8/10
·108 syf.··
Beğendi
·
2026 126. kitabı
Herkese Merhaba Bugün sizlere Zarif Oktay kaleminden Zarif Örgüler 3 kitabının yorumu ile geldim Haziran ayının sıradaki kitabı 2026 yılı basımlı 107 sayfalık bir kitap •Normalde buralarda beni hep sayfaların arasında, bambaşka dünyalarda gezerken görmeye alışkınsınız, biliyorum. Ama benim için o okuma maratonlarının arasında zihnimi dinlendirmek, kahvemi yudumlarken el emeği bir şeylerle uğraşmak inanılmaz bir terapi. •Kitabın içeriğinde hırkalardan yeleklere, kazaklardan bluzlara kadar her tarz için ayrı bir model var. Benim en çok aklımı başımdan alan iki model oldu: •Biri o pofuduk, sıcacık duran pembe Puffy Hırka. Hırkanın o sağa sola çaprazlama ilmek tekniklerini, dik yaka detayını örgüye hiç başlamamış birinin bile anlayacağı şekilde adım adım, fotoğraflarla anlatmışlar. Diğeri ise renk geçişlerine bayıldığım, angora iplerle örülen o kruvaze yakalı bluz. •Hangi model için kaç yumak gidiyor, şiş numarası ne olmalı, kaç ilmekle başlanıp nerede artırılacak, A'dan Z'ye her şey o kadar pratik ve net ki, örgüyü sadece bir hobi değil, kendi modanızı yaratma sanatı haline getiriyor. •Yazar Zarif Oktay, İlmek İlmek Sanat diyerek yola çıkmış ve yünün o büyüleyici, sıcak dünyasını zarif bir dille aktarmış. •Arka kapağında ki sözü çok sevdim; Yün, yalnızca bir iplik değil; bir miras, bir tutku, bir masaldır, diyor. Gerçekten de öyle. Eğer siz de bu ara hem zihninizi dinlendirecek hem de bittiğinde bunu ben yaptım diyerek gururla giyeceğiniz tasarımlara imza atmak istiyorsanız, bu rehbere mutlaka bir şans verin derim. Yazarımızın kalemine sağlık Okumayı ihmal etmeyin im t u b i s ʚĭɞ
Zarif Örgüler 3Zarif Okay · Parlayan Kitap · 20261 okunma
9/10
·230 syf.··
Beğendi
·
2026 616. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2026 22:24
"Kimya bilimine giriş niteliğindeki bu kitap, periyodik cetvelin gizemini ve kimyanın mesleki alanlardaki izdüşümlerini somut örneklerle ele alması bakımından, bu alanda temel bir vizyon kazanmak isteyen tüm okurlara tavsiye edilmektedir."
107 Kimya ÖyküsüL. Vlasov · Tübitak Yayınları · 2005166 okunma
Reklam
Üç Başı Mamur Bir Ankara Romanı: Ankara! Mon Amour
Puan vermedi·167 syf.··
2026 27. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 05 Mayıs 2026 23:26
Bu yazıya kadar, hakkında yazdığım kitaplar, özellikle de romanlar, hep gelip beni bulmuşlardı. Karşıma çıkmakla kalmayıp bir şekilde beni etkileyen bu kitaplar henüz bitmeden, zihnimde tahlil cümleleri dolaşıma giriverir, haliyle de dayanamayıp o eserler hakkındaki analizlerimi satırlara dökmek zorunda kalırdım. Dergimizin bu sayıdaki ana temasının ‘Ankara’da Edebiyat’ olacağı kararlaştırıldığında bir kere daha bana kitap analizi düştü. Böylece ilk defa bir roman hakkında yazmak için bizzat arayış içine girmiş oldum. Elbette Ankara’mız, edebiyat dünyamızda hatırı sayılır bir alan işgal ediyor ancak roman söz konusu olduğunda bu alan bir hayli daralıyor. Konusu bütünüyle ya da büyük oranda Ankara olan roman sayısı ne yazık ki bir elin parmaklarını geçmiyor. Ankara ile alakalı roman söz konusu olduğunda, edebiyata ilgisi biraz yoğun olan birçok kimsenin olduğu gibi benim de aklıma ilk gelen Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun ‘Ankara’sı oldu. Lakin bu roman, hakkında ziyadesiyle yazılan, birçok analize konu olan eserlerden biriydi. Ayrıca, İbrahim Eryiğit Hocamız, bu sayı için hazırladığı ve önceden vâkıf olduğum hayli zengin içerikli yazısında, söz konusu kitapla ilgili de kısa ama tatmin edici bilgilere yer veriyordu. Ve ilk seçenek böylece elendi. Bir de ‘Yaşanmayanların Romanı’ vardı tabii. Muhammed Ali Koçak ile tanışmama ve dergimizin yazarlarından biri olmasına vesile olan bu roman hem neredeyse bütünüyle Ankara’da geçiyor hem de Ankara’nın kadim tarihine dair birçok bilgi içeriyordu. Lakin onun hakkında da yakın zamanda web sayfamız ve e-dergimizde bir analiz yayınlamıştım. Araştırmamı sürdürürken nihayet istediğim özelliklere sahip romanı yakaladım. Hem adı hem de hikâyesi Ankaralıydı. Başta da ifade etmeye çalıştığım gibi bu sefer kitabı ben arayıp bulmuştum;
Ankara, Mon Amour!Şükran Yiğit · İletişim Yayınları · 20221,643 okunma
9/10
·168 syf.··
Beğendi
·
2026 49. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 02 Haziran 2026 10:37
KÜRK MANTOLU MADONNA (Roman) SABAHATTİN ALİ Toplumcu gerçekçi sanat anlayışını yazdığı roman ve hikâyelere yansıtan, bundan önce de yaşadığı hayata bu perspektifle bakan ve bunun bedelini ödeyen istisna sanatçılardan biri olan Sabahattin Ali’yi okumaya, onun en çok bilinen üç romanından biri olan Kürk Mantolu Madonna ile devam ediyoruz. Romanın merkezinde bulunan kahraman Raif’tir. Raif, anlatıcının bir şirketin muhasebesinde çalışmaya başladığında karşılaştığı sıra dışı bir mesai arkadaşıdır. Dış dünyaya karşı pasif bir tepkisizlik içinde olan Raif’i tanımaya çalışan anlatıcı, bir süre sonra onun hastalanıp öleceğine şahit olacaktır. Ölmeden önceki son akşam kendisine bir günlüğüne emanet edilen defter okununca, Raif’in dış dünyaya taşmayan iç dünyasının merkezinde, romanda sürekli “Kürk Mantolu Madonna” olarak anılacak olan Maria’nın bulunduğu anlaşılır. Tabiatı gereği çekingen olan Raif, babası tarafından Almanya’ya, ailece uğraştıkları sabun işinde kendisini geliştirmesi için gönderilir. Raif bir pansiyona yerleşerek yeni hayatına uyum sağlamaya çalışır. Biraz da resme meraklıdır. Bir resim sergisinde bir kadın portresini görüp duygusal olarak adeta kilitlenir. Resim onu o kadar çok etkiler ki etraftakiler bunun dedikodusunu yapmaya başlarlar. Resmi yapan ressam yanına gelerek onunla tanışır. Ancak Raif nazarını resimden ayıramaz. O günün akşamında pansiyondaki dul kadınlarla dışarı çıkar. Bu sırada resimdeki kadını kendilerine bakarken görür ve kolundaki dul kadını bırakarak onun peşine düşer. Bir barda keman çaldığını öğrenir. Onu takip ederek tanışır. Kadın da onu tanımıştır zaten ve bir önceki gün yanına gelip onunla tanıştığını hatırlatır. Raif şoktadır. Kadınla zaman geçirirler. Sıra dışı bir kadın olduğu bellidir. Hayata kendi başına tutunan, kendi
Kürk Mantolu MadonnaSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025376,2bin okunma
Puan vermedi·225 syf.··
2026 34. kitabı
·
18 saatte okudu
·
Okunma: 29 Mayıs 2026 16:28
"Kimsesiz çocuklar gibi bırakılmış, yaşlı insanlar gibi görmüş geçirmişiz; kabayız, üzgünüz, satıhrayız...galiba mahvolmuşuz." (S.107) Savaş karşıtı çok fazla kitap okuyunca bu kitap "ortalamadan iyiye yakın" sınıfında kalıyor :) Bir "Johnny Silahını Kaptı" değil yani! 19 yaşında 1. Dünya Savaşı için Fransız sınırında Almanya uğruna savaşan Paul'un ağzından savaşın acımasızlığını, vahşetin normalleşmesini okuyoruz. Asıl güzel yanı bu olağanüstü acımasızlığı olabildiğince dümdüz anlatıyor olması. Filmini daha önce izlemiştim ve yine kitapla film arasında bir bağ kuramadım. Bence kitabın duygusu çok daha derin. Behçet Necatigil'in çevirisine ayrıca bayıldığımı söylemem lazım, muazzam bir iş çıkarmış. İlgilisine tavsiyemdir. Keyifli okumalar dilerim.
Garp Cephesinde Yeni Bir Şey Yok (Ciltli)Erich Maria Remarque · Everest Yayınları · 20204,053 okunma
İÇİMDE YARIM KALMIŞ BİR KONUŞMANIN ÜZÜNTÜSÜ VAR!
10/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2026 37. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 28 Nisan 2026 09:00
Size de oluyor mu: Bir kitap okuyup, onu en derininizde hissettiğiniz fakat hissettiklerinizi kelimelerle ifade edemeyeceğiniz hissi? Herkese selamlar sevgili kitap dostlarım. İşte bana tam olarak böyle hissettiren o efsane kitabı inceleyeceğim: Kürk Mantolu Madonna Bu, kitabı ikinci okuyuşum. İlk okuyuşum sanırım 8-9 yıl önceydi ve kitap o zamanlar çok etkilemişti. Fakat bu okuyuşumda fark ettim ki sadece aşk değil bambaşka şeyler de aldım kitaptan… İnsan psikolojisinin derinlerine indim Sabahattin Ali ile beraber… Önyargılarımı yıktım… Raif Efendi’ye kızdı, öfkelendi bir yanım; ama bir yanım da kıyamadı, kendini buldu onda… Maria’nın satır aralarındaki fikirleri, kadın-erkek ilişkilerine bakışı, kitabın anlatıcı karakterinin yaşadıkları üzerinden dönemin toplumsal eleştirisi… O kadar dolu dolu buldum ki kitabı, sadece aşk kitabı demek inanılmaz haksızlık bence. Kitabı hemen herkes okumuştur ya da konusunu bir yerlerden duymuştur diye düşünüyorum. Bu yüzden konusundan bahsetmeden, bende okurken uyandırdığı duyguları sizlerle paylaşmak istiyorum. Önyargı… Sizce de insanlara çok önyargı ile bakmıyor muyuz? İş arkadaşlarımıza, markette-sokakta karşılaştığımız insanlara ya da komşularımıza uzaktan bakarak onlar hakkında türlü türlü fikirlere kapılıyoruz çoğu zaman. Suskunluğunu kibir, nezaketini eziklik, giyinişini yobazlık, kullandığı kelimeleri cahillik olarak değerlendirdiğimiz oluyor. Halbuki bir insanı tanımak bu kadar basit değildir. O insanın iç dünyasını, zihninin içini, fikirlerini, görüşlerini bilmek; anlamaya, tanımaya çalışmak lazımdır. Fakat Gülten Akın ’ın dediği gibi: “Kimselerin vakti yok durup ince şeyleri anlamaya…” İşte bizler de durup insanların inceliklerini, derinini görmek yerine; hızlıca yüzeysel olana bakıp geçiyor ve koskoca bir önyargıyla yaklaşıyoruz.
Edebiyat
Kürk Mantolu MadonnaSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025376,2bin okunma
Reklam
Reklam