1000okur

1000okur
Resmi olmayan, bin okuyup bir konuşan hesap.
9/10
·325 syf.··
Beğendi
·
2020 55. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 09 Nisan 2020 20:00
Bilmek mi daha kötü yoksa bilememek mi? Bilemedim. En iyi roman ve en iyi kısa öykü ödülü alan, sonrasında filmi de yapılan bu kitap bana, bazı şeyleri tekrar düşünüp değerlendirmemi sağladığı için yazarına teşekkür ediyorum. İnsanlar arasındaki engellerden en büyüğü kuşkusuz zekâymış. Her şeyin fazlası zarar, azı yetersiz olduğu gibi; zeki olmanında fazlası ve azı bizim için sorun yaratabiliyormuş. Çok zeki olan bir insan, diğer insanlarla iletişim kurarken zorlandığı gibi; zekâ seviyesi çok düşük olan bir insanın da diğer insanlarla iletişimi aynı derecede zordur. Buna karşın; insanların kendi zekasından üstün olanlardan korkup nefret ettiklerini ama kendi zekasından düşük olanlardan hiçte korkmayıp sevdiklerini de öğrendik. Sorgulamayan, itaat eden, bilmeyen ve çok düşünmeyen insanları daha çok severiz çünkü bize sorun çıkarmazlar. Onlara ne istersek yaptırabiliriz. Aksine bilen, sorgulayan ve düşünen insanlara diş geçiremeyiz. Bunun sonucunda belkide biz onlara itaat etmek zorunda kalırız. Kendimizden üstün zekâlı olanları sevmeyip, kendimizden düşük zekâlı olanları sevmemiz belkide bu sebepten. Bir de şunu sorgulamak gerekiyor; Zeka seviyesi düşük olan insanları kendimize eğlence yapmaya bayılıyoruz da, bunları yaparken bizden daha zeki olan insanların olduğunu hiç düşünmüyoruz. Belki üstün zekâya sahip insanlar da bizleri 'eğlence' yapıyorlar da biz farkına bile varamayacak kadar gerideyiz onlardan. Peki, bizden zeki olanlardan nefret ettiğimiz halde neden bizim 'eğlence' yaptığımız düşük zekâlılar bizden nefret edemiyor? Çünkü onlar, bizim eğlencemiz olduğuna farkına varamayacak kadar düşünemiyorlar. Bu onların suçu değil tabiki de. Ama bizler onları 'eğlence' yapabilecek kadar düşünebiliyoruz. İşte bu bizim suçumuz.
1000Kitap
Algernon'a ÇiçeklerDaniel Keyes · Koridor Yayıncılık · 202536,4bin okunma
Fatmanur İncesu isimli okura yanıt verildi
1000okur
Teşekkür ederim. 🙏
Reklam
10/10
·238 syf.··
2021 107. kitabı
·
23 günde okudu
·
Okunma: 19 Aralık 2021 14:47
“Bu dünyada insanların korktuğu tek şey öğrenmekti.” İhsan Oktay Anar’ı Puslu Kıtalar Atlası kitabıyla tanıdım. Karşıma çok çıkan bu kitabı sonunda okuma fırsatı buldum. Kitabı okurken yer yer sıkıldım, geri döndüm, ileri sardım. İnternetten özetlerine baktım. Kitabın tahlillerine göz gezdirdim. Neticesinde kitabı bitirdiğimde karmaşıklığı çözemedim. Yazarın üslubu, kurgusu tek kelimeyle dahiyaneydi fakat kitap benim kafamda bir bütüne ulaşamamıştı. Karmaşıyı toparlayamamış ama aynı zamanda kitabı sevmiştim. Puslu Kıtalar Atlası kitabının nasıl bir şaheser olduğunu ve edebiyatımızın en güzel postmodern örneklerinden biri olduğunu ne yazık ki kitabı bitirdikten sonra gerek buradaki incelemelerden gerek internetten yaptığım araştırmalardan öğrenecektim. Zaten Kitap üstüne yapılan araştırmalar ve tahliller bile kitabın edebiyatımızın hangi katmanında bulunduğunu belli ediyordu fakat ben ne yazık ki bunu geç farkettim. Uygulamada kitabı ‘okudum’ olarak işaretledim ama bunun hakkını gerçekten veremedim. Yazarın bir kaç kitabını da okuyup tarzına alıştıktan sonra yeniden okuyacağım ve okuduktan sonraki fikirlerimi bu incelemenin altına ayrı olarak yazacağım. Bu benim için bir ders niteliğindedir, sizin ilginizi çekmeyebilir. Ben kitap okurken; okuduklarımı anlamak, unutmamak ve kendimi geliştirmek için sürekli notlar alır internetten araştırmalar yaparım. Yazarın bu kitabını okuduğumda kafamda birleştiremediğim içindir İhsan Oktay Anar bana çok şey öğretti. Çünkü bu kitap için yaptığım araştırmayı (Ruh Adam kitabı haricinde) hiçbir kitapta yapmadım. Tanımının yapılması bile çok zor olan postmodernden girip modernizmden çıktım. Bunlar bir yana yazarı anlamak için onun tahlillerini, hakkında yazılanları okudum. Yani kitabı anlayamadım diye kitabın yarısı kadar da bu
1000k
Puslu Kıtalar Atlasıİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 202467,6bin okunma
Kadir Korkmaz isimli okura yanıt verildi
1000okur
Tekrar okumanızı tavsiye ediyorum o halde. Çünkü kaçırdığınız yerler olmuş
10/10
·592 syf.··
Beğendi
·
2021 34. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 22 Mart 2021 21:52
"İnsan beyni onu anlayabileceğimiz kadar basit olsaydı, o zaman da biz onu yine anlayamayacak kadar aptal olurduk." Yine bir inceleme yazmadan diğer okurların yazdığı güzel incelemelere göz gezdirdim. Dolayısıyla kitabın içeriğini, konusunu ve kahramanlarını bu incelemeden öğrenemezsiniz çünkü yazmadım. Bunun için diğer incelemelere göz atabilirsiniz. Bu inceleme daha çok kitaptaki fikirler ve verilen mesajlar üzerine. Yani, bu kitabı neden okumanız gerektiği üzerine... Ben, okuyucunun bir bakış açısı sağlamasını ve kitabı bu şekilde okumasını istiyorum. Dolayısıyla bu kitabı okuyun veya okumayın, bu incelemeye denk gelen herkese minikte olsa bir katkı sağlayacağı bir yazı yazdım. Sonuna kadar okuyabilen sabırlı okurları yorumlara bekliyorum. BAŞLAMADAN KÜÇÜK BİR NOT: Felsefeye ilgi duymayanlar bu kitaptan sıkılabilir. Yani roman okumak niyetiyle alırsanız hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz. Fakat ilgi duyanların elinden düşüremeyeceğini garanti ederim. • • Kitabın kapağında "Felsefe tarihi üzerine bir roman" yazması felsefe okuyucusunu meraklandırmak için yeterlidir diye düşünüyorum. Roman ve felsefe? Sizce de çok nadir görünen bir kitap değil mi? Roman demişken; bazı okuyucular vardır, sadece roman okurlar. Ben onlara "Romanist" diyorum. Polisiye, aşk, fantastik, bilim kurgu, yeraltı edebiyatı... Ama sadece roman. Düşünce kitapları, tarih kitapları, kişisel gelişim kitapları okumak onlara ağır ve boğucu gelmiştir her zaman. Nerden biliyorum? İlk zamanlar bende romancıydım. Felsefe dediler mi, "aman Allah, müslümanım ben." derdim. Nasıl oldu, ne vesile oldu hatırlamıyorum ama bir şekilde felsefeye ilgi duymaya başladım ve hayata bakış açımın (şuanlık) aman aman olmasada, temel ve kritik anlarda değişiklik gösterdiğini farkettim. Tabii bu vesileyle romanlarımın
Felsefe
Sofie'nin DünyasıJostein Gaarder · Pan Yayıncılık · 202043,6bin okunma
dilek.him isimli okura yanıt verildi
1000okur
Bakıyorum, incelemeyi yazalı 4 yıl olmuş. Bu 4 yılda benim fikirlerim çok olgunlaştı. Dönüp incelemeyi baştan okumak istemiyorum. Eminim utanacağım bir çok şey yazmışımdır. Herhalde sizin söyleminizde bunlardan biri. Şuan bende katılmıyorum bu görüşe fakat kendimi ne kadar geliştirdiğimi, incelemelerimin ne kadar yol aldığını görmek için ellemiyorum eski yazılarımı. Teşekkür ederim yorumunuz için.
10/10
·352 syf.··
Beğendi
·
2020 34. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 06 Mart 2020 20:25
Öğrenmek isteyen okusun! Öncelikle yazdıklarım kitap incelemesinden ziyade yazar incelemesi veya araştırma yazısı oldu. Bu araştırma-incelemeyi oluşturmak, (geceleri birer-ikişer saatimi ayırarak) bir haftamı aldı. Biraz emek verdim açıkçası. Bu sebeptendir okuyacak olanlara kesinlikle birşeyler kazandıracağımı düşünüyorum. Vakti olan herkesin okumasını içtenlikle diliyorum. Anlatacaklarımı bilenlerin başımın üstünde yeri var. Bilmeyenler eminim memnun kalacaklar. Bu inceleme diğerlerine göre daha uzun olacak ama hepsini içtenlikle okuyanlara sonsuz teşekkür ediyorum. Peki ne anlatacağım? Kitaptan ziyade yazarını tanımayanlar için kendisinden bahsedeceğim. Tabi ki sizlere yazarın biyografisini sunmayacağım.(bunu heryerde bulursunuz) Onu, küçük araştırmalarım sonucunda kendi gözümden, beni etkileyen yerlerini anlatacağım. Evet anlatacağım çünkü Atsız'ın kitapları, hikayesi güzel olduğu için veya rastgele raflarda görüldüğü için okunsun istemiyorum. Kitaplarını eline alanlar Atsız'ın bilincinde olup okusunlar istiyorum. Çünkü ben bu kitabı okurken Atsız'ı tanımıyor olsaydım, böylesine derinden etkilenmezdim. Sizlerde onu tanıyın. Vaktiyle bir Atsız varmış arkadaşlar... •Tam adı "Hüseyin Nihal Atsız" olan sevgili yazarımızı Türkçü ve Turancı olmasıyla tanıdım. Evet evet, Atsız sapına kadar Türkçüdür. Hatta bunun bir çok kanıtı bulunur. Beni bunlar arasında en çok etkileyeni "Topal Asker" hikayesidir. Hikaye dediğime bakmayın gerçektir. Bu hikayeyi benden değil bizzat vereceğim linkten kendiniz dinleyebilirsiniz. Ama bu hikayeyi dinlemek istemeyenlerin, incelememi okumalarına gerek yok. Hemen şuan kapatabilirler. Atsız'ı gerçekten tanımak isteyenler lütfen dinlesin ve sonrasında devam edelim. youtu.be/UDRZXqSZF4Y Şiiri, şarkı olarak söyleyen linki de buraya
Edebiyat
Ruh AdamHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 201933,9bin okunma
Nyx isimli okura yanıt verildi
1000okur
Teşekkür ederim. Size faydası olduğu için çok mutlu oldum. İyi okumalar. 🙏
10/10
·238 syf.··
2021 107. kitabı
·
23 günde okudu
·
Okunma: 19 Aralık 2021 14:47
“Bu dünyada insanların korktuğu tek şey öğrenmekti.” İhsan Oktay Anar’ı Puslu Kıtalar Atlası kitabıyla tanıdım. Karşıma çok çıkan bu kitabı sonunda okuma fırsatı buldum. Kitabı okurken yer yer sıkıldım, geri döndüm, ileri sardım. İnternetten özetlerine baktım. Kitabın tahlillerine göz gezdirdim. Neticesinde kitabı bitirdiğimde karmaşıklığı çözemedim. Yazarın üslubu, kurgusu tek kelimeyle dahiyaneydi fakat kitap benim kafamda bir bütüne ulaşamamıştı. Karmaşıyı toparlayamamış ama aynı zamanda kitabı sevmiştim. Puslu Kıtalar Atlası kitabının nasıl bir şaheser olduğunu ve edebiyatımızın en güzel postmodern örneklerinden biri olduğunu ne yazık ki kitabı bitirdikten sonra gerek buradaki incelemelerden gerek internetten yaptığım araştırmalardan öğrenecektim. Zaten Kitap üstüne yapılan araştırmalar ve tahliller bile kitabın edebiyatımızın hangi katmanında bulunduğunu belli ediyordu fakat ben ne yazık ki bunu geç farkettim. Uygulamada kitabı ‘okudum’ olarak işaretledim ama bunun hakkını gerçekten veremedim. Yazarın bir kaç kitabını da okuyup tarzına alıştıktan sonra yeniden okuyacağım ve okuduktan sonraki fikirlerimi bu incelemenin altına ayrı olarak yazacağım. Bu benim için bir ders niteliğindedir, sizin ilginizi çekmeyebilir. Ben kitap okurken; okuduklarımı anlamak, unutmamak ve kendimi geliştirmek için sürekli notlar alır internetten araştırmalar yaparım. Yazarın bu kitabını okuduğumda kafamda birleştiremediğim içindir İhsan Oktay Anar bana çok şey öğretti. Çünkü bu kitap için yaptığım araştırmayı (Ruh Adam kitabı haricinde) hiçbir kitapta yapmadım. Tanımının yapılması bile çok zor olan postmodernden girip modernizmden çıktım. Bunlar bir yana yazarı anlamak için onun tahlillerini, hakkında yazılanları okudum. Yani kitabı anlayamadım diye kitabın yarısı kadar da bu
1000k
Puslu Kıtalar Atlasıİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 202467,6bin okunma
Ayşegül isimli okura yanıt verildi
1000okur
Yorumunuz için teşekkür ederim. Fikir ve duygularımız çarpıştığı için mutluyum. Suskunlar kitabı bambaşka. Onunda incelemesini hatta tahlil denemesini yaptım. Onuda okursanız size fayda sağlayacaktır. İhsan Oktay Anar benim edebiyatımın baş tacıdır. Değeri gerektiği kadar bilinmez. Teşekkür ederim .🙏