Puan vermedi·400 syf.··
2026 27. kitabı
Kendini arayan bir ademin yolculuğunun ilk durağında, arzu ettiğinin tam hedefinde buldu kendini. Mevlâna'ın dediği gibi: "Susuzlar âlemde su ararlar, su da cihanda susuzları arar." Amaç belli olunca vuslata ermek için Allah kendine yakınlaştırmayı kolaylaştırır.  Güneş gibi doğmak batıdan olmaz. Doğuya gitmek gerek. Asım da yeniden doğmak için Türkmenistan'ın Merv şehrine yol alır. Orda karşılaştığı Serkan arkadaşıyla özlem giderirken nerden bilecekti aradığı ayağına geldiğini? Asım farsça bildiğinden arkadaşının bir kitabının tercüme etme teklifi üzere sonraki durağı Semerkand olur. Eline aldığı hatırat ile 1200'lı yıllara adım atmış oldu. Ve okuduğu her cümle bu gününe ışık oldu. Karanlık gecelerine kandil oldu. Kaybolduğu  dünyadan sıyrılıp ihlâsa erdi. O öğrendikçe okuyucu da öğreniyor. Kalbi hâlim oldukça okuyucunun yüreği daha çok yumuşuyor. Neticede bizimle tanıştırdığı Mevlâna Halid'tir. "Rüzgarın Ardından" eserinde aslında Asım'ın kendini bulma arayış yolculuğu az ve öz olarak  tamamen Mevlâna Halid'in otobiyografisi anlatılıyor. Yunus Emre'nin şu vecizesi Asım'ın durumuna ne kadar manidardır: "İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir. Sen kendini bilmezsen, ya nice okumaktır?" Eserden damlayan her sözcük âdeta vücudun ihtiyaç duyduğu her meyve tadındadır. Kalbi huzura erdiren, beyni bilgiye doyuran, ruhu ferahlatan harika bir ilim bilgisidir. Şeyh Şamil'in dediği gibi: "Allah'a giden yollar gökteki yıldız sayısından fazladır. Biz o yollardan birini arıyoruz." Yazar da bu kitabında da kalplere Allah'ı ve Allah'a giden yolun kapılarını açıyor. #kalbedüşensızı #hayatsondanbaşlar kitaplarını tavsiye ettiğim gibi #rüzgarınardından 'ı da tavsiye ediyorum. #biralıntı "Her yolun kendi yolcusu, her yolun kendine has bineği var. Kimi yol var dolanır gider,
Rüzgârın ArdındanElif Veske · Eşik Yayınları · 2020411 okunma
Puan vermedi·216 syf.··
2026 32. kitabı
1975 yılında sekiz kişilik aile Simca 1200 ile köye giriş yapar. Anneleri öğretmen oldugundan onlar alışıklar köyden köye taşınmalara. Baslarda babaları işi dolayısıyla Cuma günleri yanlarına gelip hafta sonu onlarla vakit geçiriyor ve tekrar şehre dönüyordu. Anneleri Mersedes her zamanki gibi kendini görevine okula cocuklara adamıştı. Onların payına da badem ağacını geçmeden büyümek düşmüştü. Yavaş yavaş köye alışmış arkadaslar edinmişlerdi ki babalarının haftasonu gelmeleri azalmıştı. Mersedes köydeki işitme engelli yalnız Emerita'yı çocukları bakması ve ev işlerine yardımcı olması icin yanına alır. Buradan itibaren kitap bir Emerita bir David'in tarafından ilerliyor. Özellikle Emerita'nın yazdıkları çok düşündürücü ve oldukça duygusaldı benim için. Emerita evi ve çocukları özellikle David 'i çok benimser aralarında görünmez bir bağ olusur ta ki aile köyden ayrılana kadar. Emerita bekler bekler... Kurgu çok guzeldi, 1970 ler de geçen yabancı bir film izliyormuşum gibi gözümde canlanarak okudum. Kurgunun hissettirdigi duygu sarmalı aldı götürdü,üzdü güldürdü en çok da Emerita'nın yazdığı bazı şeyler derin derin düşündürdü. Kitabın ismi Nankörler kitabın belli bir yerine kadar neden bu isim anlayamadım ama artık biliyorum. Bu arada sizce nankörlük nedir? Geride bıraktıgımız, unuttuğumuz her bağ için nankörüz... Ve galiba hepimiz biraz nankörüz. "Ebeveynler seni, sanki kendilerinin bi parçasıymış gibi alıp götürür. Sana her şeyin senin için olduğunu söylerler. Her yaptıklarının senin iyiligin için olduğunu. Sonra seni kökünden keserler, tıpkı bir bonsai gibi. Bu yüzden kötü büyürsün. Ve sonra her yanını böcek sarar." Reklam değil #okuduklarımıpaylaşıyorum #nankörler #pedrosimonbook #pedrosimon
NankörlerPedro Simón · İnkılâp Kitabevi · 202614 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·206 syf.··
2018 118. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 13 Aralık 2018 00:00
#göz daha önce okuduğum kitaplarından biraz farklıydı. 1200 sayfalık kitaplarına alışkın olunca "bunun 1000 sayfasını yazmayı unutmuş" dediğim doğrudur :) 200 sayfalık kitabın ilk 100 sayfası, alınan ifadeler ya da kitaptan alıntı yapmışcasına yazılmış. Bazı alıntı şeklinde yazıların aniden kesilip başka yerden devam etmesine kızdığım da doğrudur. İlk yüz, merak ve beklenti içinde geçerken, ikinci yüz gerilimle geçti. Alıştığım King kadar değildi tabi, sebebiyse en başta söylediğim gibi ilk kitabı oluşundan muhtemelen. Yeni başlayacak olanlar deneyebilir rahatlıkla. Beni daha çok kendimden geçirmesi lazım. Özetle, sınıf arkadaşlarının ucube olarak gördüğü bir başrol karakterimiz var. Çünkü bu karakterin dini saplantıları olan bir annesi ve özel bir yeteneği var. Ama gelin görün ki o caanım özel yetenek, onca hakarete, aşağılamaya, hor görülmeye dayandıktan sonra içinde büyüyerek bir silaha dönüşüyor. Kitabı sevdim mi evet sevdim... Keyifli okumalarınız daim olsun...
GözStephen King · Altın Kitaplar · 20238,2bin okunma
Puan vermedi·
Görsellerle zenginleştirilmiş bu sürükleyici kitap Orta Asya’nın orta çağdaki karanlıkta kalmış olan Aydınlanma Çağı’nı tarihi sıralamaya sadık kalarak ama kuru bir anlatımdan çıkartarak ortaya koyuyor. Dönemin en büyük zihinlerinin maceralı hayatları, büyüleyici başarıları ve modern dünyanın oluşumunu nasıl hazırladıklarını açık bir dille anlatan eser, olup biteni sebep-sonuç dairesi içinde okura sunarak zihinlerdeki sorulara cevap veriyor. Kitaba konu olan neredeyse tüm isimlerin Arapça yazmış olmasından ötürü Arap oldukları yönündeki yanılgıyı bertaraf eden kitap bugün Kazakistan’dan Afganistan’a ve Sincan’a kadar uzanan Orta Asya’da Türkî ve İranî halkların nasıl büyük medeniyetler inşa ettiklerini gözler önüne seriyor. Kayıp Aydınlanma 800 ilâ 1200 seneleri arasında en büyük ve gelişmiş kentlere, en zarif sanata ve hemen her alanda en ileri bilgi ve teknolojiye sahip olan Orta Asya’nın dünya ticaretini ve ekonomisini nasıl yönlendirdiğini anlatıyor. Orta Asyalılar gökbilimi, matematik, jeoloji, tıp, kimya, musiki, sosyal bilimler, felsefe ve ilahiyat başta olmak üzere hemen her alanda başarı elde etmişlerdi. Cebire ismini veren, hayal edilemeyecek bir isabetlilik ile dünyanın çevresini hesaplayan, daha sonra Avrupa’da tıbbın temelini oluşturacak eserler veren ve dünya üzerindeki en muhteşem şiirlerin birçoğunu yazan Orta Asyalılardı. Hatta Birûni keşfinden beş asır önce Amerika kıtasının varlığını öngörmüştü. Tarihte aynı mekân ve zamanda bu kadar çok bilim adamının bir arada olduğu başka bir dönem pek yoktur. Yazdıkları Thomas Aquinas’ın döneminden bilimsel devrime kadar Avrupa’yı derinden etkilemişti. Aynı şekilde Asya’nın büyük bir kısmı ile Hindistan’da da büyük bir tesir bırakmıştı. “Kayıp Aydınlanma” tarihin unutulmuş bir devrinin izini sürmekte, Asya’nın
Kayıp AydınlanmaFrederick Starr · Kronik Kitap · 2019535 okunma
10/10
·560 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
·
177 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 17:15
el-Mu'cemü's-Sağîr, büyük hadis hâfızı ve muhaddislerinden biri olan İmam Taberânî'nin en önemli eserlerinden biridir. Müellifin meşhur hadis külliyatı olan el-Mu'cemü'l-Kebîr, el-Mu'cemü'l-Evsat ve el-Mu'cemü's-Sağîr adlı üç mu'ceminin en küçük hacimli olan bu eser, hadis ilmi açısından büyük bir değere sahiptir. İmam Taberânî bu eserinde, hadis rivayetinde bulunduğu hocalarını alfabetik olarak sıralamış ve her hocasından bir veya birkaç hadis nakletmiştir. Eserde yaklaşık 1200 hadis yer almakta olup, hadislerin sened yapıları ve ravileri hakkında önemli bilgiler sunulmaktadır. Bu yönüyle kitap, sadece hadis metinlerini değil, aynı zamanda hadis rivayet geleneğinin tarihî yapısını da yansıtan değerli bir kaynak niteliğindedir. Hicrî üçüncü ve dördüncü asır hadis mirasının önemli temsilcilerinden olan Taberânî, uzun yıllar süren ilim yolculukları neticesinde topladığı rivayetleri titizlikle eserlerine aktarmıştır. el-Mu'cemü's-Sağîr de bu birikimin özlü bir örneği olarak kabul edilir. Eser, sahih, hasen ve zayıf derecelerde farklı rivayetleri ihtiva etmekte olup hadis araştırmacıları tarafından sened ve metin incelemelerinde sıkça başvurulan kaynaklar arasında yer almaktadır. Hadis ilmine ilgi duyan araştırmacılar, öğrenciler ve klasik İslamî kaynakları tanımak isteyen okuyucular için el-Mu'cemü's-Sağîr, hem rivayet zenginliği hem de hadis tarihi açısından önemli bir başvuru eseridir
el-Mu’cemu’s-Sağirİmam Taberânî · Hüner Yayınevi · 201923 okunma
Puan vermedi·208 syf.··
Beğendi
·
2026 15. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 21:38
Kitap,sadece kronolojik bir hayat hikayesi anlatmıyor; bizi Moğol istilasının yaşandığı,herkesin yönünü kaybettiği o sancılı ve yangın yeri gibi olan 1200'lü yılların Anadolusuna götürüyor.Her kafadan bir sesin çıktığı, insanların yarınından emin olamadığı zor bir dönem... Moğol baskısı ve ekonomik sıkıntılarla birlikte patlak veren Babai İsyanı Anadolu’nun sosyal ve manevi yapısını derinden sarsan büyük bir dönüm noktası olmuş. Anadolu’yu sarsan bu meşhur isyanı ve yarattığı o kargaşayı ilk kez bu kitapta öğrenmiş oldum. İşte tam bu yangın yerinin ortasında, Ahmet Yesevî ocağında pişen Suluca Karahöyük’e ,Horasan’dan gelip gönülleri sevgiyle, ilimle ve sabırla mayalamaya çalışan bir Hacı Bektaş Veli var. Kitaptaki asıl olay da tüm bu kargaşanın ortasında onun o sarsılmaz duruşu ve karakteri zaten. Kendisi koskoca bir manevi yük taşıyor ama dünyalar güzeli bir tevazusu var. Mesela dervişlik sohbetlerinde Kur'an karşısında "Ben" demeyi kibir sayıp ısrarla "Biz" demeyi öğütlemesi, rızkı ya da müridliği sadece bir kazanç kapısı gören köylülere karşı o sakin ama tok duruşu insana kendi hayatını sorgulatıyor. Bugün her yerde "ben" çığlıkları atılırken, o dönemin ortasındaki bu "biz" duruşunu örnek almamız gerek. Onun dünyasında sabretmek de öyle bir köşeye çekilip çaresizce beklemek değil; her şeye rağmen doğru kalabilmek, o zorlu ortama rağmen kötülüğe karşı sevgiyle ve ahlakla direnebiliyorken sabırlı olmaktı. Seksen küsur yıllık koca bir ömrün son sayfalarına gelip Kadıncık Ana’nın o sessiz gözyaşlarını okuduğumda içime acayip bir huzur oturdu. Zengin, fakir, yoksul demeden herkese dokunup, herkesi o güzel ahlakla mayalayıp gitmiş bir hayat... Uzun lafın kısası; o derviş sükunetini biraz olsun solumak ve bugünün dünyasında bize rehber olacak o asil karakteri yakından
1000Kitap
Hacı BektaşEmine Işınsu · Bilge Kültür Sanat · 2012187 okunma