumayı esas sayar. Bu itibarla, milli olmayan cereyanların memlekete girmesini ve yayılmasını istemez.'
Sayfa 417·Kitabı okudu
Göktürk Destanı
7/10
·584 syf.··
2025 19. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 27 Temmuz 2025 17:21
Bozkurtlar, 7. yüzyılda Göktürkler ve Çin esaret dönemini konu alan epik (destansı) bir romandır. Destansı yapısından anlaşılacağı üzere, tarihsel gerçeklikten uzak, milliyetçi duyguları harekete geçirmeyi amaçlayan bir eserdir. Romanda tarih ile örtüşen üç ana konu vardır: 1-) Kür Şad karakteri 2-) Göktürkler’in Çin esareti 3-) Türklerin bağımsızlık mücadelesi Atsız, romanın iskeletini bu üç tarihsel konu üzerine kurmuş, geri kalanını ise tamamen hayal gücüyle beslemiştir. Kahramanlar kusursuz, hatadan arınmış ve idealize edilmiştir. Türkler kahramanlaştırılırken, Çinliler çoğunlukla küçümseyici ve aşağılayıcı bir üslupla resmedilir. Bu taraflı yaklaşım bir yandan romanın inandırıcılığını zedelerken, diğer yandan milli duygularımızı kabartır. Dolayısıyla eserin tarihi bir roman olmadığını, tarihi unsurlar içeren epik, masalımsı bir roman olarak değerlendirmek gerekir. Göktürkler dönemine ait elimizde çok sınırlı kaynak vardır. Dolayısıyla Atsız’ın bu kaynaklardan yola çıkıp gerçekçi ve derinlikli bir tarihî roman yazması güç. Bu sebeple Atsız’ın tercihi destansı bir roman yazmak olmuş; aksi halde mevcut bilgiyle gerçekçi bir roman ortaya koyması mümkün olmazdı. Sonuç olarak bu kitabı tarihi ve realist açıdan değerlendirmek mümkün değildir. Zaten Göktürkler zamanını konu alan romanların hiçbirine “realist bir roman” diyemeyiz. Peki, tarihi ve realist açıdan bir anlamı olmayan bu eserin edebiyatımızdaki yeri nedir? Bozkurtlar, Türk edebiyatında özellikle Türkçülük ideolojisinin simge eserlerinden biri olmuştur ve epik roman geleneğimizde önemli bir yer edinmiştir. Bu yönüyle edebiyatımızda ideolojik bir başvuru kaynağı sayılabilir. Edebi açıdan bakarsak; Atsız, olay örgüsünü ustalıkla kurgulamış ve baştan sona kadar okuyucuyu diri tutmayı başarmıştır. Ayrıca,
BozkurtlarHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 202017,9bin okunma
Reklam