Bir insanın hayatı nasıl yok olabilir? Hayatına giren insanlar bireyde nasıl afet etkisi yaratabilir? Acı içinde yürek dağlanırken kalabalıklar içinde kimsesiz nasıl kalınabilir? işte bu soruların ve daha fazlasının cevaplarını bu kitapta buldum..
Kiminin tuttuğu yol insanı muvaffakiyete götürürmüş kiminin tuttuğu yol da Şahikaya çıkarırmış. Bu minvalden hareketle kitap üzerine şunları ifade edebilirim ki okurken büyük bir yolculuğa çıkıyorsunuz hiçbir şey göründüğü gibi olmadığı kadar görünenin de çetrefilli bir savaş olduğunu gözlemliyorsunuz...
Aslında şunu belirtmek te fayda var ki birey ne kadar psikolojikmen savunmasız olursa , çocukluğu yeterince yaşanmamışsa ileride oluşan özgüvensizlik ferdi acınacak duruma düşürüyor. Hayatımızda neyi nasıl yaşadığımız önemli olduğu kadar karşılaştığımız insanlar da oldukça mühimdir. Zira dünyamızı cennet bahçesine çevirecek olan da insandır, zindana çevirecek olan da insan.. Hem insan dediğimiz, insandan kaçıp yine insana sığınan bir varlık değil midir? Öyleyse hayatta en dikkat edilmesi gereken durum hayatımıza aldığımız, yoldaş bildiğimiz insanların nasıl olduğudur. Çünkü şöyle düşünelim, kitabı okuduğunuzda da göreceksiniz ki eğer bireyler ne kadar sağlıksız, huzursuz, doyumsuz olursa o evlilikten meydana gelen çocuklar da ileride hastalıklı bireyler olarak topluma karışmaktadır. Kitabı okurken bir annenin çocuk üzerindeki etkisini , bir babanın çaresizliğini , onu anlamayan yetinmeyen insanlar arasında yıllarca sabredişini , en avam tabirle bir kadının eşini rezil de vezir de edebileceğini göreceksiniz. Ve kitaptan geriye Acımak mefhumu ve bir babanın kalbim kızgın demirle dağlanarak duygusunu kaybetmiş gibi hiç bir şey hissetmiyorum ifadesi kalacak. Ve bir süre sizde acıyacaksınız....