111. "Onu ve kardeşini, dediler, beklet ve şehirlere toplayıcılar yolla,
112. usta büyücülerin hepsini sana getirsinler."
113. Bütün büyücüler/sihirbazlar da Firavun'a geldiler, "Kesin olarak dediler, galip gelenler biz olursak, bize mükafat kesin değil mi?"
114. "Evet dedi (Firavun), hem o zaman siz, kesin olarak gözdelerdensiniz."
• 105: Sana dağları soruyorlar. De ki: “Rabbim onları un ufak edip savuracak.
• 106: Yerlerini dümdüz, bomboş bırakacak.
• 107: Orada artık ne bir kıvrım ne de bir tümsek görürsün.
• 108: O gün herkes çağırıcıya uyar; ondan kaçıp kurtulma imkânı yoktur. Rahmânın heybetinden sesler kısılmıştır; artık çok hafif sesler dışında bir şey işitemezsin.
• 109: O gün -rahmânın izin verdiği ve sözünden hoşnut olduğu kimseler müstesna- şefaatin bir yararı olmaz.
• 110: Onların önlerinde ve arkalarında olanı O bilir. Onların bilgisi ise O’nu kuşatamaz.
• 111: Diri ve her şeyin varlığı kendine bağlı olan Allah’ın huzurunda yüzler (başlar) hicapla eğilmiştir; zulmü yüklenmiş olan ise hüsrana uğramıştır.
• 112: Mümin olarak dünya ve âhiret için yararlı iyi işler yapan kimseye gelince, o ne büsbütün, hatta ne de kısmen haksızlığa uğramaktan korkar.